Lizbon Antlaşması'yla birlikte 'ortak bir Avrupa dış politikası'nın pratikte mümkün olup olmayacağı sorusuna Plassnik, "Henry Kissinger, uzun zaman önce Avrupa dış politikası için tek bir telefon numarası arzu etmişti. 1 Ocak 2010 itibariyle böyle bir telefon numarasının var olabileceğine ikna oldum. Bu Avrupa'nın her konuda tek sesli bir dış politikasının olacağı anlamına gelmemeli. 27 ayrı ulusal dış politika olacak ama bunlar gittikçe daha fazla uyum içerisinde hareket edecek" şeklinde cevap verdi.
AB Dışişleri Bakanlığı koltuğuna talip olmasıyla ilgili düşüncesi sorulan Plassnik, şimdiden spekülasyona girmek istemediğini belirterek, Avrupa dış politikasının hala çocuk kulübü konumunda olduğunu söyledi.
"BLAİR, OLAĞANÜSTÜ LİDERLİK KAPASİTESİNE SAHİP"
Plassnik, İngiltere'nin eski Başbakanı Tony Blair'in AB başkanlığına adaylığı konusunda da açıklamada bulundu. Tony Blair'in olağanüstü liderlik kapasitesine sahip olduğunu söyleyen Plassnik, "kimilerin hata olarak kabul ettiği bazı başarısızlıkları, benim nezdimde gelecekte Blair'i sorumluluklar alması noktasında diskalifiye etmez. İnanıyorum ki, başarısızlık ve noksanlıklarıyla birlikte onun geniş tecrübesi AB için iyi bir seçenek olacaktır" dedi.
Avrupa'nın geleceğinde dini çoğulculuğun oynayacağı rol hakkındaki bir soruya yönelik de Plassnik, "hali hazırda Avrupa Birliği ülkelerinde 20-30 milyon kadar Müslüman yaşıyor. Biz Avrupa'da daha şimdiden dini çoğulculuk yaşıyoruz. Ümidim o ki İslam, Avrupa toplumu değerleri ile bağdaşır ve Müslümanların dini kimliği olur" dedi.
"AVUSTURYALILAR GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİNE KARŞI ÇIKIYOR"
Avusturyalılar genel olarak Türkiye'nin AB üyeliğine biraz karşı çıkıyor, bu durumun değişeceğini düşünüyor musunuz? sorusuna ise Plassnik, "Avusturyalılar güçlü bir şekilde Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıktıklarını söyleyebilirim. Türkiye ile olabildiğine çok sıkı ilişkiler içerisinde bulunmamız konusunda hepimiz hemfikiriz. Avrupa standartlarını içtenlikle benimseyen modern bir Türkiye arzuluyoruz ve Türkiye'yle bunun pazarlığını yapıyoruz. Üstesinden gelmemiz gereken bazı engeller var. Şu an için Türkiye'nin bir gün AB'nin tam üyesi olup olmayacağı konusunda ciddi bir şekilde karar veremiyoruz. Türk arkadaşlarım bu mesajı duymaktan hoşlanmayacaklar farkındayım, ama ısrarla bu mesajı vermek istiyorum. Bu Türkiye karşıtı bir mesajı değil ancak bir realite tonudur" ifadelerinde bulundu.
(CİHAN)
