Türk-Yunan ilişkileri, savunma ve güvenlik uzmanı Dokos, AB üyesi herhangi bir ülkede benzeri bir protokolün bulunmadığını söyledi. Cihan muhabirinin sorularını cevaplayan Dokos, "Silahlı kuvvetlerin, kendi alanı dışında (tatbikatlar vs) herhangi bir hareket, girişim ve sorumluluk karşısında hükümetin onayını alması gerekir. İlgili bakanlık ve kurumların silahlı kuvvetlerin doğal afetlerle mücadeleye katılım talebinin bile, başbakan, içişleri ve savunma bakanları tarafından onaylanması gerekir. Herhangi başka bir teori, anayasaya aykırıdır ve kabul edilemez." dedi.
EMASYA protokolünün, halk tarafından seçilmeyen silahlı kuvvetlere, ülke içindeki herhangi bir olayla mücadelede müdahale etme yetkisi verdiğini hatırlatan Dokos, EMASYA'nın sakıncaları konusunda şunlara dikkat çekti: "EMASYA'da iç olaylara tepki ve müdahalenin yöntemi ile kriterleri silahlı kuvvetler tarafından belirleniyor. Bu müdahale, polis, içişleri bakanlığı, yerel yönetimler gibi siyasi hükümet tarafından kontrol edilen aktör ve organların politikalarıyla çatışmaya neden olabilir."
HÜKÜMET KENDİNİ DAHA GÜÇLÜ HİSSEDİYOR!..
Son olarak Başbakan Erdoğan'ın darbeye zemin hazırladığı gerekçesiyle EMASYA'nın kaldırılacağına ilişkin açıklamasını yorumlayan Dokos, bunun Türkiye'nin tam demokratikleşmesi yolunda atılan önemli bir adım olacağı dile getirdi. AB kurumlarında uzun yıllar görev yapan Thanos Dokos, şöyle devam etti: "Açıkçası özellikle Balyoz Darbe Planı'ndan sonra hükümet, kendini, silahlı kuvvetlerin ülkenin iç işlerine karışmasını reddetme ve ülkeyi tam demokratikleştirme yolunda bir adım daha ileriye götürme anlamında yeterince güçlü hissediyor."