TBMM
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, yeni yılın ilk grup toplantısını yaptıklarını anımsatarak, Türk milletinin, Türk-İslam aleminin ve tüm insanlığın yeni miladi yılını kutladı.
21. yüzyılın ikinci çeyreğini Türkiye'nin ve Türk milletinin lehine çevirmenin mümkün olduğunu belirten Bahçeli, "21. yüzyılın ikinci çeyreği bizi 2053'e, yani İstanbul'un fethinin 600. yıl dönümüne götürecektir. Bu tarihteki ulaşılabilir stratejik hedefimiz bugün atacağımız güçlü temellerle süper güç Türkiye'yi inşa etmek olmalıdır. Ayakları yere basan, analitik ve gerçekçi bir fikrin tezekkürüyle diyebilirim ki, yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiye'ye gebedir." diye konuştu.
Türkiye'nin başaramayacağı, yapamayacağı bir şeyin olmadığının altını çizen Bahçeli, "süper güç Türkiye'nin engellenmesi" diye bir şeyin de söz konusu olamayacağına dikkati çekti.
Melih Cevdet Anday'ın "Telgrafhane" isimli şiirini okuyan Bahçeli, uyumayacaklarını, uyuyup rehavete kapılmalarını bekleyenlere fırsat vermeyeceklerini söyledi.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Uyuşuk kalmayacağız, punduna getirip tuzağa düşmemizi planlayıp zaaf anımızı, zayıf hatlarımızı ve yumuşak karnımızı kollayanlara dipdiri duruş göstereceğiz ve boyun eğmeyeceğiz. Cırcır böceği gibi ötenler, kelebeğin ömrüne özenenler, daha ötesi sürünerek yaşamayı meslek edinenler, köfteden kahramanlık taslayıp yağmadan pay kapma hesabında olan akıl ve zeka özürlüsü gafil ve garabet yuvaları, huzur ve kardeşlik muhalifi serseri tabiatlılar, size sesleniyorum, sizler uyumaya devam edebilirsiniz ama biz asla uyumayacağız, devamlı uyanık ve zinde kalacağız çünkü tehdit büyük, yaygın, yoğun ve küreseldir."
Devlet Bahçeli, 24 Ekim 2025 tarihinde başlattıkları "Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri" ve "Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları" kapsamında bugüne kadar 81 il 963 ilçede, 49 bin 725 program yapıldığını belirterek, partililerine çalışmalarından dolayı teşekkür etti.
Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, solan yüzleri canlandıran, kalplere yuvalanmış hüzünleri her cephede kovan ve dağıtan, nasırlı, çilenin izleriyle bezenen kahırlı elleri şefkat ve sevgiyle tutan, göz pınarlarından oluklar halinde inen yaşları sabırla silen, dertlere derman değilse bile ortak olmayı vecibe sayan tam kapsamlı bir inanmışlığın, tavizsiz bir irade bıçkınlığının, tartışmaya kapalı nitelikli dürüstlüğün ve samimiyetin siyasetteki ahlak markasıdır. Bu marka var olacak, Türkiye'nin yeni yüzyıl marka değerini neresi en yüksekse oraya çıkaracaktır." diye konuştu.
"Zorla lider transferi yapılmıştır"
ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini hedef alan askeri müdahalesini anımsatan Bahçeli, "21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır." dedi.

Bahçeli, şunları kaydetti:
"Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela'nın başkenti Caracas'ta kurulmuştur. Seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela'nın Devlet Başkanı Maduro'ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro'nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır, seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır."
Venezuela örneğinin ne ilk ne de son olacağını ifade eden Devlet Bahçeli, bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınmasının ilk kez vuku bulduğunu, bunun sineye çekilecek bir durum olmadığını söyledi.
Bahçeli, "Dijital çağın yeni sürüm eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle, zorla lider transferi yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma'yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak'ı 3 Ocak'a bağlayan gece yarısı Caracas'ta sahnelenmiştir." dedi.
Venezuela'daki askeri müdahalenin Türkiye'de yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliğine dikkati çeken Bahçeli, "3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, ABD'nin Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro'yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
"15 Temmuz'da, casus ve Haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela'da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çarpıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela'daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür. Tek fark, birisi uyumamış ve direnmiş, diğeri uyumuş ve teslim olmuştur. Biliyoruz ki, su uyusa da düşman uyumayacaktır, şayet uyursak, uyuklarsak, uyuşursak unutmayınız ki izmihlal kaçınılmazdır. Venezuela meselesi dünyanın üzerine eski bir harabe gibi çökmüş, depremden sonra yıkılan çok katlı binalar gibi yıkılmıştır. Bunun altından nasıl kalkılacağı, 3'üncüsünün çatısı örülen dünya savaşının tutuşturulmak istenen kıvılcımının önüne nasıl geçileceği muammanın daniskasına dönüşmüştür."
Bahçeli, ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni hedeflerinin Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Grönland olduğunu hatırlattı.
Konunun narkoterör ya da otoriterleşen yöneticiler olmadığını belirten Bahçeli, "Bunun çok daha derininde, ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir." diye konuştu.
Trump'ın "sağduyusunun, akli ve ahlaki melekelerinin buharlaştığını" ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
"ABD Başkanı'nın 'Venezuela'yı biz yöneteceğiz' demesi, enerji kaynaklarına çökme mesajı yenilenmiş sömürgeciliğin, yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığın dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir. ABD'nin asıl hedefi enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetme, açılan siyasi, askeri ve ekonomik cephelerle bir ülkenin neyi var neyi yoksa aşırma ve el koymadır. Esasen tüm dünya yakın tehdit markajındadır. Ağır aksak işleyen, yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren, küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarının açık tutulmasını sağlayan kurallara dayalı uluslararası düzen mekaniği artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir."
Venezuela örneğinin, iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları verdiğine dikkati çeken Bahçeli, "Direk teslimiyet olmadan, devlet ricalinde, askeri ve güvenlik bürokrasisinde, siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan, bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir. Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz? Şimdi anlaşıldı mı, 'Terörsüz Türkiye' hedefindeki ısrar ve irademiz? Şimdi anlaşıldı mı milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız? Şimdi anlaşıldı mı Türk'ü sevmeyen Kürt, Kürt'ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık?" sorusunu yöneltti.
Sözleri salondaki milletvekilleri tarafından ayakta alkışlanan Bahçeli, dünyanın çok cepheli, aktörlü, bilinmeyenli ve tehlikeli bir krizde olduğunu belirtti.
Birleşmiş Milletlerin inandırıcılık kalitesini, ikna kabiliyetini ve bağlayıcı karakterini kaybettiğine işaret eden Bahçeli, "Dünya üzerinde devlet başkanı dokunulmazlığı tartışmaya açılmıştır. Sandıkla gelmek, sandıkla gitmek, demokrasi ezberlerinin ardına saklanmak sadece mevzi mücadelelerinin aparatına dönüşmüş, bunun da ötesinde göz boyayan, rejim ve sistemleri bir noktada ıslah ve terbiye etmek için tertip edilen orta oyunu hüviyetine bürünmüştür." ifadesini kullandı.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısının, hatta daha fazlasının şu an küresel arenada tedavülde olduğunu dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Venezuela'ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekalet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir. Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze'de süregelen soykırım, Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz'i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali, barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir. Maduro'yu suçlayan ABD yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netanyahu'nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir? Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir? Emperyalizm kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir. İştahları kabartan petrol her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak, kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. Şunu açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki at hırsızlığıyla enerji ve değerli mineral hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur."
