09 Haziran 2026
Altın 6424.09
BIST 13924.58
Dolar 46.1171
Euro 53.3782
Sterlin 61.8209
Ankara 25°C

Diğer Yazılar

"TBMM"

TBMM

Değerli Okurlarım; bir önceki yazımı 15 Nisan 2011 günü yazmışım. Uzunca bir aradan sonra yeniden sizlerleyim. Asli görevimden fırsat buldukça düşünce ve gözlemlerimi bu köşeden aktarmaya çalışacağım.

Daha ilk yazımda ağır siyasi konulara girmek istemediğimden, meclisimize ilişkin bazı bilgiler vereceğim. Kısaca magazinel bir yazı olacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisine ziyaretçi olarak günde yaklaşık 10.000 kişi geliyor. Özellikle partilerin grup toplantılarının yapıldığı salı günleri bu sayının daha da arttığını söylemek mümkün… Her gelenin bir derdi var ve çare arayışında. Kimi çocuğunu işe sokabilmek, kimi tayin yaptırmak, kimi ucuz kredi çıkarttırmak, kimi hastasını tedavi ettirebilmek, kimi de memur sürdürmek için torpil arıyor. Bu arada param yok memlekete gidemiyorum diye vekillerden üç beş kuruş koparmak isteyen uyanıklar da yok değil!

Doğal olarak meclis lokantası her gün bu sayıda insanı ve personeli doyuracak şekilde yemek çıkarıyor. Hemen söyleyeyim, milletvekillerin çoğu gerek formlarını korumak ve gerekse sağlık nedenleriyle ağır yemeklerden kaçınıyorlar.

Genel kurul dışarıya bakan penceresi olmayan devasa bir salon. Dolayısıyla doğal olmayan şekilde havalandırılıp, ısıtılıyor.  Milletvekilleri ve kavaslar dışında bir başka görevlinin bu bölüme girmesi ve içeriye yiyecek içecek sokmak kesinlikle yasak. Konuşmaların dışarıya sızmaması açısından genel kurula iki kapıdan geçmek suretiyle girilebiliyor. Turuncu renkli ceylan derisi koltukların oldukça rahat olduğunu söyleyebilirim.

Meclis genel kurulunda zaman zaman gizli oturumlar gerçekleştiriliyor. Böylesi durumlarda işitme engelli kavaslar görev alabiliyorlar. İçeride konuşulanların belli bir süreyle açıklanması yasak… Lakin merak edenler için söyleyeyim, içerde öyle gizlenecek şeyler dile getirilmiyor.

Aksi bir karar alınmaz ise genel kurul; salı, çarşamba ve perşembe günleri olmak üzere haftada üç gün çalışıyor. Sair günlerde vekillerin büyük çoğunluğu seçim bölgelerine giderek burada çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu nedenle pek çoğu evini Ankara’ya taşımadığından otel ve sosyal tesislerde kalıyorlar.

İktidar partisi bazen çalışma sürelerini artırıyor ve görüşmeler gece boyunca sürüyor. Aşırı yorgunluğa dayanamayan vekiller arka sıralarda uyumaya başlıyorlar. Tabii ki, basın mensuplarına bolca malzeme veriyorlar.

Genel kurulun idaresi iç tüzük hükümlerine göre yapılıyor. İç tüzük hükümleri muhalefet için adil olmayan hükümler içeriyor. Basit bir örnek vereyim; muhalefet milletvekili olarak bir bakana sözlü soru sorma süreniz sadece 1 dakika, buna karşın bakanın soruya yanıt verme süresi ise 20 dakika. Bakan, sorunun yanıtını birkaç dakika içinde verdikten sonra başlıyor kendi propagandasını yapmaya. Bu nedenle soru sormaya bile korkar hale geliyorsunuz.

İç tüzüğü iyi bilmek bir vekil için işin olmazsa olmazı… Zira iç tüzüğün hüküm ve boşluklarından yararlananlar veya grup başkan vekilleriyle arayı iyi tutanlar kürsüde konuşma olanağı buluyorlar. Bu fırsatı iyi değerlendirmek isteyen vekiller, cevval bir konuşma yaptıktan sonra seçim bölgesine selam göndermeyi de ihmal etmiyorlar. Sonrasında bu konuşma CD olarak alınıp, vekilin facebook sayfasına aktarılıyor ve sayfayı takip eden seçmenler de “vay be, bizim vekil ne güzel konuşmuş” diye tebrik mesajları gönderiyor.

