1. YAZARLAR

  2. Aykut Onur KALAYCI

  3. MERSİN'DEN GELEN PİSLİKLER / YILMAYACAK OLAN BEN
Aykut Onur KALAYCI

Aykut Onur KALAYCI

Yazarın Tüm Yazıları >

MERSİN'DEN GELEN PİSLİKLER / YILMAYACAK OLAN BEN

A+A-

MERSİN'DEN GELEN PİSLİKLER / YILMAYACAK OLAN BEN

 

MEŞGUL ETMEYİN YÜCE TÜRK ADALETİ’Nİ..

 

DÜNDE YAZDIM, BUGÜNDE YAZIYORUM, YARINDA YAZACAĞIM…

 

 

Karşındaki ile dans edeceksen önce ayakların yere sağlam basacak... Rakibin yani partnerin gibi seri olacak, adımlarını ona göre ayarlayacaksın... Ritme uyacak, hareketlerin karşındakine denk gelecek... Ha yapamıyorsan, ayaklar titriyorsa, beden hareketleri taşımıyorsa dansa hiç kalmayacaksın...

 

Normal yaşamda da…

 

Eğer karşındaki biriyle dans, mücadele edecek karakter, omurgan, haysiyet ve şerefin yoksa dansa hiç soyunmayacaksın. Hele hele dansa kalkman için cesareti eli kanlı örgüt veya örgütlerden alıyorsan o zaman başta Hakkın ve Yüce Türk Adaleti'nin her an ensene ineceğinden şüphe duymayacaksın. Değil mi Mersin'in haramzadeleri..?

 

ÖZELLİKLE HIRSIZLARI YAZDIĞIMDA ŞU OLUR...

 

Saygıdeğer okur, bir o adar değerli devlet erkânı, gümrük camiası çalışanları... Yıllardır gümrüklerde yaşanan olumsuzlukları hem yazılı hem görsel medyada yazdığım yazılar ve televizyon programlarında açıklamış ve tecrübeme dayanarak ne yapılması gerektiğini kamuoyu ve yetkililerle paylaştım ve paylaşıyorum. Ancak gel gelelim ki, özellikle devletin zarara uğratıldığı, fakir fukaranın boğazından geçeni çalan hırsız takımını yazdığım da ortalık birden karışır...

 

İMZASIZ MEKTUPLAR

 

Ne yapacağını şaşıran hırsız ve havarileri önce kendi mabatlarını temizleme yerine üzerime olanca hızla saldırırlar. Hani kendi pisliklerini, yazacakları imzasız mektuplarla, imzasız ihbarlarla bulaştırabilir miyiz' diye. Üzerlerindeki pisliği başkalarına da sıçratacaklarını zannederler... Oysaki yaptıkları, devleti hayali ihbarlarla yıpratmanın ötesine geçmez; Allah'a şükür geçmeyecektir.

 

Dile kolay...2007 yılından, aslında şöyle mi yazmalıyım bilmiyorum, FETÖ'nün gümrüklerde at oynattığı dönemden buyana yazdıklarımdan, konuştuklarımdan dolayı basın savcılıkları tarafından hakkımda tamı tamına 186 adet işlem yapılmıştır. Ve yine tamı tamına 186 işlem sonucunda da bir tek ceza almamışımdır. Bunun yanı sıra hayali isimlerle ilişkilendirilmiş, gümrüğün üst düzey bürokratlarının da adının karıştırıldığı mahkemelerde ifade vermiş, Allah'a çok şükür ki hepsinden alnımın akıyla çıkmışımdır. Devletin en yüce makamı boşa meşgul edilmiş, Amerika'daki şeytanın ihbarcı uşakları avuçlarının içlerini yalamışlardır...

 

ÖRNEĞİN; ŞEYTANIN UŞAKLARI....

 

Örneğin şeytanın uşakları, üzerlerinde kalınca pislik olan hırsızlar ve havarileri 2011 yılında ben ve gümrüğün üst düzey bürokratları ile ilgili bir komplo hazırlamışlardır. Amaç beni susturmak, gümrüğün üst düzey bürokratlarını zan altında bırakarak görevlerinden aldırıp yerlerine kendi adamlarını yerleştirmektir. Geçmişleri kahpelikler ve yetim hakkı yemekle geçen şerefsiz güruh baskı ve tanıdıkları örgütün kamuya sızmış elemanlarıyla gazetemin telefonlarını, hatta faksını, cep telefonlarımı bile takibe aldırmıştır. O yıl imzasız mektuplar ve asılsız maillerle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı aralarında benim de olduğum 24 kişi hakkında '5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na Muhalefet, Rüşvet ve Görevi Kötüye Kullanmak' iddialarıyla soruşturma başlatmış ve her zaman olduğu gibi 2017/55944 sayılı karar ile hakkımda ve hakkımızda 'KOVUŞTURMAYA GEREK YOKTUR' kararı verilmiştir.

