İlk aşıyı, Tıp Fakültesi Enfeksiyon Kontrol Komitesi Başkanı ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Akalın oldu.
Prof. Dr. Halis Akalın, H1N1 virüsünün şu anda global bir salgın olduğunu ve aşının yan etkilerine ilişkin endişelerin yersiz olduğunu söyledi. Bugüne kadar uygulanan birçok aşıda da nadir olarak yan etkiler bulunduğunu belirten Prof. Akalın, "Bugüne kadar dünyada 40 milyon kişiye yapılan mevsimsel grip aşısında da benzer yan etkiler söz konusudur ama kimse bu aşıyı bu kadar tartışmamıştı." dedi.
H1N1 aşısındaki adjuvan nedeniyle nörolojik komplikasyonlara (Guillan Barre Sendromu) yol açma olasılığının yüz binde 1-2 gibi çok düşük olduğunu, birçok aşının da aynı riski taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Akalın, "Buna karşın yumurtaya ve diğer aşılara karşı alerjisi olanlarla, ciddi ve aktif hastalıkları olanlar hekimlerine danışmadan domuz gribi aşısı yaptırmamalı."
Yan etkiye yol açan 'adjuvan' maddesinin Latincede 'yardım etmek' anlamına geldiğini, aşının etkisini artırmak amacıyla içine konduğunu anımsatan Prof. Dr. Akalın, "Ancak immün sistemini aşırı uyarıp gebelik sürecini etkilememesi için hamilelere adjuvansız aşı yapılması uygun görülmüştür." diye konuştu.
Domuz gribinin çocuklarda, kronik hastalığı olanlarda ve şeker hastalığı bulunanlarda ağır seyredebileceğini belirten Akalın, "Hastalık, özellikle çocuklar ve yaşlılarda ikincil enfeksiyonlara zemin hazırlar, orta kulak iltihabı ve zatürree gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle virüsten korunmak gerekir." şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Halis Akalın, hastalıktan korunmak için ellerin sık yıkanmasını, ele değil kol üzerine aksırılmasını, tek kullanımlık kağıt mendil kullanılmasını, elle tutulan yerlerin sık sık dezenfekte edilmesini, virüs bulaşması halinde 7 gün evde istirahat edilmesini, başkalarına bulaşmaması için de tıbbi maske kullanılmasını önemle vurguladı.
(CİHAN)