21 Ağustos 2026
Altın 7079.23
BIST 14518.74
Dolar 48.0146
Euro 56.2897
Sterlin 65.3332
Ankara 25°C

Bakan Kavaf: Bebek Ölümlerinde 2015 Yılı Hedeflerine 2003 Yılında Ulaşıldı

Bakan Kavaf: Bebek Ölümlerinde 2015 Yılı Hedeflerine 2003 Yılında Ulaşıldı
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, bebek ölüm oranındaki azalmada Türkiye'nin uluslararası hedeflere ulaştığını belirterek; "B...
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, bebek ölüm oranındaki azalmada Türkiye'nin uluslararası hedeflere ulaştığını belirterek; "Bebek ölümlerinde 2015 yılı hedeflerine 2003 yılında ulaşıldı. Bebek ölümleri 2003 – 2008 yılları arasında yüzde 48 oranında azaldı." diye konuştu.

Sakarya Üniversitesi'nce düzenlenen 1. Uluslararası Kadın ve Sağlık Kongresi'ne katılan Kavaf, kadın sağlığı ve kadına yönelik şiddet konusunda değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de kadın ve sağlık alanında sağlam bir hukuki zemin ile kurumsal yapılanmanın mevcut olduğunu kaydeden Kavaf, yazılı düzenlemelerin yanı sıra uluslararası sözleşmelerle kabul ettikleri standartlara uygun olarak, son yıllarda kadın sağlığına yönelik çok önemli gelişmeleri hayata geçirdiklerini ifade etti. 1994 yılı Kahire Konferansı'nda 'bin yıl kalkınma hedefleri' kapsamında ülke taahhütleri ve ulusal hizmetlerin çoğu kez planlanan zamandan önce gerçekleştiğini vurguladı.

Ortalama yaşam süresinin arttığını, ilk evlenme yaşının yükseldiğini, doğurganlık hızının azaldığını, doğum öncesi ve sonrası hizmetlerden yararlanma oranlarının da arttığına dikkat çeken Kavaf, Kahire Konferansı'nda yer alan hedefler doğrultusunda, 2005 – 2015 yıllarını kapsayan 'Sağlık Sektörü İçin Ulusal Stratejiler ve Eylem Planı'nın uygulamaya geçtiği günden bu yana Türkiye'nin temel politika belgesini oluşturduğunu anlattı.

Türkiye'de 1963 yılından bu yana her 5 yılda bir nüfus ve sağlık araştırmaları yapıldığını hatırlatan Kavaf, şunları söyledi: "Son olarak 2008 yılında yapılan araştırma raporuna göre, doğurganlık ve yaş ilişkisi incelendiğinde kadınların erken yaşlarda çocuk doğurma eğilimlerinin değişmeye başladığı görülmektedir. 15–49 yaş grubundaki kadınlarda doğurganlık oranında gözlenen yüzde 30'luk azalma Türkiye'de bu yaş grubundaki kadınların çocuk doğurmaya başlamak için daha fazla beklediklerini veya anne olmayı geciktirdiklerini göstermektedir. Raporda yer alan bir önemli diğer nokta ise bebek ölüm oranındaki azalmadır. Ülkemiz bu konuda uluslararası hedeflere ulaşmıştır. Hatta bu konuda 2015 yılı hedeflerine 2003 yılında ulaşılmış olması sevindirici bir gelişmedir. Bebek ölümlerinin 2003 ila 2008 yılları arasında yüzde 48 oranında azaldığı bir gerçektir. Aynı dönemde çocuk ölüm hızında yüzde 33 azalma yaşanmıştır. 5 yaş altı çocuk ölüm hızında ise yüzde 41 azalma gerçekleşmiştir."

Bebek ve çocuk ölümlerinin yanı sıra anne ölümlerinin de üzerinde durulması gereken önemli bir konu olduğuna vurgu yapan Bakan Kavaf, Türkiye'de doğum öncesi bakım, sağlıklı koşullarda doğum ve doğum sonrası bakım verilerinde yıllar itibariyle iyileşme görüldüğünü söyledi. 2009 yılı verilerine göre anne ölüm oranının yüz bin canlı doğumdan 18,2'ye düştüğünü belirten Kavaf, "Doğuşta beklenen yaşam süresi de yıllar itibariyle giderek yükselmektedir. 2009 yılı için kadınlarda beklenen yaşam süresi 74,4 iken erkelerde ise bu yaş 69.5'dir." dedi.

