21 Ağustos 2026
Altın 7142.02
BIST 14514.82
Dolar 48.0529
Euro 56.1658
Sterlin 65.612
Ankara 27°C

Atıklarla Kirlenen Karadeniz'deki Canlı Ekolojisi Mercek Altına Alındı

Atıklarla Kirlenen Karadeniz'deki Canlı Ekolojisi Mercek Altına Alındı
Kirliliğin had safhaya ulaştığı Karadeniz'de canlı türlerinin durumunu araştırmak için çalışma başlatıldı. Omurgasız dip hayvanlarının yapılarını ve...
Kirliliğin had safhaya ulaştığı Karadeniz'de canlı türlerinin durumunu araştırmak için çalışma başlatıldı. Omurgasız dip hayvanlarının yapılarını ve geçirdikleri değişimleri analiz eden bilim insanları, bu yolla deniz ekosisteminin durumunu belirlemeye çalışıyor. Bu sayede, Karadeniz'in ekolojisi ve canlı türlerinin tehlikede olup olmadığı hakkında bilimsel yönden fikir sahibi olunacak.

Elde edilecek analiz sonuçları, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Karadeniz Komisyonu'na sunulacak. Kıyı ülkelerle ortak hareket etme imkanı sağlanacak.

Son yıllarda gerek insan kaynaklı atık, gerekse teknolojik artış sebebiyle tehlike sinyalleri veren Karadeniz'in kurtarılması için denize kıyısı olan ülkeler 3 yıl önce bir araya gelerek Bükreş Anlaşması ve Karadeniz Biyolojik Çeşitliliğini ve Baseni'ni Koruma Protokolü (BLCP) yapmıştı.

Anlaşma ve protokol çerçevesinde sürdürülen çalışmalar bilim adamları tarafından derinleştiriliyor. Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi (NASU) protokolüyle işbirliğine giren Türk ve Ukraynalı bilim adamları, Kırım ve Sinop kıyılarında dağılım gösteren küçük omurgasız dip canlı topluluklarını karşılaştırarak, canlıların yapısındaki değişimleri ve mevcut durumları hakkında bilgi edinmeye çalışıyor. Araştırma için deniz ekosisteminde meydana gelen değişimlere hızlı bir şekilde cevap veren dip omurgasız hayvanları seçen bilim adamları, deniz canlılarının kirlilik neticesinde yapılarındaki değişimleri analiz ediyor. Bunun neticesinde de başta balıklar olmak üzere tüm canlıların mevcut varlıkları ile gelecekteki durumları ve alınması gereken tedbirler hakkında daha somut veriler elde edilmiş olacak.

Bükreş Anlaşması ve BLCP protokolüne dahil olan ülkeler, 60 deniz koruma alanı belirledi. Bu konuda yükümlü olmasına rağmen, Türkiye'nin, Karadeniz kıyılarında bilimsel araştırma ve izlemelere dayalı belirlenmiş koruma alanları bulunmuyor. Yürütülen çalışma ile Orta Karadeniz bölgesinde muhtemel deniz koruma alanlarını tespit etmiş olunacak. Çalışmanın Türkiye ayağını yürüten Sinop Su Ürünleri Fakültesi ve Ege üniversitesi bilim adamları, araştırmaların koordineli yapılmasının ekosistemdeki değişimin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağını belirtiyor. Türk bilim adamları, araştırmayla sürdürülebilir balıkçılık ve doğa korumasının bütünleşmesinde önemli veriler elde edileceğini ifade ediyor.

Ukraynalı bilim adamları ile ortaklaşa yapılan araştırmalar hakkında bilgi veren Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sezgin, çalışmaları genişleterek, Avrupa Birliği Projesi olarak sunulmasını hedeflediklerini söyledi. Ukraynalı bilim adamlarıyla Sinop'ta laboratuar çalışması yaptıklarını dile getiren Doç. Dr. Sezgin, "Kırım ve Sinop Kıyıları Küçük Dip Omurgasız Canlı Toplulukları Yapılarının ve Türkiye'nin Karadeniz Kıyıları Deniz Koruma Alanlarının (DKA) Belirlenmesi Projesi'ne büyük önem veriyoruz. Hem biz hem de Ukrayna ekibi, sahillerden materyaller toplayıp örneklemeler yapacak. Denizin 0-10 m kadar olan derinliklerinden karşılaştırılabilir veriler elde edebilmek için araştırmanın yürütüleceği bölgelerde 8'er istasyon seçtik. 12 ay boyunca her istasyonda aylık olarak 3 kez örnekleme yapılacak. Ayrıca, su kalitesi ve sediman kalitesi arazi ve laboratuar ortamında yapılacak analizler elde edilecek. Böylece, deniz ortamının ekolojik kalitesi hakkında fikir sahibi olacağız." şeklinde konuştu.

Çoğunlukla insan kaynaklı atık ve teknolojik kirlilikteki artışın Karadeniz'in farklı kıyısal bölgelerinde kıyı ekosistemini olumsuz yönde etkileyerek biyo-çeşitliliğin bozulmasına, üretimin düşmesine ve ekosistemin kendini yenileme kapasitesinin azalmasına neden olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Murat Sezgin, genel olarak çevresel stres altında bulunan ekosistemlerde tür çeşitliliğinde azalma, yerli türlerde azalma, fırsatçı türlerde artış ve yerli türlerin boy oranında düşüşler meydana geldiğini vurguladı.

Tüm tehditlerin Karadeniz'de özel koruma alanlarının tespiti ve belirli anahtar türlerin özel koruma statüsüne alınmasıyla önlenebileceğinin altını çizen Doç. Dr. Sezgin, yürütülen proje ile bu eksikliği gidermeye çalıştıklarını da sözlerine ekledi. (CİHAN)

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir