Özerk Diyanet Evkaf Sendikası Genel Sekreteri Abdurrahim Çelik, 19 sivil toplum kuruluşu adına yaptığı açıklamada, 30 yıllık yazar Abdurrahman Dilipak'ın evinin, yazdığı bir makale sebebi ile icra yoluyla satıldığını anımsattı. Bir yazarın 30 yıllık emeğinin birikimiyle aldığı evi, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Güven Erkaya ile ilgili yazdığı yazısı yüzünden satılmasını kınadıklarını belirten Çelik, "Son günlerde muhalif basını susturmaya, etkisizleştirmeye ve direncini kırmaya yönelik atılan tüm adımları da ayıplıyoruz" dedi.
Son karar ile basın özgürlüğünün çok büyük bir yara aldığını belirten Çelik, açılan bu yaranın tedavisinin ise işletilen sürecin soruşturulmasına bağlı olduğunu vurguladı. "Dava sürecinin derhal soruşturulmasını istiyoruz" diyen Çelik, şöyle devam etti: "Her defasında 'basın özgürlüğü'nden söz ederken bugün kafalarını kuma sokarak, sessizliğe bürünen basın camiasını da ayıplıyoruz. Özgürlük bir gün onlara lazım olduğunda nasıl milletin karşısına çıkacaklarını da merak ediyoruz. Bu haksızlık karşısında dik bir duruş sergileyerek kalem sallayan herkese de teşekkür ediyoruz. Hükümetten de; birey odaklı, özgürlükçü, sivil, demokrasiyi derinleştirecek adımlar atılmasını istiyoruz. Özellikle ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi kritik konularda hükümetin artık adım atmasını bekliyoruz. Düşünce-ifade ve basın özgürlüğü teminat altına alınmadığı takdirde bu linçlerin artacağı kaygısını taşıyoruz."
Ülkeyi kan gölüne dönüştürmek için kapalı kapılar ardında plan yapanları, darbe ortamını hazırlamak için suikastlar gerçekleştirenleri, inancından ve dünya görüşlerinden dolayı insanları tek tek fişleyenleri savunanların bugün ortada olmadığını ifade eden Çelik, şu soruları yöneltti: "Çetecileri savunurken, insan haklarını hatırlayan kuruluşlar bu vahim olayı duymadılar mı? Peki çetecileri kurtarmak için her gün yeni senaryolar hazırlayanların görüşlerini gazetelerine manşet yapanlar nerede? Oysa sizlerin bile antidemokratik andıçlarda ismi geçtiğinde ilk tepki gösteren Sayın Dilipak olmuştu. O zaman bu ayrımcılık neden?" (CİHAN)