 

DİYECEKSİNİZ Kİ ‘KİMDİR BUNLAR?’

 

Sonradan İstanbul ve Ankara'dan geldiğini öğrendiğim bu olayın şer cephesinin tamamına yakını FETÖ'cü çıkmıştır.

 

Peki, şuan soruşturmayı yapan polisler, savcı, dinleme kararını veren hâkim nerededir? 15 Temmuz'da vatan evlatlarına ateş açan FETÖ'nün uşaklığını yapan örgüt adına hareket etmekten cezaevindedir. Peki, 2011 yılında ihbarların yapıldığı ana merkez olan İstanbul'da kimler görevlidir? Mesela o görevlilerden biri olan yetkili şimdi Mersin'de ne haltlar etmektedir? Haydi biraz beyin jimnastiği yapın, yapın ki anlattıklarımı çorap söküğü gibi ortaya çıkarın... Yukarıdan aşağıya gümrük çetesinin kimler olduğunu ya da hala daha kimlere görev verdiğinizi bir anlayın...

 

YIL 2019 ŞEYTANIN UŞAKLARI İŞ BAŞINDADIR!

 

Yıl bu yılı gösterdiğinde, FETÖ'den arda kalanlar, şer ve hırsızlık şebekelerinin liderleri, gümrükteki kankaları halen eskiden kaldıkları yerden devam etmeye çalışıyor. Yine imzasız mektuplar, asılsız mailler vs... Sonuç... Sonuç hep aynı 'Ya savcılar mektupları yırtıp çöpe atıyor ya da 'Takipsizlik' verilerek 'Bakın Aykut bey işinize' deniliyor. Peki, 2019 yılında neler yazmışım. Kimleri kızdırmışım şöyle bir bakıp, kimleri kızdırdığımızı deşifre edelim mi?

 

FİTİL MART AYININ BAŞINDA YAKILDI

 

Mart ayının başında, Ankara'da bu güne kadar yaşanmamış bir olay yaşanır. Teftiş Kuruluna Whatsapp hattından (Teftiş Kurulu’nun Whatsap hattı olduğunu da öğrenmiş olduk) ihbar gelir. İhbar, ihbarlıktan öte bir senaryo, bir oyunun ta kendisidir aslında. Dönemin Mersin Bölge Müdürünün gidişiyle perde açılmış, oyun başlamıştır. Alakasız kişiler birbirine montelenen isimler.

 

YİNE MART 2019 - YER KOCAELİ

Ankara’da başlayan oyun için bir başrol oyuncusu hazırlanır. Oyuncu, Gürbulak’ta görevini yapamadığı için görevden alınan ancak hal böyleyken kritik görev yerine ataması yapılması istenen kısaca oyunun oynandığı bölgeye, bölge müdürü yapılmak istenen biridir. Bu kişin hemen kulağına iki dostu tarafından fısıldanır ‘Kendini hazırla, ekibini kur. Haydi hayırlısı olsun’

YER İSTANBUL / YİNE AYLARDAN MART 2019

Mersin’de muayene memuru olarak çalışan meşhur müteahhit ve dostu İstanbul’a hareket ederler. Öyle ya fitil ateşlenmiştir artık. İstanbul’da iş yapan bütün büyük iş adamlarını gezip artık kontrolün kendilerinde olduğunu yeni dönemin başladığını söyleyip tek, tek müşteri toplarlar. Müşterilere 'Aman derler aman işler hallolana kadar Mersin'e değil, Adana'ya geleceksiniz, görüşmeler orada olacak...

SIRA PERDEYİ AÇMAYA GELMİŞTİR

Mart ayının başından itibaren birileri Mersin'de yeni denge kurmak, istedikleri gibi at oynatmak, aynı zamanda kontrol edebilecekleri birisini bölge müdürü yapmak için olanca gücüyle çalışırlar. Çalışmalarının en önemli bölümünde Dönemin Bölge Müdürü biletini kestirirler. Aslı astarı olmayan bir ihbar mektubuyla başta dönemin bölge müdürü olmak üzere bazı görevliler soruşturma açılmadan görevlerinden alınırlar.. Artık sıra 'PERDE' demeye gelmiştir...

