GDO'ya Hayır Platformu adı altında toplanan grup, "Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı" ile Türkiye'nin gen kaynaklarının ortadan kaldırılacağını ileri sürdü.
Delikliçınar Meydanı'ndaki kampanyaya TMMOB Denizli birimleri, Denizli Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanlığı, Denizli Barosu, Hay-Koop, Atatürkçü Düşünce Derneği Denizli Şubesi, CHP, DSP, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, TEMA Denizli İl Temsilciliği, DOÇEV, Denizli Tabip Odası, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür dernekleri, Altı Nokta Körler Derneği, Denizli Yerel Güçler Derneği, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, KESK, Tüm-Bel-Sen, Birleşik Kamu-İş, SES ve BES temsilcileri katılarak imza attı.
Platform sözcüsü Denizli Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Gür, tasarının iptal edilmesini, Türkiye'ye GDO'lu ürün ve tohumların girişinin ve ekiminin yasaklanmasını istediklerini söyledi.
Kendi türünden ya da başka bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara "GDO", gen aktarımıyla türü dışına çıkarılmış canlıya da "transgenik" dendiğini belirten Gür, Avrupa Birliği ülkelerinin genleri değiştirilmiş tohumları reddettiğini ileri sürdü.
Genetik müdahaleye maruz kalmış tohumların uzun vadede sebep olacağı değişiklikleri "genetik kıyamet" olarak yorumladıklarını ifade eden Gür, "GDO tohum ekilmiş toprak üzerinde, uzun yıllar başka hiçbir ürün yetişmiyor. GDO tohum, kendisinden başka bitkilerin yaşama şansını azaltıyor, kendisini yiyen böcek, kuş gibi canlıların hayatını tehlikeye sokuyor. Polenleri, rüzgar ve arılarla kilometrelerce genişliğinde bir alana yayılabiliyor. Doğal tohumlar, bu polenlerle döllenerek kontamine olabiliyor. Mesela mısırın gen merkezi Latin Amerika'da, GDO mısır ekiliyor. Meksika'daki en ücra dağ köylerinde, yerli mısır tohumlarının bile genlerinde değişiklik olduğu saptandı." diye konuştu.
Birçok bitkinin, baklagil türlerinin ve buğdayın gen merkezi konumundaki Anadolu'nun, ekilecek bir GDO tohumla binlerce yıllık genetik mirasının yok olabileceğini iddia eden İbrahim Gür, şunları söyledi: "Tasarısı mevcut haliyle yasalaşırsa, GDO'lu ürünlerden zarar gören çiftçiler ve tüketiciler, zararlarını ispat etmek zorunda bırakılacak. Bu ürünleri ülkemize sokan veya üreten şirketlerin cezai sorumlulukları oldukça düşük olacak. Risk denetimine tâbi bu ürünlerle ilgili bilgiler kamuoyuna açıklanmayacak. Ülkenin bütün genetik varlıkları, şirketlerin kontrolüne bırakılacak."
(CİHAN)
