Av.Murat ÇOBAN / ETKİHABER

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hazırlık Soruşturmasında Gizlilik Kararı

14 Mart 2011 Pazartesi 16:00

                           HAZIRLIK SORUŞTURMASINDA GİZLİLİK KARARI

            5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Yasası’nın 153/2. Fıkrası hazırlık aşamasında müdafiinin dosya içeriğini incelemesi veya dosyadaki belgelerden örnek alması soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecek ise, soruşturmayı yapan Cumhuriyet Savcısı’nın istemi üzerine o yer Sulh Ceza Hâkimliği’nce bu inceleme örnek alma yetkisinin kısıtlanabileceği hükmü yer almaktadır. Uygulamada bu kısıtlama kararını genellikle “gizlilik kararı’’ denilmektedir. Müdafi soruşturma dosyasını incelemek istediğinde  “dosyada gizlilik kararı bulunmaktadır inceleyemezsiniz” söylemi ile cevap verilmektedir. Ancak bu kısıtlama yetkisinin şüphelinin ifadesini içeren tutanak ön soruşturmayla ilgili bilirkişi raporu ile şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemler ve tutanaklar hakkında kullanılamayacağı hükmü de aynı maddenin 3. Fıkrasında yer almıştır. Yukarıda değindiğimiz CMK md. 153/2. Fıkra hükmü zaman zaman dar yorumlanmakta ve nadir de olsa keyfi kullanıma gerekçe yapıldığı uygulamada görülebilmektedir.

            Anayasamızın 36. Maddesi’nde  “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” denilmek suretiyle savunma hakkının Anayasal bir hak olduğu belirtilmektedir. Ancak kısıtlılık kararı bu hakkın kullanılmasına engel olmaktadır. 5237 sayılı Ceza Yasası’nın amacının kişi hak ve özgürlükleri korumak ve suç işlenmesini önlemek olduğu, 3. maddenin ise suç ve ceza orantılığına yer verilmiştir. Konuya bu açıdan bakıldığında kısıtlılık kararı ile kişi hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığı, kişinin en doğal hakkının “ne ile suçlandığını bilmesi’’ olması rağmen kısıtlama kararı ile Savcılığın buna engel olduğu ortaya çıkmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılama hakkını düzenleyen 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi hükmü “sanık müdafaasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklarına sahip olmak’’ hakkına sahiptir. Silahların eşitliği ilkesi olarak adlandırılan bu kuralın nasıl uygulanacağı gerek Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’nun ve gerekse de daha sonra oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatları ile ortaya konulmuştur. Buna göre, bir davaya taraf olan herkesin karşı taraf karşısında kendisini önemli bir dezavantajlı konumda bırakmayacak şartlarda, iddialarını mahkemeye sunabilmesi için makul bir fırsata sahip olabilmesi silahların eşitliği ilkesi olarak tanımlanabilir. Kendisini savunmak isteyen bir sanığın soruşturma dosyasına erişiminin engellendiği ve dosyada bulunan evrakın birer nüshasının şüpheli tarafından alınmasına izin verilmediği haller md. 6/3 ile birlikte okunduğunda silahların eşitliği ilkesinin ihlali anlamını taşır. Kanaatimizce asıl olarak soruşturmanın gizliliği ilkesinin kolluk aşamasında uygulanması gerekmektedir.

Günümüz uygulamalarında kolluk safhasındaki tahkikatın izleme ve teknik takibe dayalı olarak yapıldığı, olayla ilgili bu çerçevede tüm deliller toplandıktan sonra soruşturma evrakının ve varsa mevcut şüphelilerin Savcılığa sevk edildiği, artık bu safhadan sonra toplanacak yeni delillerin genellikle kalmadığı, bu nedenle soruşturmadaki gizliliğin bir öneminin de kalmadığı gerçeği söz konusudur. (bkz;İstanbul Barosu Dergisi,Kasım/Aralık 2010)

Bu yazı toplam 3546 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
23 Temmuz 2014 Çarşamba
EGELİ ETKİHABER
ÖZEL HABER