08 Ağustos 2026
Altın 6659.72
BIST 13779.39
Dolar 47.6792
Euro 55.1258
Sterlin 64.2837
Ankara 24°C

"9 yıldır dayatmanın içinde olmadık!"

"9 yıldır dayatmanın içinde olmadık!"
Başbakan Tayyip Erdoğan, 'dindar nesil' tartışmasının hükümete yönelik bayat bir kampanya olduğunu söyledi.

103 yıldır temcit pilavı gibi ülkenin önüne getirilen bu oyuna gelmeyeceklerini vurgulayan Başbakan, "Bugün kopartılan fırtına da; Menemen hadisesinde, 27 Mayıs'ta, 28 Şubat'ta, AK Parti'nin kapatılması davası öncesindeki kampanyanın aynısıdır." dedi. "Dinî, millî ve manevî değerlerle yetişen bir nesil arzulamanın neresi yanlıştır?" diye soran Başbakan, her partinin bir gelecek nesil tasavvuru olduğuna işaret etti. Ancak, kimsenin bu görüşlerini topluma dayatamayacağını vurguladı. "Bunlar bize utanmadan, sıkılmadan mürteci yaftası yapıştırmaya kalkışıyor. 75 milyon vatandaşıma sesleniyorum; biz birilerinin geçmişte yaptığı gibi, öğrenci formatlama gayretinde değiliz. 9 yıldır ne yaptıysak onu yapmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

Partisinin grup toplantısında tutuklu gazeteciler konusuna da değinen Erdoğan, "İsrail'de bile tutuklu gazeteci yok." diyenlerin, ülkesine gidemeyen Filistinli yazarlar Naci Ali, Mahmut Derviş ve Burguti'ye haksızlık ettiğini dile getirdi.

Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde dindar nesil ve gençlik kavramı üzerinden bir kampanya yürütüldüğünü söyledi. Bunun son derece bayat bir kampanya olduğunu belirten Erdoğan, "Bu kampanya o kadar bayattır ki 13 Nisan 1909'dan, 31 Mart vakasından bugüne kadar tam 103 yıldır temcit pilavı gibi bu ülkenin önüne getirilmiştir." dedi. 31 Mart vakası ile başlayan irtica kampanyalarının, Türkiye'de periyodik aralıklarla milli iradenin gasbedilmesinde araç olarak kullanıldığını ifade etti. Şimdi de hükümete yönelik 'mürteci yaftası yapıştırılmaya kalkıldığı' eleştirisinde bulunan Başbakan, şunları kaydetti: "Türkiye hiçbir zaman irticaya prim vermedi ama bu sanal irtica korkusuna çok ağır bedeller ödedi. Kimi susturmak istedilerse mürteci dediler. Bugün dindar nesil kavramı üzerinde kopartılan fırtına; 31 Mart'ta İstiklâl Mahkemeleri öncesinde, Menemen hadisesinde, 28 Şubat'ta, AK Parti'nin kapatılması davası öncesinde yürütülen kampanyanın tıpkısının aynısı."

Başbakan Erdoğan, bu oyuna gelmeyeceklerini vurguladı. Siyasî mücadeleleri boyunca bu kampanyaların içinden geçtiklerini hatırlattı ve "Bize milletimizden başka hiç kimse istikamet çizemez." vurgusu yaptı. "Hem dindar ham çağdaş olamaz mı bir insan?" diye soran Erdoğan, dinî, millî ve manevî değerlerle yetişen bir nesil arzuladıklarının altını çizdi. Ancak hiçbir partinin kendi tasavvurunu topluma dayatamayacağını dile getirdi. "Biz birilerinin geçmişte yaptığı gibi, öğrenci formatlama gayretinde değiliz." ifadesini kullandı.

Erdoğan, 'dindar nesil' üzerinden kendisine yüklenen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na da şu tepkiyi gösterdi: "Bu hükümetin gizli ajandası var, bu hükümet takiyye yapıyor diyerek ensemizde boza pişirilmesine asla müsaade etmeyiz. Zira bizim iktidarımızda ikna odaları yok Kılıçdaroğlu. Bu ülkede on yıllar boyunca namaz kılanlar, oruç tutanlar, sakallılar, başörtülüler aşağılandı, dışlandı, ötelendi. Kur'an'ı öğrenmek isteyenlerin, imam hatip okullarına gitmek isteyenlerin yolları kesildi. İkna odalarında başörtülü kızlara işkence edenler CHP tarafından korundu ve milletvekili yapılarak ödüllendirildi."

Başbakan, konuşmasında diğer tartışmalara da temas etti. Erdo-ğan'ın konuşması özetle şöyle:

'İsrail'de tutuklu gazeteci yok' demek cahilliktir: Kılıçdaroğlu'na tavsiyede bulunmak istiyorum; eğer o yazar (Paul Auster) CHP'nin davetine icabet eder de buraya gelirse, lütfen Türkiye'den sonra birlikte İsrail'e gitsinler. Aksi takdirde bu seyahat eksik kalır. Şöyle Gazze'yi gören bir tepede birlikte piknik yapsınlar. 'İsrail'de tutuklu gazeteci ve yazar yok' demek, en hafif tabiriyle yalancılıktır. 'İsrail'de tutuklu gazeteci, yazar yok' demek, Mahmut Derviş, Naci Ali'ye, 30 yıl ülkesine gidemeyen Barguti'ye haksızlıktır.

Roj TV'yi de savun: Sayın Kılıçdaroğlu, cebinden gazeteci kimliği çıkan polis katili, teröristi savunuyorsun da Roj TV'yi niye savunmuyorsun? Git Danimarka'ya Roj TV'yi de savun. Batı'da gazeteciler darbe planlarının içinde yer almıyorlar. Hiç kimsenin Türkiye aleyhine böyle bir kampanyayı yürütme hakkı yoktur.

Dersim'i yasaklayacaksın, sonra da ifade özgürlüğü diyeceksin: Türkiye'de o kadar ifade özgürlüğü var ki bak senin yıllarca içine attığın Dersim meselesini bugün sen hariç tüm Türkiye sorguluyor. Bir Dersimli olduğun halde, kendi partin içinde Dersim konusunda konuşmayı yasaklayacaksın, Diyarbakır yönetimini görevden alacaksın, sonra yabancı gazetelere 'Türkiye'de özgürlük yok' diye makale yazacaksın. Açık söylüyorum, bırakın Türkiye'yi, CHP bile böyle bir genel başkanı hak etmiyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir