Başkent Erivan'da tarihî protokolü değerlendiren bir Ermeni, "İlişkilerin düzelmesi normal... Önemli olan, ülkelerimiz arasında barış olması. Mümkün olduğu kadar Türk ve Ermeni halkı iyi ilişki içinde olmalı." diyor.
Mikrofon uzattığımız bir başkası ise kısa bir cevap veriyor: "Ben bu konuda bir şey söyleyemeyeceğim. Afedersiniz!"
Erivan'da protokol öncesi fazla heyecan yok. Protokol konusunda bir başka Ermeni vatandaşına kulak veriyoruz: "Bence hiç de fena değil, hatta konuşuyor olmamız bile güzel. Protestocular sadece birkaç madde yüzünden sokakta. Açıkçası benim detaylarla ilgili pek bir bilgim yok."
DİASPORA ERMENİSİNİN İSYANI
Amerika' da yaşayan ve Türkçe konuşabilen 'diaspora'dan bir başka Ermeni oldukça tepkili. "Kapıların açılmasını neden istiyorsunuz? Açılırsa ne olacak?" diye sorarak başlıyor söze. Ve 'diaspora'dan beklenen sertlikle devam ediyor: "Kapılar açılmazsa daha iyi, siz rahatsınız, biz rahatız. Ben Amerika'dan geldim. Bizim cumhurbaşkanımız kendi aklını kaybetmiş. Kendini kaybetmiş. Doğru adam değildir. Bu durum Ermenistan'a fayda sağlamaz, yurtdışındaki Ermeniler bu durumdan rahatsız. Zamanında biz size zarar verdik, siz de bize zarar verdiniz. Bunlar bitmeli. Ama Karabağ verilmemeli."
Ardından, kafası karışık bir Ermeni'ye rastlıyoruz. Ama bu Ermeni'nin bir 'ama'sı da var: "Açıkçası kararsızım, ama anlaşmanın iyi olduğunu düşünüyorum." Başkentte bir başka Ermeniye, sınırların açılmasını nasıl değerlendirdiğini soruyoruz. Bu bayanın cevabı, Zürih'te imzalanması beklenen 'barış umudunu' güçlendiriyor: "Açılması tabii ki iyi olur. Ülkeler arasındaki bağlar güçlenir."
(CİHAN)
