14 Şubat 2026
Altın 7075.06
BIST 12433.5
Dolar 43.7242
Euro 51.9199
Sterlin 59.5847
Ankara 11°C

AB de Türk Yargısından Endişeli

AB de Türk Yargısından Endişeli
AB'nin İlerleme Raporlarında Yargıda Yapılan Değişiklikler İle 'Tarafsızlık' Kaygısı Dile Getiriliyor!.
Yargı reformunun tartışıldığı Türkiye'de, yargının bağımsızlığından öte tarafsızlığı da tartışma konusu. Avrupa Birliği'nin (AB) 1998 yılından bu yana Türkiye için hazırladığı raporlarda yargının tarafsızlığından endişe ediliyor. 'İlerleme Raporu' adı altında yayınlanan yargı alanıyla ilgili gelişmelerde, yargının tarafsızlığı ile sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması eleştiriliyor.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)'nda Adalet Bakanı ve müsteşarının bulunmasından dolayı yapılan eleştiriler hakkında ise, raporda yüksek kurul toplantılarına Bakanın nadiren katıldığı vurgulanıyor.

Yargının, tarafsızlıktan daha çok bağımsızlığa vurgu yaptığını, istatistiki bilgiler gözler önüne seriyor. 1950-2006 arasında Yargıtay başkanları adli yıl açılış konuşmalarında tam 439 defa yargı bağımsızlığını vurguladı. Tarafsız ve yansız yargı kavramı kullanımı ise 138. Bunun 49 tanesi tek başına Sami Selçuk'a ait. Yargı başkanları 1950-2006 arasında adli yıl açılış konuşmalarında 439 defa yargı bağımsızlığı derken; sadece 84 defa yargının tarafsızlığı dedi.

AB'nin son on yılda yazılan ilerleme raporlarında da yargıda yapılan değişiklikler ile 'tarafsızlık' kaygısı dile getiriliyor. 2001 yılı ilerleme raporunda Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yeniden yapılandırılması ile ilgili olarak 1999 yılında yapılan anayasal ve yasal değişikliklerin yürürlüğe girdiği ve bu değişiklikler neticesinde, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin tüm üyelerinin artık sivil yargıdan atandığı belirtiliyor.

Bununla birlikte, avukatlarla görüşme ve bu mahkemelerin siviller ile ilgili yargı yetkisinde olduğu gibi Devlet Güvenlik Mahkemelerinde adil yargılamanın sağlanması amacıyla ele alınması gereken bir takım sorunlar halen mevcut olduğu ifade ediliyor. İfade özgürlüğünün suistimali isnadıyla 38 sivilin karıştığı 22 davanın ise askeri mahkemelerde görüldüğü kaydediliyor. Uygulamada, yargı bağımsızlığının kapsamı ile ilgili endişelerin devam ettiği vurgulanıyor.

2002 yılı ilerleme raporunda, açıklık, şeffaflık ve hukuki kesinlik açısından eksiklikler bulunduğu dile getiriliyor. Kanıtların bazı davalarda, aynı kanun hükmünü uygulayan hakim beraat kararı verirken, başka bir davada farklı yönde bir karar çıktığını gösterdiğine dikkat çekiliyor. Bu durumun kanunun yorumunun öngörülemezliği sorununu ortaya çıkardığı belirtiliyor.

Askeri mahkemelerin siviller üzerindeki yargılama yetkisinin kaygı oluşturduğu belirtilen raporda, 2001 yılında çoğu askerlik hizmetinden kaçmak için sahtecilik yapmak veya görev başındaki askere zorluk çıkarmak, tehdit etmek ve hakaret etmek suçlarından sanık 358 sivilin yargılandığı 176 davanın askeri mahkemelerde görüldüğü ifade ediliyor.

ASKERİ KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILDI!

2003 yılı ilerleme raporunda ise sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son verilmesi ve askeri yargılamaya ilişkin usul hükümlerinin daha önceki uyum paketlerinin ifade özgürlüğüne ilişkin hükümleriyle uyumlaştırılması amacıyla Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda değişiklik yapıldığı ifade edildi.

Askeri Ceza Kanunu'nun 58'inci maddesinde düzenlenen 'askerleri isyan ve itaatsizliğe teşvik, halkı askerlikten soğutmak ve milli mukavemeti kırmak' fiillerinden sorumlu olan genç veya yetişkin sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması imkanının ortadan kalktığı belirtildi.

2005 yılı ilerleme raporunda Askeri Ceza Yasası'nın sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına izin veren hükümleri hakkında ilave bir gelişme kaydedilmediği vurgulandı. Ancak, askeri mahkemeler tarafından yargılanan sivillerin sayısında 2004 ve 2005 yıllarında bir azalma olduğu belirtildi.

Raporda, "Yargı ve temel haklar alanındaki AB politikalarının amacı, bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı olarak Birliği sürdürmek ve daha da geliştirmektir. Bağımsız ve verimli bir yargı oluşturulması son derece önemlidir. Mahkemelerin tarafsızlığı, bütünlüğü ve yüksek standardı hukukun üstünlüğünü korumada esastır. Bu da, yargı üzerindeki harici etkileri bertaraf etmek ve bu alana yeterli mali kaynak ile eğitim imkânı sağlamak hususlarında güçlü bir kararlılık gerektirir." değerlendirmesine yer verildi.

