Serdaroğlu, işçi-işveren ilişkisini de değerlendirdiği konuşmasında, şunları dile getirdi: "İşverenler sendikacılara karşı antipatik bir tavır ortaya koyuyor. Bazı kesim ev ev dolaşıp insanları sendikalardan vazgeçirmeye çalışıyor. Bir ülkede örgütlenme yoksa toplumu siyasi iktidarlar kontrol eder. Dikkat edin krizde 5 milyon yeni zengin oluşmuş. Krizde yeni zenginler oluşuyor, bankaların kârı artıyor, fakat olan işçiye oluyor. Herkes bizlere inansın. Buralara kolay gelmedik. Sizler için gece gündüz çalışacağız.''
Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan ise yaptığı konuşmada, şu anda Çorlu'da 35 bin işsiz insan oldğunu, bu işsizlerin aileleri de hesaba katıldığında 80 bin kişinin bu krizden etkilendiği anlamına geldiğini söyledi. Türkiye'nin şu anki durumu hiç iç açıcı olmadığını ifade eden Baysan, şunları söyledi: "Git gide Arjantin'e benziyoruz. Kriz zamanındayız ve televizyonlarda gazetelerde her şey güllük gülistanlıkmış gibi gözüküyor. Sabah kadın programları, akşam dizilerle oyalandırılıyoruz. Burada örgütlü bir toplum yaratılmaya çalışılıyor. Sosyal demokrat bir partinin belediye başkanı olarak işçinin her zaman yanında olacağız. Zor elde edilen başarıların mutluluğu çok olur."
DİSK Tekstil-İş Sendikası Genel Başkanı Rıdvan Budak, 70 milyonluk ülkede sadece 600 bin sendikalı işçi olduğuna dikkat çekti. İsveç'in nüfusu 8 milyon olmasına rağmen 1 milyon 800 bin sendikalı işçisi olduğunu vurgulayan Budak, sözlerine şöyle devam etti: "80 ihtilalinde Taksim meydanında Türkiye'nin nüfusu 35 milyonken 500 bin insan toplanmıştı. Şu gerçeği unutmamak lazım. 80 ihtilalinin yapılmasının altında yatan gerçeklerden biri de budur. İnsanların örgütlenmesini engellemek. Avrupa'da insanlar en az 3- 4 tane derneğe, sivil toplum kuruluşuna, partiye üye. Ama Türkiye'de durum böyle değil. Türkiye'deki sermayenin TÜSİAD'ı var. Soruyorum işçimizin neyi var? Bu güne kadar işsizlik maaşlarıyla günü kurtardık. Bundan sonra ne olacak, varın hesabını yapın." (CİHAN)