"KADINA YÖNELİK ŞİDDET BİR İNSAN HAKLARI İHLALİDİR"

Kadına yönelik şiddeti de değerlendiren Kavaf, şiddetin kadının hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını olumsuz olarak etkilediğini ifade etti. Kadına yönelik şiddetin önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşılarına çıktığını dile getiren Kavaf, kadına yönelik şiddetin bir insan hakları ihlali olduğunu bildirdi.

2008 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye'de eşi veya aile yakınları tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranının yüzde 39 olduğunu kaydeden Kavaf, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sadece cinsel şiddete maruz kalan kadınlarımızın oranı yüzde 15,3'dür. Fiziksel ve cinsel şiddetin birlikte yaşanma oranı ise yüzde 41,9'dur. Yaşadıkları fiziksel şiddet sonucunda yaralanan kadınları oranı yüzde 25'dir. Her 10 kadından biri hamileliği sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Bu çok önemlidir, çünkü annelik kutsaldır. Kadına hamileliği sırasında uygulanan şiddet hem anneye hem de çocuğa zarar verir. Kabul edilmesi mümkün olmayan bir insan hakları ihlalidir. Bir insan hakkı ihlali olarak nitelendirilen kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için en etkili yöntemlerden biri konuya ilişkin farkındalığın ve duyarlılığın artırılmasıdır. Bu kapsamda bakanlığım ile İçişleri Bakanlığı, Sağlık ve Adalet bakanlıkları ile eğitim protokolleri imzalandı. Bu protokoller çerçevesinde 40 bin 400 kolluk kuvveti ile 366 aile mahkemesi hâkimi ve cumhuriyet savcısına kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik eğitimler verildi."

"BİR KADININ KADINLIK HALLERİ ASLA ERTELENEMEZ, PARASI OLSUN YÂDA OLMASIN TEDAVİ EDİLMEK ZORUNDA"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cevdet Erdöl ise Sosyal Güvenlik Kanunu'nda yaptıkları değişiklikle anneye özel durumlarda kişi ister primini ödesin ister ödemesin, parası olsun ya da olmasın tedavisinin yapılmasını kanunlaştırdıklarını söyledi.

"Kanunun buyruğu olarak bir kadının kadınlık halleri asla ertelenemez" diyen Erdöl, "8–10 yıl öncesinin gazetelerine bakının. Her hafta, her ay belki her gün 'Bir kadın bebeğiyle rehin kaldı' haberlerini görürdünüz. Bebeğini almaya gider anne, bebeğini vermezlerdi. Cenazesini almaya giderdi, cenazesini alamazdı. Bu hastanelerimizdeki yöneticilerimizin sorunu değildi. Bu sistemin sorunuydu. Şartlı nakit transferleri ile fakir insanların bile özellikle hamilelik dönemini hastanelerde kontrol edilmelerini, kontrol edildikten sonra da doğumlarını da hastanelerde yapmalarını sağladık. Ücra yerlerde kar, kış olduğunda hastaneye ulaşamaz endişesi taşıyan anne adaylarını doğumdan belli bir dönem önce şehre alıp, misafir edip, doğumdan sonra güvenli bir zaman geçtikten sonra evine gönderen bir anlayışı getirdik. Sosyal Güvenlik Kanunu'nda yaptığımız değişiklikle eğer analık hali varsa, primini ödese de ödemese de anneye özel durumlarda mutlaka tedavisinin yapılmasını biz kanuna vurduk. Kanun zoru ile kanunun buyruğu olarak bir kadının kadınlık halleri asla ertelenemez, parası var ya da yok, sosyal güvencesi var ya da yok, buna bakılmaksızın tedavi edilmesi zorunludur diye kanuna biz koyduk. Bu çok büyük anlayış değişikliğidir." ifadesini kullandı.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir