MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti’nin üçüncü dönemde süresinin dolduğunu ve gitme vakti geldiğini belirtti. Bahçeli, "Recep Tayyip Erdoğan ya ülkeyi terk edecek, ya da kaçacak. Nereye giderse gitsin yine alıp geleceğiz ama Yüce Divan'a gitmesi kesin olacaktır Allah'ın izniyle." dedi.
Pazar günü yapılacak seçimlere vatandaşların yüksek bir katılım göstermesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, "Özel bir mazeretiniz yoksa mutlaka sandığa gitmelisiniz. Aklınızın süzgecinden geçirerek, vicdanınızın sesini duyarak, iradenizi ortaya koymalısınız ve 12 Haziran'da Allah nasip ederse Türkiye için yeni bir iktidarın doğuşuna fırsat vermelisiniz.'' şeklinde konuştu.
Bahçeli, partisince Gaziantep Demokrasi Meydanı'nda düzenlenen mitingde, ''12 Haziran seçimleri milletimiz için bir dönüm noktası olacaktır. 12 Haziran seçimleri ağırlaşan iç ve dış tehditlere karşı, tekrar milli direncin ortaya çıkmasına vesile olacaktır ve 12 Haziran seçimleri inanıyorum ki, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin son günü olacaktır.'' şeklinde konuştu.
AK Parti’nin yakın siyasi tarihimizde hiçbir siyasi partiye nasip olmayan bir milletvekili çoğunluğuyla tek başına iktidarı gerçekleştiğini belirten Bahçeli konuşmasını şöyle devam ettirdi: "Tek başına iktidar olarak, milletimize seçim beyannamelerinde, hükümet programlarında neyi vaat etmişse yerine getirmemiştir ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin süresi dolmuş, gitme vakti gelmiştir. Ak Parti üçüncü dönemi olmamalıdır. Sayın Başbakan ısrarla her türlü hayal, rüya ve hülyalarla dolu bir seçim propagandası yürüterek, Ağrı'dan tutun Edirne'ye kadar olması mümkün olmayan, dokuz yıldan beri yapamadığı ne varsa vaat eder hale gelmiştir. Çünkü üçüncü dönem iktidar olamamanın sıkıntısı basmış, kabus içerisinde kara kara düşünüyor, iktidar olmazsam başıma neler gelir, Yüce Divan'a nasıl giderim korkusu salmış. Üçüncü dönemde Sayın Recep Tayyip Erdoğan için, ya ülkeyi terk edecek, kaçacak. Nereye giderse gitsin yine alıp geleceğiz ama Yüce Divan'a gitmesi kesin olacaktır Allah'ın izniyle. Bu kadar kararlı ifade etmemizin bir sebebi olsa gerektir.''
"AK PARTİ TÜRKİYE'Yİ CEPHELERE VE KAMPARA AYIRDI"
AK Parti’nin Türkiye'yi cephelere ve kamplara ayırdığını belirten Bahçeli, ''İktidar olduğu dönemlerde laikler-laik olmayanlar, inananlar-inanmayanlar, ilericiler-gericiler ayrımıyla kendisini bir kenara çekmiş ve Türkiye'yi cephelere ve kamplara ayırmıştır. Gerilim stratejisi takip ederek, çatışma eğilimi ile beslenerek varlığını devam ettirmek ve mağdur rolünü oynamayı tercih etmiştir. Zaman içerisinde bu ayrımcılığı etnik temelde ve inanç temelinde de devam etmiş ve etnik temelde bölücü terörü şımartarak, onu siyasallaşması yolunda cesaretlendirerek Türkiye'de tekrar terörün azmasına ve iki dilli hayat, demokratik özerklik veya daha değişik yollarla Türkiye'yi bölünmenin eşiğine getirmiştir.'' dedi. Bahçeli sözlerini şu şekilde devam etti; ''2002 ile 2011 yılı arasında geçen dokuz yılda evinizde aşınız kaynıyor mu, evlatlarınıza iş bulabildiniz mi, gelir seviyeniz arttı mı, hayat standardınız yükseldi mi, huzur ve güven içerisinde can ve mal emniyetiyle bu ülkede yaşayabilme kaygısını aştınız mı? Öyleyse Ak Parti’nin gitme zamanı gelmemiş de üçüncü iktidar zamanı nasıl söz konusu olabilir. Bir tarafta sıcak parayla ve ihalelerle, özelleştirmelerle, imar oyunlarıyla, arsa spekülasyonlarıyla ve Ortadoğu'daki eş dost aracılığıyla bir mutlu azınlık yaratmış ve bu mutlu azınlık AKP'nin yeni servet sahibi zenginleri olmuştur ama öbür tarafta ise büyük bir nüfus kesimi yoksulluğa terk edilmiştir.''
