23 Ekim 2026
Altın 6593.04
BIST 10751.27
Dolar 49.7349
Euro 55.7963
Sterlin 66.6339
Ankara 23°C

COP31'e Doğru Yatırım Zirvesi başladı

COP31'e Doğru Yatırım Zirvesi başladı
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Türkiye'nin güçlü bir hikayeye sahip olduğunu ve bunun uluslararası paydaşlara daha etkili bir şekilde anlatılması gerektiğini ifade etti.

İSTANBUL

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından düzenlenen "COP31'e Doğru Yatırım Zirvesi: Uluslararası Yeşil Yatırımları Harekete Geçirmek" etkinliği İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu'nda düzenleniyor.

Zirvenin açılışında Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, COP31 Türkiye Özel Temsilcisi Mehmet Emin Birpınar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, YASED Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve küresel şirketlerin temsilcileri yer aldı.

Dağlıoğlu, açılış konuşmasında, COP'a birçok perspektiften yaklaşmanın mümkün olduğunu belirterek, Türkiye'nin hikayesinin yakın zamanda başlamadığını dile getirdi.

Özellikle son yıllarda dünyadaki farkındalığın arttığına dikkati çeken Dağlıoğlu, "Türkiye'nin bu yeşil dönüşüm, karbonu azaltma hikayesi Cumhurbaşkanımızın 2003'ten bu yana olan politikalarında gözlemlenebiliyor. Şu anda bütün dünyada bir yenilenebilir enerji, yeşil enerji gündemi var. Biz Yenilenebilir Enerji Kanununu 2005'te yapmış bir ülke olarak aslında bu yolculuğa çok daha erken çıkmış durumdayız." diye konuştu.

Dağlıoğlu, mevcut sistemdeki kurulu gücün yüzde 60'ının yeşil, yenilenebilir enerjiden geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Yalnızca yenilenebilir enerji üretmek değil, bunu üretecek ekipmanları üretmek de gündemimizde. Türkiye Avrupa'daki en büyük güneş paneli üretim kapasitesine sahip bir ülke. Rüzgar enerjisi tarafında da ekipman üreticileri büyük bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Yalnızca Türkiye için değil, çevre ülkeler, dünya için de üretim yapabiliyor. Yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz proje çağrısıyla beraber HIT-30 programı kapsamında batarya sistemleri Türkiye'de üretilmeye başladı ve önümüzdeki dönemde kapasitesi hızla artacak."

Uygulanan başarılı politikalarla mevcut ekosistemin dönüşümünü sağladıklarını söyleyen Dağlıoğlu, e-mobilite alanında da Togg'un önemine değindi.

"Ülkemiz çeşitliliği çok geniş bir endüstriyel altyapıya sahip"

Dağlıoğlu, geri dönüşüm ve ileri dönüşüm projelerini yatırım projeleri kapsamında ülkeye kazandırmak istediklerini belirterek, "Ülkemiz çeşitliliği çok geniş bir endüstriyel altyapıya sahip. Birçok sektörde küresel tedarik zincirlerinin önemli bir aktörüyüz. Bunların hepsinde geri dönüşüm, ileri dönüşüm için büyük fırsatlar var." diye konuştu.

Sıfır Atık Projesi kapsamında 90 milyon ton atığın geri dönüştürüldüğünü söyleyen Dağlıoğlu, "Türkiye'de geri kazanım oranı yaklaşık yüzde 37'ye ulaştı. 2035'te hedefimiz yüzde 60, 2053'te de yüzde 70 gibi bir hedefimiz var. Ben eminim ki bu hedeflere daha erken ulaşacağız." dedi.

Dağlıoğlu, COP31'in bir fırsat olduğuna dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:

"Bizim çok güçlü bir hikayemiz var. Bunun yurt dışına, uluslararası paydaşlara daha iyi anlatılması gerektiğini düşünüyoruz. Her platformda bunu anlatıyoruz ama COP31 bu anlamdaki en kapsamlı platform. Bütün paydaşların, kamu tarafından, dünyadaki sivil toplum tarafından ve özel sektör aktörlerinin buluştuğu bu kadar büyük bir platformda Türkiye'nin bu fırsatlarını uluslararası iş dünyasına, yatırımcılara ve finansman sağlayan kurumlara sunmak bizim için önemli bir fırsat olacak. Şu ana kadar geldiğimiz nokta başarılı olmakla beraber daha yapacak çok iş var."

"Enerji sektörüne kullandırılan krediler 1 trilyon lirayı aştı"

Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, COP31'e giden sürecin Türkiye'nin yeşil dönüşüm vizyonunu uluslararası yatırımcılarla buluşturmak ve bu vizyonu somut yatırımlara dönüştürmek açısından fırsatlar sunduğunu söyledi.

İklim değişikliğinin yalnızca çevreyi değil, ekonomik büyümeyi, ticareti, istihdamı, finansal istikrarı doğrudan etkilediğini belirten Çakar, "Yeşil dönüşümü üretim kapasitemizi, rekabet gücümüzü artıracak yatırımlarla birlikte ele almak zorundayız." dedi.

Çakar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin enerji tedarikindeki risklerin maliyetlere ve ekonomik dengelere ne kadar hızlı yansıyabildiğini gösterdiğine dikkati çekerek, enerjide dışa bağımlılığı azaltmanın arz güvenliği kadar maliyet yönetimi ve ekonomik bağımsızlık açısından da büyük önem arz ettiğini söyledi.

Tarımda modern basınçlı sulama sistemleri, su verimliliği ve iklime dayanıklı üretim yapılarının hem gıda güvenliği hem de kırsal kalkınma açısından kritik rol oynadığını kaydeden Çakar, "Bütün bu ihtiyaçlar Türkiye için aynı zamanda önemli bir yatırım ve işbirliği fırsatı anlamına geliyor. Türkiye'nin güçlü üretim altyapısı stratejik konumu ve gelişmiş finansal sistemi uluslararası yatırımcılar için önemli imkanlar sunuyor. COP31'e ev sahipliği yapmamız da bu imkanları uzun vadeli ortaklıklara ve nitelikli yatırımlara dönüştürmek için değerli bir zemin hazırlamaktadır." diye konuştu.

Çakar, Uluslararası Enerji Ajansına göre, 2026'da küresel enerji yatırımlarının 3,4 trilyon dolara ulaşmasının, bunun yaklaşık 2,2 trilyon dolarının temiz enerjiye yönelmesinin beklendiğini, 1,5 derece hedefi ile uyumlu dönüşüm için emisyon azaltımına da yılda ortalama 7,8 trilyon dolarlık finansman ihtiyacı bulunduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Bu rakamlar ihtiyacın büyüklüğünü gösterdiği kadar finans sektörünün üstlenmesi gereken sorumluluğu da gösteriyor. Türk bankacılık sektörü bu dönüşüme hem finansal kapasitesi hem de proje değerlendirme deneyimi ile katkı sağlıyor. Enerji sektörüne kullandırılan krediler 1 trilyon lirayı aşarken, proje finansmanı kapsamındaki enerji kredileri 695 milyar liraya, yenilenebilir enerji kredileri ise 347 milyar lirayı bugün itibarıyla aştı."

Temel hedeflerinin finansmanı yalnızca kaynak sağlamak olarak değil, yatırımların hayata geçirilmesini sağlayan bir araç olarak görmek olduğunu söyleyen Çakar, karbon yoğun sektörlerde dönüşümün, enerji maliyetlerini yönetmek ve uluslararası rekabet gücünü korumak açısından da belirleyici hale geldiğini dile getirdi.

"Finansmanı sürdürülebilir biçimde yapılandırılmış projelere odaklanmalıyız"

Bankacılık sektörü olarak daha fazla kaynağı sürdürülebilir yatırımlarla buluşturmayı, uluslararası finansman imkanlarını ülkemize kazandırmayı ve yenilikçi finansman modelleri geliştirmeyi önemsediklerinin altını çizen Çakar, sözlerini şöyle tamamladı:

"Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Türkiye güvenilir bir üretim üssü ve stratejik bir temiz enerji merkezi olma potansiyeline sahip. Yeşil dönüşümün başarısını belirleyecek olan açıkladığımız hedeflerden çok hayata geçirdiğimiz yatırımlar olacaktır. Şebekeden depolamaya, sanayiden tarıma kadar her alanda doğru hazırlanmış, riski etkin yönetilmiş ve finansmanı sürdürülebilir biçimde yapılandırılmış projelere odaklanmalıyız. Kamu politikalarının öngörülebilirliği, uluslararası sermayenin katkısı ve bankacılık sektörünün finansman kapasitesi bir araya geldiğinde iklim hedeflerini ekonomik değere ve kalıcı rekabet avantajına dönüştürebiliriz."

"Gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik yıllık yatırım açığı 4 trilyon dolar"

YASED Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu, kamu politikalarının dönüşümün yönünü belirlerken yatırımcıların sermaye, teknoloji ve bilgi birikimleri ile bu hedefleri üretimde, enerji altyapısında ve tedarik zincirlerinde hayata geçirdiklerini söyledi.

YASED olarak üyeleriyle birlikte küresel iklim taahhütleri doğrultusunda yenilenebilir enerjiye, enerji ve kaynak verimliliğine, sürdürülebilir üretime uzun süredir yatırım yaptıklarını belirten Orhonoğlu, "Sermaye, teknoloji ve deneyimi bir araya getiren bu yatırımlarla Türkiye'nin 2053 Net Sıfır hedefine ve yeşil büyümesine güçlü destek vermeye çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

Orhonoğlu, gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik yıllık yatırım açığının 4 trilyon dolar civarında olduğunu kaydederek, "Bu 4 trilyon doların yaklaşık yarısı enerji dönüşümü kaynaklı yatırımlar. Uluslararası doğrudan yatırımlar, finansmanın yarısına, teknoloji, nitelikli istihdam ve üretim kapasitesi sağlayarak bu açığın kapatılmasına katkıda bulunuyor. Yeşil yatırımlar 1,5 derece hedefinin yanı sıra iklim risklerine de dayanıklılık, enerji güvenliği ve rekabetçilik açısından önem taşıyor." diye konuştu.

COP'un ev sahibi ülkelerin görünürlüğünü artırarak yeşil yatırımlar odağında yeni ortaklıklar geliştirmeleri için önemli fırsat sunduğunu dile getiren Orhonoğlu, 2015-2024 döneminde COP'a ev sahipliği yapan ülkelerin greenfield yatırım projelerinin sayısında yaklaşık yüzde 50, taahhüt edilen yatırım sermayesinde ise yüzde 135'lik artış görüldüğünü ifade etti.

Gün boyu sürecek zirvede, sürdürülebilir sanayi, yeşil enerji ve altyapı yatırımları ile döngüsel ekonomi alanlarında paneller düzenlenecek, konuk konuşmacılar yer alacak.

AA

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir