CHP İl Binası'nda düzenlenen basın toplantısında Seyhan, dinlemeler konusunda sorunu çözmesi gereken Başbakan'ın, "Benim gücüm olsaydı, kendi dinlememi ortadan kaldırırdım." diyerek, talihsiz bir açıklama yaptığını ileri sürdü.
Bir mahkeme kararıyla yasal kayıtlar dahil, tüm dinlemelerin incelemeye alınmasını isteyen Seyhan, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)'nın özerk bir kurum haline gelmesini önerdi. TİB Başkanı'nın geçen yıl 70 bin dinleme yaptıklarını 'itiraf' ettiğine işaret eden Seyhan, bu sayıdaki insandan hiç kimseye -yasal zorunluluk olduğu halde- 'biz sizi şu tarihler arasında dinledik' şeklinde bildirimde bulunmadığını aktardı.
Şu anki TİB Daire Başkanı Basri Aktepe'nin, Ergenekon davası sanığı Adil Serdar Saçan tarafından dinlemeye alındığını ve bu karara Savcı Nuh Mete Yüksel'in imza attığını bildiren Seyhan, şunları söyledi: "Bir dinlemenin yapılabilmesi için mutlaka şüphelinin kimliği ve suçunun kanunen açıklanması lazım. Ama elimdeki belgelerden de anlaşılacağı gibi birçok dinlemede şüphelinin kimliği ve suçu belli değil. Ama dinlemelerin altında 25 adet telefon numarası mevcut. Kim bunlar, niye dinliyorsun, hangi suçtan dinliyorsunuz, beli değil. Böyle bir mahkeme kararı olmaz." Dinlemelere ilişkin kararların devamlı aynı mahkemelerce verildiğini belirten Seyhan, "Başka mahkeme mi yok?" eleştirisini yaptı.
Ortam dinleme cihazlarının piyasada ucuz bir şekilde satıldığını ifade eden Seyhan, "Maalesef bu iş çocuk oyuncağı haline geldi. Dinlemeleri kontrol altına alacak bir denetim mekanizması yok. Benim maillerim dört kez okunmuş. Bir de altına 'cümle bozuk' diye not düşüyorlar." dedi.
(CİHAN)
