ANKARA
Çelik, AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirinin sorularını yanıtladı, değerlendirmede bulundu.
Türkiye'nin etrafında çok üzücü olaylar yaşandığını ancak partisinin bu ortamda 25. yılına kavuştuğunu belirten Çelik, bunun müstesna bir değerde olduğunu söyledi.
Çelik, partisinin 25. yılını kutlamalarının kendileri için bir düğün, bayram niteliğinde olduğunu dile getirerek, "Siyasi tarihte az bulunur şekilde kesintisiz bir iktidarla bütün bu süreci Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürüyoruz. Bu 25. yılın yoğunluğuna bakıldığında 250 yıllık yol yüründü diyorum." diye konuştu.

Son birkaç yılda bile dünyada uzun yıllarda gerçekleşecek olayların yaşandığını anımsatan Çelik, "Tabii iç siyaset açısından da çok dinamik bir süreç. Bütün bu fırtınalar nasıl aşıldı, bütün bu yollar nasıl yüründü derseniz, bence Cumhurbaşkanımızın AK Parti'de kurumsallaştırdığı siyaset yapma biçimi en kıymetli şeylerin başında geliyor. Çünkü bütün bunları siyaset yaparak, toplumla buluşma biçiminizi doğru kurarak, toplumun verdiği onay sayesinde elde ettiğiniz iktidarla gerçekleştirebiliyorsunuz." ifadelerini kullandı.
Çelik, AK Parti iktidara gelmeden önce siyasi hayatın, toplumsal merkezden koptuğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
"Aslında toplumsal merkez, kendi taleplerini siyasi temsile dönüştürecek yeni bir siyasal organizasyon talep ediyordu. Dolayısıyla AK Parti kurulduğu andan itibaren toplumsal merkezin taleplerini siyasi temsile dönüştüren bir merkez parti olarak ortaya çıktı. Yukarıdan aşağıya siyaset değil, yani devletten millete doğru siyaset değil, milletten devlete doğru siyaset şeklinde bir anlayışın ortaya koyulması ve bunun her alana yayılarak yapılması çok önemli."
AK Parti iktidarı öncesi siyasi partilerin büyük bir çoğunluğunda toplumun sesini dinleme konusunda ciddi bir problem olduğunu dile getiren Çelik, göreve gelen iktidarların toplumun sorunlarını çözemediğini, bu yüzden kalıcı olamadıklarını anlattı.

"AK Parti halen milletin en yüksek teveccühüne sahip parti"
Çelik, AK Parti'nin, milletin talebini devlete yansıttığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Aslında devlet, toplum içinde belli kişilerin örgütlenmiş temsilini değil, milletin tamamının örgütlenmiş halini temsil eden bir yapı olarak, reformlara tabi tutulmaya ve dönüştürülmeye başlandı. Bütün bu sürecin sonu şudur, uzun yıllar kendi siyasi literatürümüzde vurgu yaptığımız merkez kavramlardan biri, sivil siyasetin üstünlüğüydü. Çünkü siyaset, sürekli olarak sadece oy verme mekanizmasına indirgenen, toplumla bağı konusunda yeterince düşünülmeyen, iktidara gelse bile birtakım vesayet unsurları tarafından tekrar elinden iradesi alınan şekli bir yapıya dönüştürülmüştü.
Mesela, vesayet odakları beğenmedikleri bir iktidar olduğunda o iktidarın teşkilatlarını, milletvekillerini istifa ettiriyorlardı ve onları bir bakıma işlevsiz hale getiriyorlardı. Ama Türkiye'nin en sancılı dönemlerinde bile, AK Parti teşkilatlarından bir kişiyi bile etkileyemediler. AK Parti milletvekillerinden hiç kimseyi vesayet unsuru haline getiremediler. Yani içerideki vesayet unsurlarının saldırısından Fetullahçı Terör Örgütü'nün saldırısına kadar çok yönlü saldırılar karşısında AK Parti'yi ayakta tutan şey, milletimizle kurduğu doğru bağ ve Cumhurbaşkanımızın bu siyaset tarzını AK Parti'nin temel dinamiği, omurgası olarak koruma konusundaki liderliğidir. Bu çerçevede bu bağ kurulmuştur ve AK Parti, bu kadar uzun bir yolu halen milletin teveccühüne en yüksek sahip parti olarak sürdürmektedir."
"Her şey siyasetin içindedir"
"AK Parti kurulduğu günden bu yana karşılaşılan kritik olayların nasıl aşıldığına" dair soru üzerine Çelik, kamuoyuna yansıyan ve yansımayan durumlar olduğunu söyledi.
Çelik, şunları ifade etti:
"Siyasi partiler oy alıyordu, iktidara geliyordu. Daha sonra sivil ayağını Cumhuriyet Halk Partisi'nin oluşturduğu, devlet içerisindeki ayağını askeri vesayet ve yargı vesayetinin oluşturduğu bir çember içerisine alınıyordu milletin seçtiği iktidarlar. O zaman da herhangi bir şekilde iş yapamaz hale geliyorlardı. Şöyle bir tabir çok kullanılırdı, 'Bu konu siyaset üstüdür. Bu konu siyaset dışıdır' diye. Halbuki demokratik bir yaklaşım açısından siyaset üstü bir konu olmaz. Siyaset dışı bir konu da olmaz. Her şey siyasetin içindedir. Bazı meseleler yüksek siyaset meselesidir. Bazı meseleler siyasetin olağan akışının içerisinde gerçekleşecek meselelerdir. Ama bir şeye 'siyaset dışı' dediğinizde, onun siyaset dışı ya da siyaset üstü olduğuna kim karar veriyor?"
"Siyaset üstü" denilerek milletin seçtiği iktidarın karışamayacağı birtakım dokunulmaz alanların yaratıldığına dikkati çeken Çelik, "Dolayısıyla böylesine çok sac ayaklı, siyaset üzerine çökmüş bir vesayet sürekli önünüze geliyordu. Askeri vesayet, yargı vesayeti, onun siyasi ayağı olarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin tutumu, basında belli bir yapılanmış zihniyet söz konusu oluyordu. İlk günden itibaren bunlarla mücadele edildi." diye konuştu.
Çelik, AK Parti'nin karşılaştığı önemli dönüm noktalarından birinin, partiyi kapatma davasının açılması olduğunu hatırlatarak, iddianamede gerçekliği olmayan iddiaların yer aldığını ve bunların "utanç verici" olduğunu kaydetti.
O dönem yasaklı olan Recep Tayyip Erdoğan'ın, İtalya, ABD ve Rusya'dan davetler aldığını anımsatan Çelik, bu davetlerle yabancı devletlerin muhatap olarak Erdoğan'ı aldıklarını belirtti.

"Muhtıra teşebbüsüne karşı duruş Cumhuriyet tarihinde ilk oldu"
Çelik, Erdoğan'ın fiilen başbakan olduktan sonra karanlık zihniyetin teşebbüslerinin durmadığını ifade ederek, "Biri, bu kapatma davası meselesidir. Bir diğeri, 27 Nisan'da muhtıra verilmeye çalışılmasıdır. Türkiye'de karanlık zihniyetin en kötü adetlerinden bir tanesiydi. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir hükümet buna direndi. Bu direnişin sonunda Cumhurbaşkanımız o gece verdiği kararla, bu muhtıra teşebbüsüne karşı bir duruşun ortaya koyulması Cumhuriyet tarihinde bir ilk oldu. Bu karanlık zihniyetin en çok kullandığı aletlerden bir tanesi, en kötü adetlerinden bir tanesi sona erdirildi." diye konuştu.
Karanlık zihniyetin faaliyetlerine Gezi olaylarıyla devam ettiğini, dış destekli FETÖ'nün darbe girişiminin ise bir diğer önemli olay olduğunu anımsatan Çelik, "Bu saldırının püskürtülmesi, hem dünya örnekleri hem Türkiye tarihi açısından milletin direnişini ortaya koyma biçimi bakımından müstesna bir yere sahiptir. O gece Cumhurbaşkanımızın 'Ben milletimizi sokaklara davet ediyorum' demesiyle, şehitler vererek, gazilerimizle beraber milli egemenliği koruma konusunda irade ortaya koyuldu." ifadelerini kullandı.
Yaşanan bu krizlerin, yabancı odaklar ile içerideki odakların, Türkiye'nin milli egemenliğini zayıflatmaya dönük girişimleri olduğuna işaret eden Çelik, "Cumhurbaşkanımızın liderliği, AK Parti'nin tarihi, egemenliğin sadece millete ait olduğunun mücadelesinin verildiği bir tarihtir. Kamuoyuna yansımayan, bilinmeyen birçok olay da yaşandı. Ama bana derseniz ki bütün bu şey nedir? Tek kelimeyle dışarıdaki ve içerideki vesayetin bitirilmesi yoluyla millet egemenliğinin üstündeki bütün yüklerin kaldırılmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"AK Parti, reformlar gerçekleştirerek dünyadan pozitif olarak ayrıştı"
"AK Parti'nin bundan sonraki yol haritasına" ilişkin soru üzerine Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 8. Olağan Büyük Kongre'de "Türkiye Yüzyılı" hedeflerine işaret ettiğini anımsattı.
Dünyanın artık yepyeni bir döneme girdiğini belirten Çelik, "Partimizi kurarken 11 Eylül olayları olmuştu. Bütün dünya onun sonrasında otoriterliğe doğru kayarken Türkiye, AK Parti iktidarıyla birlikte üst üste demokratik reformlar gerçekleştirerek dünyadan pozitif olarak ayrıştı." dedi.
Çelik, kurala dayalı bir dünya düzeninden bahsetmenin bugün mümkün olmadığını dile getirerek, dünyanın farklı noktalarında yaşanan krizlere dikkat çekti.
Bu krizlerin yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
"Türkiye, tam bunun ortasında duruyor. Tam bunun ortasında dururken bir istikrar adası olarak, dış politikasını çok boyutlu yürüterek, ekonomik programı bu sarsıntıların içinde başarılı şekilde yönetmeye çalışarak, aynı zamanda da iç cephesini güçlendirmeye çalışarak, 'Terörsüz Türkiye'yi ve terörsüz bölgeyi hayata geçirmeye çalışarak, aslında dünyadaki tüm bu gelişmelerin içerisinde herkesin dikkat kesildiği 'bu nasıl yapılabiliyor, bu kadar meseleyi bir arada nasıl yürütebiliyorlar ve yönetebiliyorlar?' dediği bir tabloyla karşı karşıyayız."
"Toplantı, NATO'nun geleceğini kurtaran sonuç ortaya çıkardı"
Türkiye'nin yakın zamanda çok başarılı bir NATO toplantısına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Çelik, "Partimiz kuruldu kurulalı Cumhurbaşkanımızla hemen hemen bütün NATO toplantılarına katıldım. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim, şimdiye kadar yapılmışlığın en iyisi, Türkiye'deki yapılmış olanın yarısı olmaz. O kadar başarılı bir organizasyondu." diye konuştu.
Bu toplantının, NATO'nun geleceğinin tartışıldığı bir dönemde yapıldığını belirten Çelik, "Türkiye'deki NATO toplantısı, NATO'nun geleceğini kurtaran bir sonuç ortaya çıkardı." dedi.
Dünyanın içinden geçtiği süreçte ekolojik krizin de çok tartışıldığına işaret eden Çelik, Türkiye'de gerçekleştirilecek COP31'in de bu anlamda önemli olduğunu vurguladı.
Çelik, "25. yıl kutlamalarına" ilişkin ise şunları kaydetti:
"Bu 25 yıl içerisinde aslında AK Parti, kurumsal olarak dünyadaki en büyük tecrübeyi biriktiren partilerden biri oldu. Siyasal hafıza, kurumsal kapasite açısından bir dünya markası artık AK Parti. Cumhurbaşkanımız gerçekten çok büyük bedeller ödedi ve bu mücadeleyi hakkıyla verdi. Yani canını ortaya koyarak verdi. Bugün milletinin karşısına alnı ak, milletin verdiği yetkiyi hakkıyla değerlendirmiş, milletine hizmet etmiş, tarihin önünde, milletin huzurunda bütün bu hesapları vermiş ve bütün bu sınavlardan geçmiş bir lider olarak çıkacak. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın 25. yıl konuşması, bir bakıma alnının akıyla milletin verdiği yetkiyi değerlendirmiş bir liderin bütün bu zorlu sınavlardan geçmiş bir liderin kendi milletiyle hasbihali olacak, dertleşmesi olacak. Onun için herkesi bekliyoruz."
AK Parti'nin, 25 yılda dünyayı sarsan pek çok olay karşısında sapasağlam durduğunu belirten Çelik, "Bundan sonrasındaki sürecin, önümüzdeki yılların yönetilmesi de son derece hassas. Görüyoruz ki bütün anketlerde milletimizin teveccühü en yüksek şekilde devam ediyor. Dolayısıyla yarın bizim açımızdan düğünümüz, bayramımız. Hep 'AK Parti'yi milletimiz kurdu, biz tabelasını astık' deriz. Dolayısıyla esasında milletimizin siyasi hayatımıza, demokrasimize vurduğu mührün 25. yılı olarak kutlayacağız." dedi.
AA