Denizli'de 24 yıldır Ahi Sinan yemeğini organizasyonunu yapan esnaflardan Mesut Aygören, Mehmet Ökti ve Ahi Sinan Esnaf, Tüccar ve Sanayiciler Yardımlaşma Derneği (AHİYAD) Başkanı Ali Ordu Kaleiçi'nde bir basın toplantısı düzenleyerek yapacakları Ahi Sinan yemeği hakkında bilgi verdi. Yemeğin organizatörlerinden Mesut Aygören 700 yıl önce Ahî Sinan tarafından verilen hayır yemeğinin bu yıl kendileri tarafından 10 bin kişiye yetecek şekilde bir ton kıymadan yapılacağını söyledi. Aygören, 26 Mayıs Çarşamba günü verilecek yemeğin, Kaleiçi esnaf kollarından olan demirciler, yorgancılar, keçeciler, hırdavatçılar, bakırcılar ve sarrafların katkısıyla yapılacağını ifade etti.
Mehmet Ökti de Ahi Sinan bizzat kendisinin dua ederek hacda pekmez ve un karışımı helva yaptığını açıkladı. Ökti, "Zamanında haçta helvayı yapıp ağasına teslim etmiş. Ağası haçtan döndüğünde Kale içinde pekmez ve un karışımı olan bu helvayı yapmış. Çok şifalı olduğu söyleniyor. Biz de Manisa'da mesir macunu nasıl meşhur olduysa bizimde amacımız Ahî Sinan helvasını tanıtmaktır. Ahi Sinan helvası pekmez ve unla yapılıyor. Atalarımız 'Unun varsa kavut yap, aklın varsa pekmeze kat.' demiş. Bizim unumuzda var, pekmezimiz de var. Bunun yapıp hayır olarak dağıtacağız." ifadelerini kullandı.
AHİYAD Başkanı Ali Ordu ise düzenleyecekleri hayır yemeğinin ardından esnafa kuşak bağlama töreni yapılacağını söyledi. Yapılan konuşmaların ardından Ahi Sinan yemeğine katkı sağlamak için yüzyıllardır Denizli'de esnaf yardımlaşma kazanı olarak kullanılan kilitli bir kazan çarşı içinde dolaştırılarak para toplandı. 1333'de Anadolu'yu geçen meşhur seyyah İbn-i Battûtâ Denizli'ye geldiğinde Ahî Sinan'ın tekkesinde kaldığı biliniyor.
İbn-i Battûtâ, Seyâhatnâme'sinde Ahiler hakkında şunları kaydediyor: "Memleketlerine gelen yabancıları karşılama, onlarla ilgilenme, yiyeceklerini, içeceklerini, yatacaklarını sağlama, ihtiyaçlarını giderme, onları ahlâksız ve edepsizlerin ellerinden kurtarma, şu veya bu sebeple bu yaramazlara katılanları yeryüzünden temizleme gibi konularda bunların eş ve örneklerine dünyânın hiçbir yerinde rastlamak mümkün değildir."