2006 yılı ilerleme raporunda da askeri mahkemelerin sivilleri yargılama yetkisi bağlamında ilerleme sağlandığı ifade edildi. Haziran 2006'da kabul edilen Askeri Ceza Kanunu'nun ilgili hükümlerini değiştiren kanunla, askeri personel ile sivillerin birlikte suç işlemeleri hariç, barış zamanında siviller askeri mahkemelerde yargılanamayacaklar. Yeni Kanun askeri mahkemelerde yeniden yargılama hakkını da getiriyor. Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmış askeri veya sivil kişiler lehine bir AİHM kararı varsa, bu kişiler yeniden yargılama talebinde bulunabilirler.

ADALET BAKANI HSYK TOPLANTILARINA KATILMIYOR!!

AB'nin hazırladığı raporda, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)'ndan Adalet Bakanı ve müsteşarının çıkarılmasıyla ilgili talepler konusunda çarpıcı bir bilgi de veriliyor. 2006 yılı raporunda Adalet Bakanının HSYK Başkanı olmasına rağmen Yüksek Kurul toplantılarına nadiren katıldığı vurgulanıyor. Adalet Bakanının 6 yılda katıldığı toplantıların sayısı şöyle sıralanıyor: 2001 (9), 2002 (11), 2004 (8), 2005 (4) ve 2006 (2).

2007 yılı ilerleme raporunda, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki kaygıların sürdüğü belirtiliyor. Nisan ayında yeni Cumhurbaşkanının seçimi kapsamında Anayasa Mahkemesi'nin 4 aleyhte oya karşı 7 lehte oyla aldığı bir kararla Cumhurbaşkanlığı seçimleri için birinci ve ikinci turlarda milletvekili sayısının 2/3'ünün yeter sayı (367 milletvekili) olduğuna hükmetmesi ifade ediliyor. Bu kararın, Anayasa Mahkemesi'nin tarafsız hareket etmediği yönünde şiddetli siyasi tepkilere ve suçlamalara yol açtığı dile getiriliyor. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı alırken tarafsız olmadığına dair iddialara yol açtığı vurgulanıyor.

Yargının tarafsızlığı konusunda kaygılar sürerken; yüksek düzey yargı mensuplarının kamoyuna çeşitli vesilelerle siyasi yorumlar aktardığı ve bu yorumların ileride yargının tarafsızlığına gölge düşürecek niteliğe sahip olabileceği belirtiliyor. Yargının bağımsızlığı konusunda, HSYK bileşimine ve yargı müfettişlerinin raporlama şekillerine ilişkin bir ilerleme sağlanamadığı da vurgulanıyor.

Bazı vesilelerle, yargı veya yüksek mahkemenin kıdemli üyelerince, ülkede yargının yetkisini aştığı ve siyasi konularda belli bir tutum benimsediğine dair tartışma başlatan açıklamalarda bulunulduğunun altı çiziliyor.

TARAFSIZLIK VURGUSU 2009 RAPORUNA DA GİRDİ

2009 yılı ilerleme raporunda da yargı bağımsızlığı konusunda, hâkim ve savcı adaylarının seçimi için HSYK Kanunu'nda öngörülen usule ilişkin kaygıların devam ettiği dile getiriliyor. En belirgin eleştirinin ise, bu seçim için başvurulan kriterlerin sübjektif değerlendirmelere açık olduğu kaydediliyor. HSYK'nın yapısı veya adalet müfettişlerinin raporlama sistemi konusunda ilerleme kaydedilmediği vurgulanıyor.

Yargının, Silahlı Kuvvetlerin ve hâkim ve savcı derneklerinin kıdemli üyelerinin çeşitli vesilelerle mahkemeler ve yargı mensupları üzerinde baskı olduğu şeklinde algılanabilecek ve böylece önemli davalarda yargının tarafsızlığını tehlikeye düşürebilecek açıklamalarda bulunduğu ifade ediliyor.

Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve verimliliği konusundaki kaygıların devam ettiği belirtilen raporda, "Bağımsızlıkla ilgili olarak HSYK'nın yapısına ya da adalet müfettişlerinin raporlama biçimlerine ilişkin ilerleme kaydedilmemiştir. 2007'de çıkan bir yönetmeliğe göre, adalet müfettişleri, mahkemeden, yargı mensuplarının telefon konuşmalarının dinlenmesine yetki veren bir karar talep edebilmektedir. Şemdinli davası devam etmektedir. Davanın bugüne kadarki ele alınış biçimi ve daha önce davadan sorumlu olan sivil savcının görevden alınması, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun bağımsızlığı konusunda şüphe doğurmuştur." ifadelerine yer veriliyor.

Yargının, Silahlı Kuvvetler'in ve hâkim ve savcı derneklerinin kıdemli üyelerinin yargının önemli davalardaki tarafsızlığını tehlikeye sokabilecek açıklamalar yaptığı dile getiriliyor.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir