Ahmet Şahin, ürününü hasat ettiren bazı çiftçilerin tarlalarını bir sonraki ekim sezonuna hazırlamak için yasak olmasına rağmen anızları yaktıklarını söyledi.
Şahin, şu bilgileri verdi: "Anız yakılması toprağı, su ve rüzgâr erozyonuna daha hassas bir duruma getirir. Böylece toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri bozulur ve verimliliği düşer. Toprak, sıcaklığının yükselmesi sonucu toprağın mikrobiyolojik aktiviteleri geriler ve biyolojik denge bozulur. Toprak yapısında ve bitki bünyesinde önemli fonksiyonları olan organik maddeyi azaltmaktadır. Hasat sonrası tarla ve dikili alanlarda bulunan birçok yaban hayvanlarının yaşam ortamını yok etmektedir. Kontrol edilmeyen anız yangınları, komşu tarlalarda ki hasat edilmemiş ürünlere, traktörlere, meyve bahçelerine, bunların etrafındaki çitlere, telefon ve elektrik direklerine, civardaki yerleşim yerlerine ve özellikle ormanlara, koruluk ve ağaçlık bölgelere telafisi olmayan zararlar vermektedir."
Yakılan anızlarla birlikte özellikle toprak verimliliğini oluşturan canlıların da önemli miktarda ortadan kalktığını kaydeden Ahmet Şahin, anız yakılan yerlerde toprağın tekrar eski haline gelmesi için uzun zamana ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Yasak olmasına rağmen anız yakan çiftçilere ciddi para cezaları uygulandığına dikkat çeken Şahin, "Çiftçilerimiz tarlalarını yakarak kendi geleceklerini de yakıyorlar. Artık bu alışkanlıktan vazgeçilmesi gerekir. Çiftçilerimiz yakacakları sap ve samanları bir organik gübre olarak değerlendirsinler. Bunun toprağın havalanmasına ciddi katkıları var. Bu yakma işini artık literatürden kaldıralım, üreticilerimiz bu konuda daha hassas olsunlar." uyarısında bulundu.
(CİHAN)