"Maduro ülkesine iade edilmelidir"
ABD Kongresinin acilen devreye girmesi, Trump yönetiminin anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı siyasi ve askeri tasarruflarını sona erdirecek kararları hızla ve sırasıyla alması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Maduro ülkesine iade edilmelidir. Venezuela'nın kaderi bu ülkenin halkı tarafından tayin edilmelidir. 'Önce Amerika' sloganı atarak tüm ülkelere parmak sallayan nevzuhur kovboylara, önce insanlık, önce hukuk, önce yaşanabilir ve huzurlu bir dünyanın mesajı verilmelidir. Latin Amerika veya Güney Amerika'dan doğacak istikrarsızlık ve iç bölünme dalgalarının diğer coğrafyalarla eklemlenip genişlemesi çok vahim gelişmeleri tetikleyecektir. Hür dünya ABD dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır." görüşünü paylaştı.
Demokrasi ve hukukun şerefine tüm insanlığın sahip çıkması gerektiğini kaydeden Bahçeli, aksi halde bugünün suskunluğu ve ürkekliğinin gelecekteki korkunç hadiselerin kaldıracı olacağını söyledi.
"ABD'nin Venezuela darbesi bir zafer, harika bir iş, çok parlak bir müdahale falan değil, yavaş yavaş inişe geçen, çakılması mukadder olan bir devletin yıkımdan önceki son istasyonudur" diyen Bahçeli, bu dünyanın kimseye kalmayacağını, hiçbir ülkenin pervasızlıklarına mahkum edilemeyeceğini bildirdi.
Devlet Bahçeli, bölgesel ve küresel manzaranın bozulan atmosferine karşı "Terörsüz Türkiye" çalışmalarının sabırla devam ettirildiğini belirterek, "Allah'ın izniyle hedefimize vasıl olacağız." sözlerini sarf etti.
Türkiye'nin büyük bir kucaklaşma ve kaynaşmayla, çevresinde kazılan nifak çukurlarına düşmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, "Tökezlememizi ümit edenleri yine hayal kırıklığına uğratacağız. Suriye'de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır. SDG/YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır, istikrar ve huzur hedeflerini sekteye uğratmaktadır." dedi.
Suriye'de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda yer altı ve yer üstü kaynaklarının zengin olduğu geniş bir alanda fiili hakimiyet kurduğunu anımsatan Bahçeli, "SDG/YPG'nin İsrail'in dümen suyuna girmesi, bu siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi'nin PKK'nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü, çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur. Ya mutabakatla ya da zorla Suriye'nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır. Suriye'de İsrail planları bozulacaktır. Bu siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
İnisiyatif alma çağrısı
İsrail'in insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşadığına dikkati çeken Bahçeli, "Netanyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz haklarını korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum." diye konuştu.
Zulüm karşısında tarafsız bir alanın olmadığını, sessiz kalmanın suça ortaklık manasına geldiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
"Dünya Yahudi cemaatini devlet politikaları ile dini kimliği birbirinden net biçimde ayırmaya, Netanyahu yönetiminin soykırım ve yayılmacılık siyasetini kolektif bir iradeyle reddetmeye, uluslararası hukuk ve insani değerler temelinde İsrail üzerinde ahlaki ve vicdani dengeleyici rol oynamaya davet ediyorum. Bu meyanda dünya Yahudiliğini temsil eden çatı kuruluşlar, dini konseyler, akademik platformlar ve sivil toplum kuruluşları eş güdüm halinde bir tutum ve eylem planı hazırlamalıdır. Ayrıca dünya Yahudiliğinin göstereceği ilkeli duruşun yalnızca savunmasız ve masum Filistinlilerin değil, Yahudi inancının, küresel barışın ve insanlığın ortak değer hazinesinin müdafaası bakımından da belirleyici olmasını ümit ediyorum."
Kimsenin hesap hatası yapmaması gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Yalova'da etkisiz hale getirilen DEAŞ'lı teröristlerin akıbeti herkese ders ve ibret olsun." ifadesini kullandı.
AA