Dernek binasında, Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde olan Anayasa değişikliğine ilişkin kanunun iptali istemi ile açılan davayla ilgili açıklamada bulunan Yusuf Zotluoğu, "Anayasa Mahkemesinin, Anayasaya ve hukuka uygun, demokratik hukuk devleti ilkesinin gerçek anlamda hayata geçmesini sağlayacak, ülkemizi bugün bulunduğu noktadan çok daha yukarılara taşıyacak bir karara imza atacağına inanıyoruz." dedi.
Zotluoğu, "1982 Anayasası, yürürlüğe girdiği günden bu yana hep tartışma konusu olmuş, toplumun değişik kesimlerince sürekli eleştirilmiş, anayasanın tümü ile değiştirilmesi pek çok kişi ve kurum tarafından talep edilmiştir. Buna rağmen bu anayasa yaklaşık 28 yıldır yürürlükte kalabilmiştir. Ne var ki bugüne kadar onlarca maddesi değiştirilmiş olmasına karşın anayasa millete mal olmayı başaramamış, toplum anayasa üzerinde değil bu anayasanın değiştirilmesi konusunda birleşmiştir." diye ifade etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilerek halkoyuna sunulan son değişiklik teklifine bakıldığında, demokratik, laik sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetin bu niteliklerini pekiştirecek, demokrasinin evrensel standartlara kavuşturulmasını sağlayacak bir başlangıç niteliğinde olduğunun altını çizen Yusuf Zotluoğlu, "Bu konuda farklı düşünenler olabilir. Demokratik bir ülkede farklılığın olması değil, olmaması yanlıştır. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden denetleyebildiği ve şekil yönünden denetimin de sadece teklif, oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği koşulları ile sınırlandırıldığı, mevcut değişiklik paketinin meclisten geçirilirken bu şartların yerine getirildiği bilinmesine rağmen halkoyuna sunulmuş bir metnin mahkemeye taşınmasını kesinlikle doğru bulmuyoruz." ifadesinde bulundu.
"ANAYASA, ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KONUSUNDA MAHKEMENİN DENETİMİNE SINIR KOYMUŞTUR"
Anayasanın 148. maddesinin, Anayasa değişikliklerinde Anayasa Mahkemesi'ne tanınan denetim yetkisini, teklif, oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartlarına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlandırdığına dikkat çeken Zotluoğlu, "Anayasa'da esas yönünden denetime olanak tanınmadığı gibi, 148. maddede tüketici biçimde sayılan koşulların dışında şekil yönünden denetim yapılması olanaksızdır." denilmiştir. Buna rağmen her anayasa değişikliği bir şekilde mahkemenin önüne götürülerek mahkeme siyasal karar almaya itilmektedir. Bizler iyi niyetli görmediğimiz bu tür yaklaşımlara Anayasa Mahkemesi'nin prim vermeyeceğine inanıyoruz." dedi.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlet ve demokrasilerde asli kurucu iktidar sıfatı ile anayasa koyma yetkisinin millete ait olduğunu hatırlatan Zotluoğlu, dava konusu olan metnin bir oldubitti ile yürürlüğe konulmuş bir metin olmadığını kaydetti.
Kanunun yürürlüğe girebilmesi için halkoyuna sunulduğunu ifade eden Zotluoğlu, egemenlik hakkının doğrudan doğruya kullanılacağı bir esnada Anayasa Mahkemesi'nin, halkın yerine geçerek, onun iradesinin tecellisini engelleyecek bir tutum içerisine girmeyecek bir karar vereceğine inandıkları dile getirdi.
Anayasanın 4'üncü maddesinde ilk üç maddenin değiştirilemeyeceği, değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği hükme bağlandığını dile getiren Zotluoğlu şunları söyledi: "Anayasamızın kurucu felsefesini yansıtan ve toplumumuzu birleştiren temel değer ve ilkeleri barındıran bu hükümleri değiştirmek hukuken mümkün olmadığı gibi toplumumuzun da bu yönde bir değişikliği kabul etmesi ihtimal dâhilinde değildir. Cumhuriyet ve onun nitelikleri bugün Türk toplumunun asgari müşterekleri olmuştur. Bu bağlamda 4. maddenin karşıt anlamından çıkarılacak hukuki sonuç da gayet açıktır. O da ilk üç madde dışındaki tüm maddelerin değiştirilebileceği gerçeğidir. Bunun dışındaki yorumlar hukuki yorum değil açıkça hukukun eğilip bükülmesi anlamına gelecektir."
Zotluoğlu ayrıca, verilecek kararın kamu vicdanında tereddüt uyandırmasına neden olmamak için dava ile ilgili görüşlerinin yer aldığı telefon konuşmaları basına yansıyan üye Fulya Kantarcıoğlu'nun da davadan çekilmesi gerektiğini belirterek, "Nasıl ki 70 milyonu aşan bir ülke Anayasa Mahkemesi'ne güveniyorsa sayın üye de arkadaşlarına güvenmeli, kendisi olmasa dahi doğru kararı vereceklerine inanarak mahkemenin saygınlığına gölge düşürmemek adına kendisinden bekleneni yapmalıdır." açıklamasında bulundu.