Sağır, kola ve doğal olmayan meyve sularının bağırsaklara zarar verdiğini iddia etti.
İmalathanesinde 1970 yılından beri kuşburnu suyu üreten Arif Sağır, faydalarını saymakla bitiremiyor.
Eskiden köylerine gelen hastalara bir kadının baktığını ifade ederek, "Bu kadın gelen hastalara kuşburnu yedirirdi. Başı ağrıyana da, dişi ağrıyana da, karnı ağrıyana da, sıtma tutana da hep bunu yedirirlerdi. Bu da benim dikkatimi çekerdi. Kuşburnu neden bu kadar kıymetli diye düşünürdüm. Eskiden köylerde evlerde korava diye yaparlardı bunu. Koravayı da herkese değil, sadece hastalara yedirirlerdi. O zamanlar tabi doktor yok, bakan yok. Ben de bunun üzerinde durmaya başladım." diye konuştu.
İstanbul'da bir doktor arkadaşının kendisinden kuşburnu istediğini kaydeden Sağır, "Bunun üzerine bende 3-5 çuval yolladım. Bunu 3-4 sene boyunca yolladım. İstanbul'a gittiğimde yanına uğradım ve bu kadar kuşburnuyu ne yaptığını sordum. O da hastalara ilaç yaptığını söyledi. Nasıl yaptığını sorduğumda ise kuşburnuyu ezerek suyunu çıkardığını, hastalara içirdiklerini ve çocuğu olmayanların çocukları olduğunu içerisinde C vitamini olduğunu ve bununda yumurtalıkları harekete geçirdiğini söyledi. Benim de dikkatimi çekti. Ben de 'ben bunu imal etsem nasıl olur?' diye sordum. O da 'ilk başta müşterin benim' dedi. Sonra Erzincan'a geldim bunu nasıl değerlendiririm diye düşünürken bu işe 1970 senesinde başladım." şeklinde konuştu.
Hammaddenin yetersiz olmasından yakınan Sağır, kuşburnunun bir sene fazla bir sene az ürün verdiğini söyledi.
Senenin her ayında ürün çıkardığının altını çizen Sağır, şöyle konuştu: "Haftada 2 ya da 3 gün üretim yapılır. Bu da 150-200 kasa kadar eder. Ayda onu da burada derneklere, kahvelere satarım, müşterim çok. Alıyorlar çok memnun oluyorlar. Dışarıdan da marmelatını istiyorlar. Ben de onu 60-70 kiloluk bidonlar halinde yolluyorum, İstanbul'da değerlendiriyorlar. Orada birkaç tane müşterim var. Almanya gibi yerlerden isteyenler de var yalnız hammadde yok. Ham madde yetersiz."
Arif Sağır, kuşburnunun faydalarını şöyle sıraladı: "Başta hemoroit hastalığının ilacı. Çekirdeğiyle birlikte yiyince hemoroit hastalığını tamamen giderir. İshale ve bağırsaklara iyi gelir. Vücudun en çok isteği C ve E vitamini olduğu için İngiltere'de ameliyat olan hastalara kuşburnu suyu içirirlermiş."
İmalathanesinde sadece kuşburnu suyu üretmediğini ifade eden Arif Sağır, Türkiye ve Avrupa'da ilk kez kendisinin elma sirkesi ürettiğini ve bu üretiminde de hiçbir katkı maddesi kullanmadığını ileri sürdü.
Elma sirkesi Türkiye'de ve Avrupa'da yokken, 1975 senesinde elma sirkesi yapmaya başladığını anlatan Sağır, şunları söyledi: "850 ton elmayı işledim, püresini Erzincan'da kimse içmiyor. Daha sonra ne yapayım diye düşündüm. Bütün sermayemi buna harcamıştım. Elmayı sirkeye yatırdım. Çeşitli denemeler yaptıktan sonra çok şahane sirke oldu. Daha sonra bakanlığa gittim müracaat yaptım ve patentini aldım. Bakanlıktan sertifikalarımı aldıktan sonra sirke üretimine de başladım. Şimdi İstanbul'dan ve birçok yerden elma sirkesi istiyorlar. Hiçbir katkı maddesi kullanmıyorum. Sirke yaparken elma toplaması sırasında yere dökülen zedeli elmadan sirke yapıyorum. Kurtlu elmayı kesinlikle sokmam içine ve kesinlikle şimdiye kadar hiçbir katkı maddesi kullanmadım. Sadece saf elma suyunu kullandım."
(CİHAN)
