21 Nisan 2026
Altın 6938.29
BIST 12433.5
Dolar 44.8786
Euro 52.8695
Sterlin 60.5127
Ankara 4°C

Avrupa hastalığı tedavi etmek yerine aşı yapıyor

Avrupa hastalığı tedavi etmek yerine aşı yapıyor
Satır arası...Avrupa'daki ekonomik kriz giderek derinleşirken, haftalardır dünyanın merakla beklediği 'AB'nin ölüm kalım zirvesi' olarak görülen devlet ve hükümet başkanları zirvesinin de geride bıraktık.

Krize nasıl bir çare bulunacağını tartışmak üzere bir araya gelen liderler, İngiltere haricinde bir mali birlik oluşturma konusunda mutabakata vardı. Peki, ama İngiltere'siz mali birlik kararı alan Avrupa krizden çıkabilecek mi? Zirvede alınan önlemler ne kadar yeterli? Türkiye bu denklemin neresinde duruyor? Tüm bu soruları London Business School'dan Doç. Dr. Emre Özdenören ile konuştuk. ODTÜ'de aldığı Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisansının ardından Bilkent Üniversitesi'nde Ekonomi yüksek lisansı ve Northwestern Üniversitesi Kellogg Business School'da ekonomi doktorası yapan Özdenören,  finans ve reel ekonomi arasında ilişkiler, endüstriyel ekonomi ile belirsizlik ve risk altında karar verme konularında uluslararası akademik yayınlar yapan bir isim.

(Şenay YILDIZ/AKŞAM)
AB'nin kader zirvesinin ardından gözler kabul edilen kararların nasıl uygulanacağında. Avrupa'daki son gelişmeler ve bunların Türkiye'ye nasıl yansıyacağı konusunda Doç. Dr. Emre Özdenören'in AKŞAM'a yaptığı değerlendirmeler şöyle: 

- Aylardır kriz konuşuyoruz. Avrupa'nın krizi neden bu kadar dallanıp budaklandı sizce?
Bu krizin bir ekonomik, bir de politik yönü var. Ekonomik yönüne bakarsak, kısa vadede en büyük problem piyasaların bazı Avrupa ülkelerinin borçlarını geri ödeyebileceğine yönelik güvenlerini kaybetmiş olmaları. Tabii, bu güven kaybı probleminin kısa vadede çözülmesi lazım. Birçok ekonomi bunun en kolay yolunun Avrupa Merkez Bankası'nın son kredi mercii, yani bir nevi garantör, olması gerektiğini düşünüyor. Avrupa Merkez Bankası garanti ederse, Yunanistan'ın borçlarını kısa vadede Almanya bir şekilde ödemiş olacak. Ama burada tüm ülkeler aynı seviyede de değil. Mesela, Yunanistan'ın problemi daha büyük, nerdeyse iflas etmiş durumda. Ama İtalya gibi ülkeler iflas etmiş değil; likidite problemi var. Şimdi çok yüksek faizle borçlanmaları gerekiyor. Bu şekilde giderse, bu problem gittikçe büyüyecek ve ileride iflasa dönüşecek hale gelebilir.  Ama Avrupa Merkez Bankası garantör olursa bu faizler düşecek. Çünkü borç verenler 'Paramızı geri alamazsak' korkusu olmadan borç vermeye başlayacak. Böylece, İtalya gibi ülkeler krizden çıkabilecek. Yani, garantinin kendisi yeterli olabilecek. Ama olayın en önemli boyutu politik.

- Politik yönünü biraz açar mısınız?
Almanya veya Merkel kendi seçmenlerine 'Bütün bu ülkelerin borçlarını garanti ettik' demeyi nasıl açıklayacak? Merkel, bütçe açısından disiplinsiz ülkelerin kurtarılmasının ileride daha büyük sorunlar yaratacağına inanıyor da olabilir. Ama kısa vadede bunu seçmenlerine açıklaması da zor. Bu uzun süredir söyleniyordu. Daha önce yapılsa idi, krizin maliyeti de çok daha az olacaktı. Dolayısıyla bir oyun oynanıyor gibi düşünebilirsiniz. Almanya diğer ülkelerin borcunu üstlenmek istemiyor, topu piyasalara atıyorlar. Piyasalar ise bu ülkelere borç vermek istemiyor. Bu nedenle, olay gittikçe daha kritik bir hal alıyor. Avrupa Merkez Bankası'nın oyuna girerek, diğer ülkelerinin borçlarına garanti vermesi lazım. Kısa vadede bu şart.

ÜYELERİ ALMANYALAŞTIRMAK
- AB'nin son liderler zirvesinde alınan kararları nasıl yorumluyorsunuz? Üzerinde anlaşılan paket AB'nin içinde bulunduğu kriz ortamından çıkması için yeterli mi?

Öncelikle AB euronun uzun vadeli geleceğini garanti etmeye çalışıyor. Bir taraftan zor durumda kalan ülkeleri kurtarmaları lazım, diğer taraftan da bunun ileride disiplinsiz harcama yaratmasını önlemeleri lazım. Ülkeler, 'Biz borçlanalım, birlik (Yani Almanya) bizi nasılsa kurtarır' diye düşünmemeli. Planın öncelikli hedefi bu. Yani bugünkü sorunları çözecek bir ilaç olmaktan ziyade, gelecekte benzer bir krizin yaşanmaması için güçlü bir aşı niteliğinde. Almanya ve Fransa 'Böyle bir şeyin ileride yaşanmayacağını garanti edersek belki biraz piyasayı yatıştırırız' diye düşünüyorlar. Bence zirvede üzerinde anlaşılan paket sorunları tamamen çözmez ve aslında birçok da yeni problem yaratır. 

- Nasıl problemler?
Öncelikle söz konusu paket yeterince kısa vadeli çözüm içermiyor. Avrupa Merkez Bankası kredi mercii olacak mı, bu konuda belirsizlik devam ediyor. Piyasalarda güven problemi var. Bunun en kesin çözümü de Avrupa Merkez Bankası'nın garantör olması. Bunun olup olmayacağı da halen belirsiz. Öte yandan, planın ilk versiyonu mart ayına kadar yazılacak. Bu, oldukça uzun bir süre. Uygulama nasıl olacak konusunda da belirsizlikler var. Planın uygulamasında birçok pürüz çıkabilir. Daha önemlisi, dengeli bütçe dayatması ekonomisi daha zayıf ülkelerin büyümesini negatif yönde etkileyebilir ve uzun vadede ters tepebilir. Burada yapısal bir problem var. Almanya'nın planı ekonomisi daha zayıf üye ülkelerin ekonomilerini Alman ekonomisi gibi dış ticaret fazlası olan, daha çok harcamak yerine daha çok biriktiren ekonomilere dönüştürmek. İtalya, Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi ülkeleri Almanya'ya çevirmek bana pek gerçekçi görünmüyor. Ayrıca, dengeli bütçe bu ülkelerin kemer sıkmalarını gerektirecek. Bu ülkeler de derin bir resesyona girerse, kamuoylarında AB karşıtı hisler oluşabilir.

İNGİLTERE MARJİNALLEŞEBİLİR 
- İngiltere'nin zirvedeki tavrı ve kararlara destek vermemesi de oldukça ilginç bir gelişme. Bu nasıl bir etki yaratacak?

İngiltere'nin dışlanmış olması çok kritik. İngiltere kendi finans endüstrisinin korunması yönünde yaptırımlar istiyordu. Bunlar zirvede reddedilince anlaşmayı imzalamadı. İngiltere için Avrupa ile serbest ticaret çok önemli. İngiltere, AB üyeliğinden ayrılmayacaktır ama birlik içinde marjinalize olma riski var.

Kücük ülkelerin  bankaları iflas eder
- Euro bölgesinin parçalanma ihtimali var mı?

'Euro bölgesinin parçalanmasına izin vermeyeceklerdir' diye düşünüyorum. Çünkü negatif etkisi çok büyük olur. Bazı Avrupa ülkelerinin gayrisafi milli hasılasının yarısının kaybolacağı düşünülüyor. Parasal birlik parçalanırsa, özellikle küçük ülkelerin bankaları tamamen iflas edecek. 

- Neden?
Bu ülkelerin bankaları eurodan kendi para birimlerine dönmek isteyecekleri için herkes buralara hücum edip, paralarını geri çekecek. Çünkü bunlar yeni bir para birimine geçip, paralarını devalüe edecekler. Bu da kaçınılmaz olarak iflası getirir. Böylece ikinci çekirdekteki ülkeler iflas edecek. Ancak Avrupa'da tüm bankalar birbirine bağlı. Alman bankaları da bu bankalara borç vermiş durumda. Dolayısıyla kendilerinin de etkileneceği bir felaket senaryosu olur ve buna izin vermeyeceklerini düşünüyorum.

İKİNCİ SINIF ÜYELER OLUŞACAK
- Son günlerde Germanofoboni kavramından da sıkça bahsediliyor. AB finansal ve siyasi açıdan nereye evriliyor?
Bu kriz ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın, topluluk bir şekilde etkilenecek bundan. Euro bölgesi içindeki ülkelerle dışındakiler arasında bir gerilim olması kaçınılmaz. İçindeki ülkeler bir mali birliğe doğru evrilirse, euro bölgesi dışındaki ülkeler ikinci sınıf üye olma gibi bir durumla karşı karşıya kalacaklar.  Bunların hepsi problemli görünüyor. Sanıyorum, kriz geçtikten sonra yeni bir yapılanmanın pazarlıkları yapılacak. Şimdiden bunu görmek çok kolay değil.

Birlik uzun süre genisleyemez
- Euro ya güvensizlik mi arttı mı İngiltere'de son dönemde?

Burada gördüğümüz şu: Kriz olduğu durumda bir ülkenin kendi parasına sahip olması bir avantaj. Çünkü en kötü ihtimalle iflas etmek yerine para basıyorsunuz. Ama AB içindeki ülkelerin böyle bir şansı yok. Bir de egemenliğini kaybetme korkusu da var. Mesela 'Bu birliği artık Almanya yönetecek, Kendi sözleri geçmeyecek' diye düşünüyorlar. Çünkü iflas etmiş duruma düşme riskiyle karşı karşıya pek çok ülke. Euro bölgesi dışındakiler ise kendi mali ve para politikaları olduğu için birbirlerinin sözünü de dinlemek zorunda değiller. Bu şu an bir avantaj.

- Türkiye için de çok önemli oldu. Cumhurbaşkanı Gül'ün 'Bizim euro bölgesine girme niyetimiz yok' açıklaması da bu çerçevede değerlendirilmesi gerek galiba...
Biliyorsunuz Hırvatistan AB'ye katılım anlaşması imzaladı. Fakat uzun vadede AB'nin genişlemesi ikincil bir problem. Türkiye açısından zaten çok kolay değildi, bu gelişmeler iyice zorlaştırdı. İki yönden zorlaştırdı:  birincisi Avrupa Birliği'nin öncelikli konusu değil. İkincisi de Türkiye'deki 'Kayıtsız şartsız AB'ye girelim' isteğini törpüledi. Türkiye, AB'ye girmenin negatif tarafını da keşfetmeye başladı. Bazen kötü görünen bir şey sonradan iyi olabiliyor. Euroya girmeye can atıyorduk. Kriz olunca 'İyi ki girmemişiz' dedik. Bu da biraz belirsizliklerin önemini gösteriyor.  Çünkü belirsizliklerin sonucuna göre fikirler değişiyor. Türkiye'nin euro bölgesine girmek istemeyeceğini 10 yıl önce tahmin edemezdik herhalde.

Türkiye başarı hikayesi olsa da, krizden etkilenir
- Türkiye'nin ekonomik göstergeleri nasıl görünüyor?

Herkes Türkiye'nin bir başarı hikayesi olduğunu kabul ediyor. Ama bir taraftan da çok fazla tüketime yönelik büyüme olması ve Avrupa'daki krizin Türkiye'yi etkilemesi gibi zorluklar var. Görebildiğim kadarıyla önümüzdeki yıl Türkiye'nin bu hızla büyümesi zor. Tabii, küçülecek mi, yoksa daha yavaş mı büyüyecek, bu biraz Türkiye'nin dışında olacak gelişmelerle ilgili. Euro krizinin nasıl sonuçlanacağı çok belirleyici olacak.

TÜKETİMLE BÜYÜME
- Türkiye'nin bu krizin dışında kalması düşünülebilir mi?

2008'de Türkiye'nin şansı olan şeyler yine bir miktar işine yarayacaktır.  Mesela bankaların çok fazla borçlu olmayışı, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerin hazine bonolarına sahip olmamaları, çok fazla toksik varlık bulundurmamaları Türkiye'nin faydasına olmuştu. Eskiden Türk bankaları çok daha muhafazakardı ve 2001-2008 arasında bunlar Türkiye için dezavantaj gibi görülebiliyordu. Ama daha sonra bunun bir avantaj olduğu anlaşıldı ve Türkiye krizden çok fazla etkilenmeden çıktı. Aynı şeyler euro krizinde de lehimize olabilir. Ama Türkiye'nin en büyük ticaret ortakları Avrupa. Dolayısıyla çok felaket bir kriz olursa, Türkiye'nin bunun dışında kalması, etkilenmemesi düşünülemez.

- Cari açık sorunu da çok gündemde. Wall Street Journal yükseliş trendindeki enflasyonun cari açığın neden olduğu baş ağrısını güçlendirdiğini yazdı. Bu yoruma katılıyor musunuz?
Türkiye'yi diğer çok hızlı büyüyen ülkelerle, mesela Çin ile kıyaslarsak şunu görüyoruz. Çin'de yatırıma yönelik, Türkiye'de ise tüketime yönelik bir büyüme söz konusu. Elbette ki enflasyon yatırımı destekleme açısından bir problem. 

- Avrupa ekonomisi iyice kötüleşirse, Türk ekonomisi nereden su alabilir?
Avrupa, Türkiye'nin ticari ortağı olduğu için mal satmak zorlaşacak. Dolayısıyla ekonomik küçülme yaratacaktır. Böyle olunca, başka büyük sorunlar tetiklenecektir. 

ÇİN BİLE TEHLİKEDE 
- Ne yapılmalı peki krizin daha fazla Türkiye'yi etkilemesi için?

En büyük tehlikelerden biri krizin Avrupa bankalarını etkileyecek olması. Şu aşamada Türkiye'de böyle bir şey yok. Ama benim görüşüm, Türkiye açısından çok da fazla yapılacak bir şey yok gibi. Çünkü bizden çok büyük ekonomiler, mesela dünyanın en büyük ikinci büyük ekonomisi Çin bile bu krizden çok etkilenebilir. Avrupa'nın yanı başında olan Türkiye'nin etkilenmeme şansı zaten yok!

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir