"Ermenilerin 1915'te toplu göç ettikleri Deyr Ezzur denilen bölgede bir kaç kemik bulup 'bunlar Ermenilere aittir' demek gerçekleri görmezden gelmektir.'' diyen Önhon, "Anadolu'nun da her yerinde elinizi toprağa atsanız kemik çıkar. O yıllarda çok acı olaylar olmuş. Bu trajik olaylarda sadece Ermeniler değil Türk ve Müslüman olanlarda hayatını kaybetmiş. Soykırım kelimesini kabul etmek mümkün değil. Elinizi toprağa attığınızda toplu mezara ulaştık demek gayri ciddiliktir.'' diye konuştu.
Türkiye ile Suriye arasındaki 1000 yıla uzanan bir dostluğa dikkat çeken Şam Büyükelçisi iki ülke arasında ilişkiler noktasında gelinen durumu ise şöyle değerlendirdi: ''Bu ülke ile aramızda 1000 yıllık birliktelikler var. Akrabalıklar var. Soğuk savaş döneminde iki ülke arasında kamplaşmalar oldu. 1998 yılında imzalanan Adana mutabakatı ile ilişkilerde olumlu gelişmeler başladı. Ve bu durum 2002 yılından itibaren imzalanan anlaşmalar ile ilişkiler üst düzeye ulaştı. 51 alanda anlaşmalar imzalandı. İki ülke arasında gelişen ülkeler bölge ülkelerine örnek olacak düzeye ulaştı. Vizelerin kaldırılması iki ülke ilişkilerinin geldiği son noktayı gösteriyor. Türkiye'den buraya, buradan Türkiye'ye sürekli heyetler gidip geliyor. Ve bu durum her geçen gün artıyor.''
Yapılan anlaşmaların hayata geçmeye başladığını belirten elçi Önhon, bu doğrultuda Şam'da Süleymaniye Külliyesi'nin restorasyonu konusunda TİKA'nın öncülük yaptığını bu çalışmaların da iki yıl içinde tamamlanmasının öngörüldüğünü aktardı. Suriye'de bulunan Osmanlı eserlerinin tadilatının yanı sıra 1000 yıla uzanan tarihinde tekrar gözden geçirilmesi için tarihçilerin harekete geçtiğini duyurdu. Elçi Önhon, Türk tarihine yönelik bir takım olumsuz bakışların ortadan kaldırılması için her iki ülke tarihçilerin ortak tarih yazımı konusunda bir araya geleceklerini bildirdi.
