Eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu, 12 Eylül'de halk oylamasına sunulacak anayasa değişikliğine 'evet' kampanyası çerçevesinde Balıkesir'de sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Soylu, 'Anayasa Buluşmaları' adı altında dün İzmir'in Tire ilçesinden başlattığı yurt gezilerine Balıkesir'de devam etti.
Otel Basri'de düzenlenen toplantıya Balıkesir'deki sivil toplum kuruluşları yoğun ilgi gösterdi. Toplantıya AK Parti İl Başkanı Adil Çelik, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Akif Okur, AK Parti merkez İlçe Başkanı Recep Şeker, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan konferansta ilk olarak Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın torunu eski DP Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Emine Gürsoy Naskali söz aldı. Önümüzde bir referandum oylamasının olduğunu ifade eden Prof.Dr. Naskali, halkın referandumda ya 'evet' ya 'hayır' ya da boykot edeceğini söyledi. Bazı çevrelerin düzenlemenin AK Parti'nin düzenlemesi olduğunu söyleyerek 'evet' oyu vermeyeceğini açıkladığını belirten Naskali, "Öyleyse CHP ile el ele tutuşacak ve vicdan muhasebesini bu yönde yapacaklar. Bir partiyi ya da bir hükümeti onaylamıyoruz. Bu maddeler bizim analayışımıza uygun mu? Bu maddeler bizim Türkiye için arzu ettiğimiz standardı tanımlıyor mu? Ona bakacağız. CHP genel başkanı diyor ki, 'Bu anayasa değişikliği çiftçinin sorunlarını çözüyor mu, dokunulmazlıkları kaldırıyor mu, yolsuzlukları bitiriyor mu, işsizliği bitiriyor mu? Hiçbir anayasa bu konulara girmez. Geçen gün esprili bir yazar esprili bir liste hazırlamış şöyle diyor: 'Bu anayasa çekirdeksiz karpuz üretiyor mu? Hayır. Öyleyse oyum hayır. Bu anayasa yüzümdeki sivilceleri yok ediyor mu? Hayır. Öyleyse benim oyum 'hayır'. Benim oyum 'evet'. Anayasa değişikliği paketindeki maddeleri beğeniyorum. Elbette yeterli değil, ancak mevcut şartlar içinde en iyisi. Yıllardır özlemini duyduğumuz maddeler geliyor, düzenlemeler geliyor. 145. madde mesela. Bu madde askeri yargının görev alanını sınırlandırıyor. 'Askeri yargı savaş hali dışında sivilleri yargılayamaz' diyor. Bu bile tek başına yeterli bence." ifadelerini kullandı.
"HAYATIMIN EN ONURLU OYUNU KULLANACAĞIM"
Eski Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu ise yaptığı konuşmalarda referandumda 'evet oyu kallanacağını söyledi. 1971 yılında muhtıra ile milletin disiplin altına alınmaya çalışıldığını kaydeden Soylu, 1980 öncesinde ise pırıl pırıl gençlerin sağcı ve solcu diyerek birbirlerine kırdırıldığına dikkat çekti.
Türkiye'ye Balkan Harbi'nden sonra en büyük genç kıyımının 1980'de yaşatıldığına değinen Soylu, "Sonra, 'Darbenin olgunlaşmasını bekledik' diyerek ihtilalden sonraki söylemiyle bu ülkenin insanına nasıl ihanet ettiklerini ortaya koydular. Ben, bu ülkenin bir genciyim, bu ülkenin toprağını ve insanını seviyorum onlara güveniyorum. Sonunu kadar özgürlüğün, hürriyetin, demokrasinin ve ülkede bu ülkenin yarınlarının milletle ve milli iradeyle beraber ayağa kalkacağına sonuna kadar inanıyorum." diye konuştu.
1960 yılında yapılan darbenin ardından Anayasa Mahkemesi'nin kurulduğunu ve başına Yassıda Mahkemesi Başkanı Salim Başol ve 5 arkadaşının getirildiğini anlatan Soylu, mahkemenin milleti sınırlayan ve milli iradeyi engelleyen bir kurul olarak ortaya çıktığını kaydetti. 1961 yılında bir darbe anayasası yapıldığını ve Türkiye'nin birçok yerinde kadınların kırmızı oyu peştemallarını yırtarak zarflara koyduğunu hatırlatan Süleyman Soylu, "Daha sonra demokratikleşme zihniyetine tahammül edemeyenler 1971'den sonra Milli Güvenlik Kurulu ve Anayasa Mahkemesi'ne ilave olarak birçok organizayon daha geliştirdiler. Her zaman bir silah ve darbe korkusuyla bu ülkede siyasiler gerekli kararı alamazlar. Türkiye'nin önüne bir fırsat gelmiştir. Bu anayasa Türkiye için bir fırsattır. Bu değişiklik bir daha darbelerin olmaması için bir teminattır. Bu anayasa değişikliği yeni bir Türkiye ortaya çıkaracaktır." diye konuştu.
"AK Parti, CHP bütün Türkiye bu anayasaya 'hayır' dese bile ben buna 'evet' diyecceğim" diyen Soylu, Türkiye'nin geleceği için bu anayasanın çok önemli olduğunu vurguladı. Halkın oyun ve tuzaklara düşmemeleri konusunda uyarılarda bulunan Soylu, yeni anayasanın Türkiye'de yepyeni gelecek için ilk adım olduğunu söyledi. Anayasa paketinde en önemli maddenin 145. madde olduğunu dile getiren Soylu, şöyle devam etti: "Eğer bu madde 1960 yılında olsaydı darbe olmayacaktı. 1971 yılında olsaydı muhtıra olmayacaktı. 1980 yılında olsaydı darbe olmayacaktı. 28 Şubat'ta olsaydı Türkiye'de post modern darbe ile Sincan sokaklarında tankları yürütemeyeceklerdi. 27 Nisan'da e-muhıra yayınlanamayacaktı. O zaman genç bir cumhuriylet savcısı çıkıp diyecekti ki, 'Gelin bakim buraya, siz ne yapıyorsunuz'. Birimize mahkemeden bir pusula gelse kimyamız bozuluyor. Ama bu ülkede birileri imtiyazlı yaşıyor. Ses çıkarılmıyor."
Yeni anayasa ile artık darbelerin imkansız hale getirildiğinin altını çizen Süleyman Soylu, 1980 darbesinin sorgulanmasını engelleyen geçici 15. maddenin başlı başına anayasadan çıkmasının bile anayasanın ve milletin kendi namusunu temizlemesi ve kurtarması olduğunu vurguladı. Referanduma siyaset olarak bakılmaması gerektiğini kaydeden Soylu, "Oylamaya gittiğinizde önünüze siyasi parti pusulası koymayacaklar. Ya 'evet' ya da 'hayır' diyeceksiniz. İnsanlar vatandaş ya da teba olacaklarını oylayacaklar. Ben, sonuna kadar 'evet' diyenlerden olacağım. Hayatımın en onurlu oylarından birini kullanacağım." diyerek sözlerine son verdi.