"AK PARTİ TÜRKİYE'Yİ ÇOK TEHLİKELİ BİR UÇURUMUN KENARINA GETİRDİ"
AK Parti’nin Türkiye’yi çok tehlikeli bir uçurumun kenarına getirdiğini savunan Bahçeli, "Milli devlet, üniter yapı, toprak bütünlüğü ve bin yıllık kardeşliğimiz sorgulanır tartışılır hale gelmiştir. AKP'nin hele hele son günlerdeki gizli gündemini çok iyi bilmek lazım. Hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Değişik partilere mensup olabiliriz. Partiler de demokrasimizin renkleridir. Hepsine saygı duyarız. Ama Türkiye varsa hepsinin bir anlamı var. Yoksa Türkiye’yi unutup milleti tehlikeye attıktan sonra hiç birinin anlamı yoktur. Gün gelir önce ülkem ve milletim, sonra partim, sonra ben demem lazımdır. Ama AKP ülkeyi unutmuş, milleti yok farzediyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi bir baskı otoritesi haline gelmiştir. Sabah kalkıyor ‘Ben’ diyor, akşam yatıyor ‘Ben’ diyor. Ama şu an için çılgın projelerle milleti oyalıyor. Milleti tekrar aldatma yollarını arıyor. Ama Türkiye'nin gerçeklerini milletimizin huzuruna çıkıp tartışma gereği hissetmiyor. Yapılan mitinglerde hep uzaktan vatandaşın arasına girmeden havayoluyla devletin kaynaklarını kullanarak bu seçim propagandasını yürütüyor. AKP devleti iliğine kadar sömürüyor. Seçim döneminde de demokrasi içerisinde haksız bir rekabetle bir yarış başlatmıştır. Gece-gündüz bu millet Erdoğan’ı televizyonlarda görmeye, dinlemeye mahkum bırakılmıştır. Millet usanmış, bıkmıştır. Sabah 06.30’da Recep Tayyip Erdogan, gece 24'e kadar bu devam ediyor. Her televizyonda besleme bazı aydın ve köşe yazarlarıyla sözleşmeli ‘Al gülüm, ver gülüm’ yaparak önceden hazırlanmış sorularla Erdoğan’ı tekrar tekrar milletimize dinlemeye mecbur bırakıyor." diye konuştu.
"TÜRKİYE'Yİ TOPARLAYACAK BİR HÜKÜMETE İHTİYAÇ VAR"
Türkiye’yi bir toparlayacak onaracak bir hükümete ihtiyacın olduğunu kaydeden Bahçeli, "Mısır’da 18 günde Hürriyet meydanında kalabalıklar toplandı. 31 yıldır diktatör olarak Hüsnü Mübarek iktidardan uzaklaştı. Şimdi yüce divana gitmiş durumda. Orada çatışma olmadı. Orada emniyet güçleriyle meydanı dolduranlar arasında bir kavga çıkmadı. Ama 18 günde oturduğu yerde 31 yıldan beri iktidar olan gitti. Ama 18 günde İstanbul’da 80’in üzerinde minibüs otomobil molotofkokteyli atıldı. Nerede valiler nerede emniyet müdürleri? Asayişsizlik almış başını gidiyor? Hakkâri’de akşam karanlığı bastımı ayaklanma. Validen ses yok. Kaymakam gözükmüyor. Başbakan susmuş, cumhurbaşkanı vurdumduymaz. Polis kardeşlerimiz oradaki ayaklanmayla karşı karşıya sabaha kadar baş başa. Kimisi linç, kimisi şehit ediliyor. Kimisinin arabası tekmeleniyor, kimisi tokatlanıyor. Böylesi bir densizlik olur mu?" dedi.
BÜLENT ARINÇ'A ELEŞTİRİ
Türkiye’de her şeyin çok farklılaştığını anlatan Bahçeli şöyle konuştu: “Bir referandum yaptılar, 2 önemli gizli gündemi harekete geçirdiler. Anayasa Mahkemesi’yle, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’yla gizli oylar sonucunu verdi. Yargı yarım saatte bir başbakan yardımcısının ne büyük tesadüf sınıf arkadaşları seçiliyor. Diyor ki ‘Şu Allah’ın işine bak verdikçe veriyor.’ Bu bir söz müdür? Bu nasıl bir anlayıştır. Bülent Arınç, bugün böyledir. Yarın acaba sınıf arkadaşların görevden ayrılınca bir tanesini bulabilecek misin? Çünkü yandaşlaştırıyorsun. Türkiye’nin yargının köküne dinamit koyuyorsun. Bu adalet herkese lazım yarın size de lazımdır. Hele hele Yüce Divan’ gidenlerin başvuracakları tek yer olacak.”
CİHAN


