1. YAZARLAR

  2. Saygı ÖZTÜRK

  3. Uyku tulumundan "Parmaksız Zeki" çıkarıldı!
Saygı ÖZTÜRK

Saygı ÖZTÜRK

SÖZCÜ
Yazarın Tüm Yazıları >

Uyku tulumundan "Parmaksız Zeki" çıkarıldı!

A+A-

Uyku tulumundan "Parmaksız Zeki" çıkarıldı!

Şemdin Sakık, PKK içinde "Parmaksız Zeki" olarak bilinir. PKK'ya 1982 yılında katıldı. Örgütün en üst görevlerinde bulundu. Bingöl yakınında 33 erin şehit edildiği yıllarda gündemden hiç düşmedi. PKK'nın başı Abdullah Öcalan'la görüş ayrılıklarına düştü. Defalarca yargılandı, affedildi. 1998'de Kuzey Irak'ta Barzani'ye sığındı. O, 14 yıldır cezaevinde. Gizli tanık “Deniz”in Şemdin Sakık olduğu açıklanmasıydı gündeme bile gelmeyecekti.

Diyarbakır'da Askeri birliğin bulunduğu alanda bir helikopter bekleniyordu. 3 minibüs, birkaç otomobil askeri birliğin uç noktasına doğru ilerledi. Komutan, saatine baktı, ardından başını yavaş yavaş kaldırıp gök yüzüne baktı. Yanındakilere "gelmek üzereler" dedi.

Orada bulunanlar, komutanın beklediği kişinin kim olduğunu bilmiyordu. Sessizce beklediler. Az sonra bir helikopter yaklaşmaya başladı. Ardından bir helikopter daha. İşte o an, Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Engin Alan "Parmaksız Zeki'yi getiriyorlar" dedi. Orada bulunanlar şaşırdı, bazıları "acaba şaka mı yapıyor" diye aklından geçirdi. Belki o gün değil ama bugün her şey şaka gibi. Çünkü, Engin Alan “terörist” olarak yargılanıyor…

Ne olur beni öldürmeyin

Helikopterlerden askerler inmeye başladı. Ellerinde uyku tulumları içinde birileri vardı. Tam 4 uyku tulumu indirildi. Bunlar hemen minibüslere konuldu. Minibüste bir görevli "hangisi Parmaksız Zeki" diye sordu. Birisi "sağdaki o" dedi. O an, silah arkadaşının Sakık'ın emrindeki PKK'lılar tarafından nasıl şehit edildiğini düşündü.

Sorgu odasının önüne doktor koşarak geldi. Şemdin Sakık, vurulan iğne yüzünden hala kendisine gelememişti. Tıpkı, Abdullah Öcalan gibi o da uyutulmuştu. Şemdin Sakık ve kardeşi Arif Sakık'ın Kuzey Irak'ta yakalanmaları konusunda o günlerde müthiş senaryolar yazıldı. Ancak olayın iç yüzünü anlatan bir asker, "Sakık kardeşlerle birlikte iki de Iraklı vardı. Bozulan aracın tamiri sırasında, Şemdin küçük abdestini yapmak için tarlaya girdi. Kendilerine yardımcı olacağını sanan ve yanlarında duran araçtan inenler ise Özel kuvvetler mensuplarıydı. Şemdin’in kafasına silahı dayadı. Şemdin, tabancasını çekmek istedi ama boşuna. İlk sözü ‘ne olur beni öldürmeyin’ oldu. 4 kişi paketlenip getirildi” diyor.

Şemdin Sakık, kafasına silah dayıyan kişinin yüzünün çok tanıdık olduğunu söylüyor. Açıkçası, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın, kendisini getiren ekipte yer aldığını belirtiyor. Oysa, operasyonu gerçekleştirenler “Kesinlikle ‘Yeşil’in bulunmadığını” belirtiyorlar.

Sakık, röportaj için 50 milyar lira istedi

Sorgu odasının önünde, o güne kadar erler nöbet tutarken, Sakık'ın olduğu günlerde rütbeliler nöbet tutmaya başladı. Örgüt ile ilgili önemli bilgiler vermesi beklenen Şemdin Sakık, ilk günden itibaren konuşmaya başladı. Sorgunun başında bir yarbay vardı. O, Ergenekon davasından tutuklanan, faili meçhullerden yargılaması devam eden Albay Cemal Temizöz’den başkası değildi.

Yıllarca Şemdin Sakık için "böbrek hastası" deniliyordu. O yüzden seyyar dializ cihazıyla dolaştığı söylenirdi. Ancak, görüldü ki Şemdin Sakık'ın böbreklerinde bir rahatsızlık yok. Geldiği günlerde kendisine bazı ilaçlar verildi, daha sonra bunlar da kesildi.

Şemdin ve Arif Sakık ile birlikte Türkiye'ye getirilen 2 Iraklı ise sorgu odasına hiç alınmadı. Onlar, sessizce getirildikleri yere yakın bir yere bırakıldı ve bugüne kadar onların Türkiye'ye getirildiği de hiç duyulmadı.

Sorgucular, Şemdin Sakık'tan alabileceği bilgilerin önemli bir bölümünü almıştı. Sakık, bildiklerini anlatıyordu. Sakık'ın sorgulandığı aynalı odada, "Arteş" kod adlı bir itirafçı vardı. PKK'da önemli bilgilere sahip olan "Arteş"e, Sakık'ın söylediklerinin doğru olup olmadığı da soruluyordu. "Arteş" bazı olayları anımsatıyor, sorgucular da o konularda derinlemesine sorguya devam ediyorlardı.

Sonraki günlerde, "Arteş" kod adlı teröristle, Şemdin Sakık aynı odada kalmaya başladı. "Arteş" üniversiteden ayrılıp örgüte katılmış, sonra pişman olmuştu. Askerler, "Arteş"e büyük güven duyuyordu. Her şeyin doğrusunu anlattığını belirtirken, “örgütteyken örgüte, Devletin yanında ise Devlete doğruları söylüyorum” diyordu.

Şemdin Sakık'tan alınabilecek bilgiler alınmıştı. Sakık'ın basına konuşmasının da PKK'lılar üzerinde etkili olacağı düşünülüyordu. Durum,Şemdin Sakık'a söylendi. Sakık "Benimle röportaj yapacak kişiden en az 50 milyar lira isterim" dedi. Pazarlıklar sonucu miktarı 40 milyar liraya indirdi. Sakık’la cezaevinde röportajlar yapıldı. Ancak, kimse Sakık'la röportaj için o paraları vermedi.

Şemdin Sakık’ın tanıklığı tartışılıyor ama “gizli tanıklar”ın önemli bir bölümünün değişik suçlarından halen tutuklu olan ya da yargılamaları devam edenler olduğunu unutuyoruz.
-------

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.