Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.
Milletin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, her sene olduğu gibi bu yıl da Ramazan-ı Şerif'i anlamına ve ruhuna uygun bir şekilde idrak etmeye çalıştıklarını dile getirdi.
Ramazan boyunca iyilik, paylaşma ve yardımlaşma duygularını en üst seviyede yaşamaya ihtimam gösterdiklerini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
"Ramazan sevincimize gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak hamdolsun birbirimizin derdine derman olmanın, birbirimize dost, kardeş, komşu ve arkadaş olmanın sıcaklığını kalplerimizde hissettik. Gençlerimizden eğitimcilerimize, emniyet güçlerimizden cemaat vakıflarının temsilcilerine, emekçilerimizden şehit yakınlarımıza kadar çok geniş bir yelpazeden vatandaşımızla aynı sofra etrafında buluştuk."

"Külliyede Ramazan programı Ankara'da çok önemli bir ihtiyacı giderdi"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikincisini bu yıl tertip ettikleri "Külliyede Ramazan" programının halkın çok büyük ilgisine mazhar olduğunu ifade ederek, "Çoğu çocuk ve genç olmak üzere 592 bin vatandaşımız bu vesileyle Külliyemizi ziyaret etti. Özellikle çocuklarımız kendileri için hazırlanan 12 bin metrekarelik alanda ramazan sevincini doyasıya yaşadılar, eğlendiler, öğrendiler. Konferanslar, konserler, söyleşiler, imza günleri dahil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlendiği 'Külliyede Ramazan' programının Ankara'da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik." diye konuştu.
Milletle ve milletin değerleriyle kavgalı çevrelerin hedef aldığı "Maarifin Kalbinde Ramazan" programının da benzer şekilde okullarda ramazanın çok farklı bir atmosferde teneffüs edilmesine katkı sağladığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Okul bahçelerini neşeyle dolduran çocuklarımızın ramazan coşkusunu görmekten büyük mutluluk duyduk. Ramazanda bir kere daha tanık olduk ki kim ne derse desin, milletçe etle tırnak gibiyiz. 86 milyon biriz, beraberiz; ezelden ebede kadar kardeşiz. İnşallah bu topraklarda yaşadığımız müddetçe sıkılmış bir yumruk misali tek yürek, tek bilek olmaya devam edeceğiz. Buradan Ramazan-ı Şerif'i ve Ramazan Bayramı'nı kardeşlik, muhabbet ve dayanışma seferberliğine dönüştüren tüm vatandaşlarıma, düzenledikleri etkinliklerle öğrencilerimize milli ve manevi değerlerimizi aşılayan tüm öğretmenlerimize, ülkemizdeki ihtiyaç sahipleriyle birlikte dünyadaki mazlum ve mağdurlara da el uzatan vakıf, dernek ve hayırseverlerimize, bayram süresince vatandaşlarımızın güvenli bir şekilde seyahat etmelerini sağlayan emniyet güçlerimize teşekkür ediyorum. Rabb'imden niyazım, bizleri bölgemizde silah seslerinin duyulmadığı, bomba ve füze gürültülerinin yerini çocukların sevinç çığlıklarının aldığı, bayramların bayram gibi yaşandığı o muştulu günlere kavuşturmasıdır."

"Nevruz'u bahane ederek sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz"
Bayramın üçüncü günü Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı bünyesinde eğitim faaliyetleri icra eden helikopterin kaza kırıma uğramasının herkesin yüreğini dağladığına işaret eden Erdoğan, "Helikopterin kaza kırıma uğraması sebebiyle 4'ü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Kazada şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Cenabıallah'tan rahmet niyaz ediyorum. Katarlı kardeşlerimizin acısını paylaşıyor, şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına, arkadaşlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Rabb'im şehitlerimizin ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin." şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, baharın müjdecisi, tabiatın yeniden dirilişinin sembolü olan Nevruz Günü'nün bu yıl Ramazan Bayramı'nın ikinci günü denk geldiğini anımsatarak, şöyle konuştu:
"Nevruz, Anadolu'dan Kafkaslar'a, Orta Asya'dan Orta Doğu'ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz'un ruhuna hiç yakışmayan tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte, Terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi Nevruz'u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz'un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz. Bugünlerde stratejik önemi daha iyi anlaşılan Terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan bu tarz tahrikler bizden gereken cevabı alacaktır. Türkiye'yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların özellikle ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır, Allah'ın izniyle yarınları aydınlıktır."
"Bölgemizde sevginin, barışın, kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye devam edeceğiz"
"Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa, Terörsüz Bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir." diyen Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
"Bunu önce Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük; son olarak bunu İran'a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile bizim 1,5 sene önce ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kafidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça, bunu özellikle söylüyorum, kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın. Bakınız biz bu coğrafyada bin yıldır beraber yaşıyoruz. Bölgenin kadim sakinleri olarak hüznümüz de sevincimiz de hep bir oldu. Bugün de kalbimiz birlikte atıyor, gözyaşlarımız birlikte akıyor. Şiddetin, kinin, nefretin diline teslim olmayacak; bölgemizde sevginin, barışın, kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye inşallah devam edeceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle;
"(Terörsüz Türkiye) Önümüze çıkan engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci menziline ulaştıracağız.
(Terörsüz Türkiye) Türkiye'yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir.
Terörsüz bölge idealimiz Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir.
Şiddetin, kinin, nefretin diline teslim olmayacak, bölgemizde sevginin, barışın, kardeşliğin evrensel dilini yüceltmeye devam edeceğiz.
Önceki yıllar nevruzun ruhuna yakışmayan hadiseler yaşanırken Terörsüz Türkiye'nin de etkisiyle son 2 yılda bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz.
Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi nevruzu bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz.
Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kere daha bölgemiz belirlenmiştir.
Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık.
Türkiye'nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımlar attık.Hem kaynak çeşitlendirmesi hem yer altı kaynaklarını devreye alacak projeleri hayata geçirdik.
(ABD-İsrail ve İran) Ülkemizi ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz.
Türkiye bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan süreci doğru okuyan, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin başında yer alıyor.
Birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz.Tedbirli, temkinli, soğukkanlı şekilde kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek süreci yönetiyoruz.
Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı, insanlık adına derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı tutum sergilemelidir.
Dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur.
Türkiye, tüm gücüyle, tüm imkanlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir.
Son 25 gün şunu göstermiştir, savaş İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini dünya ödüyor. Savaş Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor.
Küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan hukuksuz savaş bitmeli,diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalı.
İsrail'in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir.
(Petrol fiyatlarındaki yükseliş) Dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçten vatandaşlarımızı korumak için eşel mobil gibi tedbirleri devreye alıyoruz.
Bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan hiç kimsenin tereddüdü olmasın.
Plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin mağduriyetlere yol açmadan yönetilmesi noktasında İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık.
AA