Bugüne kadarki klasik ameliyatlarda yaklaşık 30 cm. boyunda bir kesik olduğunu, kapalı ameliyatta ise bunun 5 cm. olduğunu belirten Doç. Dr. Kaya, ameliyatın kameralar yardımıyla yapıldığını söyledi. Normal uygulamada hastanın akciğerine ulaşmak için kaburga kemiklerinin de 15 cm. açılması gerektiğini ifade eden Kaya, "Bu şekilde yapılan ameliyatlarda, hastanın kaburgalarında kırıklar oluşabiliyordu. Kesiğin büyük olması ve kaburgaların zorlanması nedeniyle hastalar, ameliyattan sonra ağrılı bir süreç yaşıyordu. Bizim uyguladığımız kapalı ameliyatlarda ise küçük kesilerden kameralar yardımıyla akciğere ulaşıyoruz. Hasta, ameliyattan sonra nefes almaya yönelik olumsuz komplikasyonları da yaşamamış oluyor." şeklinde konuştu.
Kapalı ameliyatın her akciğer kanserli hastaya uygulanamayacağını da belirten Şeyda Örs Kaya, birinci ve ikinci dönem hastalarının uygun olduğunu vurguladı. Bugüne kadar üç hastaya uygulanan kapalı ameliyatla kanserli hücreleri tamamen almayı hedeflediklerini belirten Doç. Dr. Kaya, yüzde 100 başarı sağlandığını kaydetti. Kapalı ameliyat sayesinde hastanın daha çabuk taburcu olduğunu ifade eden Kaya, "Hasta, normal ameliyata göre daha çabuk ayağa kalkabiliyor ve ertesi gün kalkıp işlerini halledebilecek durumda oluyor. Hastaneden de daha çabuk taburcu olarak evine dönebiliyor." diye konuştu. Kapalı ameliyatın kozmetik açıdan da avantaj sağladığını sözlerine ekleyen Kaya, "Hastalarımızda çok geniş bir ameliyat izi yerine, kolay görünmeyen çok basit birkaç iz kalıyor." dedi.
