Taleplerini Başbakan Erdoğan'a iletmek için Kocaeli'den Ankara'ya yürüyen 10 depremzede, Adapazarı Kültür Merkezi (AKM) önünde basın açıklaması yaptı. Polisin güvenlik önlemi aldığı basın açıklamasında depremzede vatandaşlar, 'Barınma haktır, engellenemez' yazılı pankart açtı. 'Depremzedeleri öldür, bürokrat yaşasın', 'depremzedeye hibe, bürokrata değil' yazılı önlükler ve Türk bayraklarıyla birlikte yürüyüş yapan grup adına konuşan Recep Uğur, Irak Devleti'nin Kızılay'a hibe ettiği 10 milyon dolar tutarındaki ham petrolle inşa edilen Arızlı Deprem Konutları'nın haksızca, hukuksuzca ve faşizan baskılarla gasp edilmeye çalışıldığını savundu.
Depremzedelerin zorla ellerinden alınan yaklaşık 80 konuta vali yardımcıları, milli eğitim müdürleri, emniyet amirleri ve birçok marjinal memurun yerleştirildiğini savunan Uğur, "Kocaeli Valiliği ve İl Özel İdare yetkilileri, depremzedelerin konutlardaki mülkiyet hakkını içine sindiremiyorlar. Bürokratlar gümrükten mal kaçırırcasına siteyi üzerlerine geçirme yarışına girdi. Bürokratlar yaklaşık bir ay önce İstanbul'da yaşanan sel felaketindeki yağmacıların düştüğü trajikomik duruma düşmüşlerdir. Devlet bir sosyal sınıfı başka bir sosyal sınıfa ezdiremez ve baskı altında tutamaz. Ne yazık ki Arızlı Konutları'nda depremzedelerin barınma hakkı, haksızca, hukuksuzca ve faşizan baskılarla gasp edilmeye çalışılıyor. Depremzedeler konutlara belli kriterler ve noter çekilişiyle girerken, bu asilzade bürokratlar kendi babalarının mirası gibi giriyorlar." dedi.
Baskı ve uygulamalara 'dur' demek için 7 Haziran'da çadırda kalma eylemi başlattıklarını anlatan Uğur, barınma hakları tanınana kadar direneceklerini ifade etti. Sevgilisini testereyle kesen katiller yakalandığında kelepçe bile vurulmadığını, eylemler sırasında kendilerine polis tarafından kelepçe vurulduğunu belirten Uğur, Kocaeli Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü'nün çok büyük bir suç ve insanlık ayıbı işlediğini dile getirdi. 'Hepsini Türk halkına şikayet ediyoruz' diye konuşan Uğur, şunları söyledi:
"Yaşanan sıkıntıları ve geldiğimiz noktayı deprem bölgeleri başta olmak üzere tüm Türkiye'ye haykırmak ve bu hortumcuların ipliklerini pazara çıkarmak için 27 Eylül'de Ankara yürüyüşümüzü başlattık. Ankara'daki iktidar ve muhalefetteki parlamenterlerimizle görüşerek barınma hakkımızla ilgili yasal mevzuatın geliştirilmesini talep edeceğiz ve suç işleyen bürokratların sitemizden tahliyesini isteyeceğiz."
"BARINMA HAKKIMIZI İSTİYORUZ"
Depremde Gölcük'te kızını ve 3 torununu kaybeden Gülizar Yamak (50) ise Başbakan'a seslendi. Barınma hakkını istediklerini söyleyen Yamak, "Sayın Başbakanım sen bizi duydun, izledin ve her şeyden haberin var. Seninle başbaşa konuşmaya geliyorum. Sana Arızlı halkı olarak geliyorum. Hiçbir yerden gelirimiz yok bizim. Ben 50 yaşında bir kadınım, nerede çalışabilirim ? İki kızım kaldı, diğer yavrularım toprakta çürüdüler. Ben şimdi senin yanına neden geliyorum, biliyor musun ? İzmit'te büyük bir yolsuzluk var. Ben bu yolsuzluğu sana tek tek anlatmaya geliyorum. Bu deprem olmasaydı senin bürokratların nerede oturacaktı ? Bunu sana sormak istiyorum. Hibe yardımlarla bize bu evleri yaptınız ve oturttunuz, sağ olun. Biz barınma hakkımızı istiyoruz. Saddam Hüseyin'in yardımlarıyla yaptırılan konutları bize vermiyorsunuz. Biraz vicdanınız varsa duyun ve görün.'' şeklinde konuştu. Depremzedeler, basın açıklamasının ardından Ankara'ya hareket etti.
(CİHAN)