BÖLGE MÜDÜR VEKİLİ MERSİN'E GELİR

Kendisi için yoğun uğraşlar verilerek koltuğuna oturan vekil gelir gelmez şükran borcunu ödemek için harekete geçer. Öyle ya bu vicdani bir borçtur. Hemen bir toplantı yapar. Yok makamda değil! Arkadaşlar, dostlar İskele diye bir restaurantta toplanır (Bendeki resimler öyle diyor) Toplantının ana konusu 'Hangi kelleleri vurursak önümüzde engel kalmaz' dır. Koca gümrükte kelle avına çıkılır. İki gün içinde yeni şef belirlenir ve yeni şefin emriyle de gümrük müdürü değiştirilir. Sebep bellidir istenildiği gibi liste yapmak... Bu arada önceden planlandığı gibi Urfa Gümrük Müdürü geçici görevle bölge müdür yardımcısı vekilliğine getirilir. Bu beyzadenin son tayinlerde ataması Antalya Kaş Gümrük Müdürlüğü’dür. Bu vekil bölge müdür yardımcısı yanında Urfalı dostlarını da getirir. Yeni bölge müdür vekiline dışarıda işlerini yürütecek birisi de lazımdır ve bu iş için biçilmiş kaftan Urfalı 'emrinizdeyim' diyerek göreve talip olur.

SAHA TEMİZLİĞİNE SOYUNULUR

Mersin - Urfa hattında şimdi sıra saha temizliğine gelmiştir. Bölge müdür vekili beraberindekilere önce nasihat verir. 'Aman..! Saha temizlensin bir kaç ay duralım. Gözler üzerimizden başka yere çevrilsin.. Ondan sonra başlayalım...'

Yapılacak saha temizliği için kısa bir süre sonra aranan kan bulunur. Urfalı'yı iyi bildiği, daha önce emrinde olduğu yeni bölge müdür yardımcısı vekiliyle Urfa üzerinden transitler ile bütün sahayı temizler. Temizler derken aman yanlış anlamayın sahayı arap sabunu, deterjanla falan değil hani kendileri için temizlerler... Anladınız onu...

Saha temizliğinin ardından keyifler yerine gelmiş; Mersin-Urfa hattı tam randımanla çalışmaya başlamıştır.. Dostlar, kankiler ile al gülüm ver gülüm kısaca her şey yolundadır. Ne zamana kadar.. Duyduğum zaman daralıyormuş.. Gereken yapılıyormuş!

BİRİNCİ PERDE BİTİNCE...

Birinci perde bitince hemen ikinci perdeye geçilir. Yazımın başındaki ihbarla ilgili soruşturma başlatılır. Peki nedir soruşturma konusu derseniz; hem vallahi hem billahi çocuklar bile güler bu işe. Soruşturmanın konusu 'FASULYE BEYANNAMESİNDE USULSÜZLÜK' olduğudur.

Oysaki fasulye de vergi yoktur. Nasrettin hoca misali, ipe un sermekse amaç kim ne derse boştur, önlerine engel çıkartacak kim varsa katli vaciptir.

SON PERDE BANA UYARLANMIŞTIR

Katli vacip olanlar arasında olmazsa olmaz olan Aykut Onur Kalaycı vardır. Artık oyunda son perdeye gelinmiştir; bu oynanan oyunun son perdesi, kahramanı bendenizdir. Yazılarıma başlayınca, tehditler de başlar. Daha da yazdıkça tehditlerin dozu artar. Edilen hakaretlerin haddi hesabı yoktur. Ama bakarlar ki, karşısında tehditlerden korkmayan bir gazete ve gazeteci vardır. O zaman ne yaparlar hep yaptıklarını... Pislik atmaya kalkarlar. Oysaki daha önce de Mersin'i kaleme almış, yine aynı senaryolarla karşılaşmış, ne kalemimizi satmış, ne de harama el uzatmıştık.

O ÜNİVERSİTEDEN KİMLER ARKADAŞ Kİ?

Mersin ile Urfa'nın çekirgeleri sizin tehditleriniz bana vız gelir. Sizin gibilerin tehditleri de bana vız gelir. Dün nasıl yazıyorsam oynadığınız iğrençlikler karşısında sizi ve kurduğunuz düzeni daha çok yazacağım. Bir değil, on tane ihbar mektubu yazsanız, ben on birinci haberi köşemi yazacağım. Unutmayın dansa ayak uydurmanız için önce karşınızdaki gibi olmalısınız. Önce temiz olmalısınız ki, karşınızdaki ile mücadele edebilesiniz.

Yazdığınız son iğrençliği savcılık yırtıp attı. Hani beni, birçok ismi hatta İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu bir bakan yardımcısını da monte ettiğiniz ihbarlarınızı..

Sizi çözdüm de, bu olayda çözemediğim bir şey var: Bu üniversiteyi, o üniversitede ki bakan yardımcısını neden monte ettiniz iğrençliğinize? Mersin'deki bölge müdür vekili oradan mezun Hay Allah...! Yoksa geçmişe dayalı kuyruk acısı var?

Görüşeceğiz, görüşmek üzere

 

-YAZAR NOTU-

Değerli okurlarım, öncelikle sizlerin ve tüm İslam Alemi’nin Mübarek Kurban Bayramını şimdiden kutlar, Allah katında kurbanlarınızın makbul olmasını diler ve bayramın getirdiği kardeşlik, dayanışma ve kaynaşma ruhunun bir kez daha pekişmesini temenni ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
30 Yorum