Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, Filistin topraklarını gasbeden bir grup İsrailli, Beyt Emreyn beldesine saldırdı.
İsrailli saldırganlar, Bilal Abduh adlı Filistinliye ait aracı ateşe verdi. Bölge sakinleri yangına müdahale ederek alevleri söndürdü.
Nablus'a düzenlenen baskınlarda 4 Filistinli gözaltına alındı
Öte yandan İsrail ordusu Nablus kent merkezi ile çeşitli mahallelere baskınlar düzenledi.
Baskınlarda 4 Filistinli gözaltına alındı.
İsrail ordusunun kentin doğu kesimindeki baskınlarının sürdüğü, askerlerin Eski Asker Mülteci Kampı çevresinde konuşlanmaya devam ettiği aktarıldı.
İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.
İsrail, Celile bölgesinde bir Filistinlinin evini "ruhsatsız" olduğu gerekçesiyle yıktı
Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail güçleri "1948'de işgal edilen topraklarda yer alan" Celile'nin İblin bölgesine sabah saatlerinde baskın düzenledi.
Yıkım ekipleri, polis korumasında beldedeki Ebu Şihab Mahallesi yakınlarında bulunan ve Nasır Ali Musa'nın ailesine ait olan evi ruhsatsız inşa edildiği bahanesiyle yıktı.
İsrail polisinin yıkım sırasında ev sahibinin çocuklarını gözaltına aldığı, yıkımın bölge halkında büyük bir tepki ve öfkeye yol açtığı aktarıldı.
Belde sakinleri, ev sahiplerinin gerekli ruhsatları almak için aralıksız çaba sarf ettiğini ancak İsrail makamlarının çıkardığı zorluklar nedeniyle ruhsat alınmasının engellendiğini kaydetti.
İsrail, işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs'ün yanı sıra kendi topraklarında yaşayan Filistinlilere ait evler için de ruhsat alımını zorlaştırarak neredeyse imkansız hale getiriyor, bunun Filistinlilere karşı yürütülen "sistematik bir politika" olduğu belirtiliyor.
İsrail, "ruhsatsız" olduğu iddiasıyla Filistinlilere ait yapıları yıkıyor
İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait yapıları sık sık "ruhsatsız" olduğu iddiasıyla yıkıyor.
İsrail makamları, işgal altındaki Batı Şeria'nın "C" bölgesinde Filistinlilerin inşaat ve tarımsal faaliyetlere ciddi kısıtlamalar getiriyor, Filistinliler için "ruhsat" alımını da zorlaştırarak neredeyse imkansız hale getiriyor.
Filistin yönetimi ile İsrail arasında 1995'te imzalanan İkinci Oslo Anlaşması çerçevesinde Batı Şeria; A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı.
İşgal altındaki Batı Şeria'nın yüzde 18'ini kapsayan A bölgesinin yönetimi, idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik B bölgesinin idari yönetimi Filistin'e, güvenliği İsrail'e devredilirken, yüzde 61'ini kapsayan C bölgesinin idare ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı.
İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı 7 Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.
![]()
Batı Şeria'nın El Halil kenti yakınındaki Khirbet Hamsa bölgesinde toplanan bir grup Filistinli, İsrail'in bölgedeki arazileri Yahudi yerleşim birimlerine dönüştürme planına karşı gösteri düzenledi
BM Filistin Soruşturma Komisyonu: Filistinlilerin topraklarının gaspedildiği şiddetten İsrail sorumlu
Birleşmiş Milletlerin (BM) İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, İsrail'in işgali altında bulunan Filistin topraklarındaki duruma ilişkin yeni raporu paylaştı.
Raporda, Filistinli sivillerin sistematik ve kasıtlı olarak ağır insan hakları ihlallerine maruz kaldığı belirtildi.
İşgal altındaki Batı Şeria'da, Filistinlilerin topraklarını gaspeden İsraillilerin eylemlerinden İsrail devletinin sorumlu olduğu belirtilen raporda, "Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları artmaya devam ediyor. 2025 yılında en az 7 Filistinli öldürüldü ve 832 Filistinli yaralandı. Bu, 2024 yılına göre ölüm ve yaralanmalarda yüzde 130'luk artış anlamına geliyor. Bu eğilim 2026 yılında da devam ediyor ve saldırılar günlük olarak gerçekleştiriliyor." ifadeleri kullanıldı.
Raporda, İsrailli yetkililerin, Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin Filistinlilerin ölümüne, fiziksel ve zihinsel zarara uğramalarının yanı sıra yerinden edilmelerine yol açan saldırılarına doğrudan müdahil olduğu vurgulandı.
İsrailli yetkililerin, mali ve askeri destek yoluyla bu tür saldırıları mümkün kıldığına işaret edilen raporda, İsrail'in yargı ve kolluk kuvvetlerinin de 10 yıllardır bu şiddeti işleyenlere dokunulmazlık sağladığı anımsatıldı.
Raporda, Batı Şeria'daki Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddetinin, İsrail'in devlet politikasının uygulanmasının bir aracı olarak işlev görmesinin yanı sıra yasa dışı işgalin sürdürülmesi, Filistin topraklarının ilhakı ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesi dahil aynı stratejik hedeflere yönelik çalıştığının tespit edildiği belirtildi.
Filistinlilerin topraklarını gaspeden İsraillilerin, bu insanlara karşı korku ve aşağılama amacıyla cinsel şiddet uyguladığının veya uygulamakla tehdit ettiğinin tespit edildiği aktarılan raporda, şu değerlendirmede bulunuldu:
“Yerleşimcilerin Filistinli kadın ve kız çocuklarına yönelik taciz ve yıldırma eylemleri, günlük faaliyetlerini ciddi şekilde kısıtlıyor. Bu faaliyetler, onların okul ve iş yerleri gibi kamusal alanlara erişimlerini engelliyor.”
Raporda, "İsrail'in saldırılara karşılık olarak uyguladığı önlemlerin çoğu, yakın zamanda kabul edilen idam yasası da dahil uluslararası insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukukuyla bağdaşmamakta ve uluslararası suç teşkil edebilir." ifadesi kullanıldı.
“İsrail bu şiddeti desteklemeyi bırakmalı ve güvenlik güçlerinin Filistinli sivil nüfusu korumasını sağlamalı”
Raporda görüşlerine yer verilen Komisyon Başkanı Srinivasan Muralidhar, Filistinlilerin topraklarını gaspeden İsraillilerin şiddetinin, İsrail'in onların eylemlerini destekleyen, mümkün kılan ve koruyan politikalarının doğrudan bir sonucu olduğunu vurguladı.
Muralidhar, şunları kaydetti:
“İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere karşı aralıksız, günlük saldırıları tahammül edilemez ve sona ermeli. İsrail bu şiddeti desteklemeyi bırakmalı ve güvenlik güçlerinin Filistinli sivil nüfusu korumasını sağlamalı. Uluslararası toplum, İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi, yerleşim yerleri ile karakolları ortadan kaldırmak ve yerleşimci şiddetine tamamen son vermek için derhal kararlı adımlar atması için İsrail'e ortak baskı uygulamalı.”
Komisyonun raporunun, 15 Haziran'da Cenevre'de başlayacak İnsan Hakları Konseyinin 62. oturumunda sunulacağı belirtildi.
Hamas: Batı Şeria'daki yıkımlar Filistin varlığına karşı yürütülen açık bir savaş
Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde sürdürdüğü yıkım faaliyetleri ile son olarak El Halil'de onlarca ticari yapı ve konut hakkında yıkım kararı alması kınandı.
Açıklamada, Batı Şeria'daki yıkımların Filistinlilerin bulundukları tüm bölgelerdeki varlığına karşı yürütülen açık bir savaş niteliği taşıdığı ifade edildi.
Batı Şeria'da giderek artan yıkımların Filistinlileri topraklarından göç ettirmeyi amaçladığı belirtilen açıklamada, Filistin halkının topraklarına bağlılığı, kararlılığı ve haklarına sahip çıkması sayesinde bu hedefin gerçekleşmeyeceği kaydedildi.
Açıklamada, yıkım uygulamalarının uluslararası hukuk ve normların açık ihlali olduğu ifade edilirken, bunların sistematik Yahudileştirme politikalarının ve Filistin halkını hedef alan uygulamaların devamı niteliğinde olduğu belirtildi.
İsrail ordusu, Batı Şeria'nın güneyinde yer alan El Halil kentine bağlı Kalkas beldesinde Filistinlilere ait bir evi yıkarak 5 kişiyi evsiz bırakmıştı.
El Halil kenti yakınındaki Hirbet Hamsa bölgesinde toplanan bir grup Filistinli de İsrail'in bölgedeki arazileri Yahudi yerleşim birimlerine dönüştürme planına karşı gösteri düzenlemişti.
İsrail, "ruhsatsız" olduğu iddiasıyla Filistinlilere ait yapıları yıkıyor
İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait yapıları sık sık "ruhsatsız" olduğu iddiasıyla yıkıyor.
İsrail makamları, işgal altındaki Batı Şeria'nın "C" bölgesinde Filistinlilerin inşaat ve tarımsal faaliyetlere ciddi kısıtlamalar getiriyor, Filistinliler için "ruhsat" alımını da zorlaştırarak neredeyse imkansız hale getiriyor.
Filistin yönetimi ile İsrail arasında 1995'te imzalanan İkinci Oslo Anlaşması çerçevesinde Batı Şeria; A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı.
İşgal altındaki Batı Şeria'nın yüzde 18'ini kapsayan A bölgesinin yönetimi, idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik B bölgesinin idari yönetimi Filistin'e, güvenliği İsrail'e devredilirken, yüzde 61'ini kapsayan C bölgesinin idare ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı.
İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı 7 Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.
İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria'da bir Filistinliyi gözaltına aldı
Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberinde, İsrail güçlerinin, El Halil'in güneyindeki Mesafir Yatta bölgesinde yaşayan Cihad Ahmed Mehamira'yı gözaltına aldığı belirtildi.
Haberde, Mehamira'nın, İsraillilerin evinin çevresindeki tarım arazilerinde koyun otlatmasını engellemeye çalıştığı sırada gözaltına alındığı ifade edildi.
WAFA'nın haberinde ayrıca İsraillilerin, Mesafir Yatta'nın güneyindeki Vadi er-Rahim bölgesinde incelemelerde bulunan Hristiyan Gençler Derneğine bağlı personel ve ekibe de saldırdığı belirtildi.
Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus kentinde ise yerel kaynaklar, İsraillilerin Burka köyünün dış kesimlerinde bulunan Abdusselam Salah'a ait eve taşlarla saldırdığını aktardı.
Kaynaklar, saldırının bölgede bulunan İsrail askerlerinin koruması altında gerçekleştirildiğini ifade etti.
Filistin: İsrail'in sağlık sektörünü hedef alması, hizmetlerde büyük bir gerilemeye yol açtı
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinde bulunan Dışişleri Bakanlığı'nda Filistin Sağlık Bakanı Macid Ebu Ramazan'ın da katılımıyla Filistin'e akredite diplomatlar için bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Filistin Dışişleri Bakanı Şahin, toplantıda, sağlık sektörünü hedef almanın askeri baskınlardan, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddetinden, kapatmalardan ve kontrol noktalarından ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Şahin, "Bu saldırılar sağlık hizmetlerinde önemli bir bozulmaya yol açarak, çocuklar başta olmak üzere Filistinlilerin sağlık hizmetlerine erişimini doğrudan etkiledi ve günlük sıkıntılarını daha da artırdı." ifadelerini kullandı.
Filistin Sağlık Bakanı, İsrail'in vergi gelirlerini sürekli alıkoyması nedeniyle Filistin sağlık sektörünün benzeri görülmemiş krizle karşı karşıya olduğunu ve bunun çeşitli tesislerdeki sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini belirtti.
Filistin Sağlık Bakanı Ebu Ramazan, bakanlığın birikmiş borcunun yaklaşık 1,365 milyar dolara ulaştığını, hastaneler ve sağlık merkezlerinin ise ilaç ve tıbbi malzeme konusunda ciddi şekilde sıkıntı çektiğini aktardı.
Gazze Şeridi'ndeki temel ilaçların yaklaşık yüzde 47'sinin stoklarının tükendiğini de kaydeden Ebu Ramazan, Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında sağlık sektörünü hedef alan saldırı ve ihlal sayısının 1955'e ulaştığını ifade etti.
AA