Öte yandan siyaset çoğunlukla algı üzerine yapılıyor. İşin özü pek de önemli değil. Bir vekil mecliste ne kadar çok konuşursa, karşı tarafa ne kadar giydirirse, televizyonlarda ne kadar çok görünürse ve ne kadar uçuk sözler dile getirirse, o denli önemli siyasetçi olarak görülüyor. Yani vekil için reyting son derece önemli…

Ana binanın iki bahçesi var; genellikle birinde muhalefet, diğerinde ise iktidar partisi milletvekilleri gezinip, sigara içiyorlar. Genel kurulda son derece gergin olaylar cereyan etse de, bahçede farklı partilere mensup milletvekillerinin birbirlerine sigara ikram etmeleri, hatta bir simidi paylaşmaları alışıldık bir durum.

Meclisin en renkli bölümü ise kulisler. Muhalefet ve iktidarın ayrı kulisleri var. Keza muhalefet kulisinde  kural olmamasına rağmen CHP, MHP ve BDP’lilerin özel oturma yerleri var. Yine Devlet Bahçeli geldiğinde her daim aynı yere oturuyor.

Kulisteki dedikodu, ev gezmelerindekine on basar. Başbakanın hastalığından tutun, CHP’deki muhaliflere, MHP kurultayında neler olabileceğine kadar bir yığın sözler ortada dolaşır. Kulisler, karşı partilerin dedikodusundan çok parti içindeki rekabetin ve anlaşmazlıkların dile getirildiği yerlerdir. “Ben olsam” diye söze başlayan vekiller, parti yönetiminin uygulamalarını bir yandan eleştirirken, diğer yandan ah şu parti benim elimde olsa neler yapmazdım duygusunu ele verirler. Kısaca hemen her vekil kendisini potansiyel genel başkan olarak görür.

Eski vekillerden edindiğim bilgiye göre, bu parlamento dönemi tarihteki en gergin olanlarından biri. Özellikle tutuklu vekillerin belirsiz durumları ve iktidar partisinin bu vekillerin tutuksuz yargılanmaları konusundaki isteksiz tavrı gerginliğin en önemli nedeni…

Bunun yanında iktidar ve muhalefet arasında ciddi bir güven bunalımı söz konusu. Taraflardan birinden gelen talep veya kanun teklifine her daim kuşkuyla bakılıyor. Güvenin olmadığı yerde ortak aklı egemen kılmak da mümkün olamıyor. Dolayısıyla genel kurulda sık sık kavgalara tanık oluyoruz. Araya giren olmasa ciddi yaralanmalar olabilecek iken, meclis başkan vekilinin ara vermesiyle sükunet sağlanıyor. Kuliste yatıştırıcı sözlerden sonra bir şey olmamış gibi çalışmalar devam ediyor..

Meclisin kuşkusuz en renkli siması Kamer Genç… Ayrıca 30 yıldır vekil konumunda biri olarak engin bir deneyime sahip, kaldı ki kürsü hakimiyeti dolayısıyla hiçbir lafın altında kalmıyor. Bu nedenle AKP’lilere ona laf atmamaları yönünde talimat verilmiş.

Sanırım hazır cevaplık konusunda en mahir vekillerden biri Muharrem İnce’dir. Muharrem beyin bu yeteneğine ilişkin bir örnekle yazımızı bitirelim.

Geçenlerde uluslararası bir anlaşmaya ilişkin yasa tasarısı konusunda CHP adına konuşmacı İzmir vekili Dr. Aytun Çıray’dı. Bu konuşmadan sonra AKP adına kürsüye gelen Kayseri vekili Mustafa Elitaş; “uluslararası bir tasarıyla ilgili CHP’nin diplomatı yok mu, bakın tıp doktorunu konuşturuyorlar. Bunlar daha kimi konuşturacaklarını dahi bilmiyorlar” diye alay etmeye başladı. Bu sözler üzerine kürsüye çıkan Muharrem İnce’nin yanıtı oldukça ince bir hazır cevaplığı içeriyordu: 

“Sayın Mustafa Elitaş sen de milletvekili olmadan önce Kayseri’de koltuk, çekyat, kanepe satıyordun, o zaman ev malzemesi konusu söz konusu olmadıkça bir daha çıkıp konuşma.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.