Başbakan Erdoğan, Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi ile gerçekleştirdiği yaklaşık 1,5 saat süren görüşme sonrasında birlikte açıklama yaptı.
"İmzalanan belgelerin ışığında Türk tarafının Güney Akım Projesi'nin yapılmasına evet diyebilir miyiz? Enerji alanında ortak akımın bir parçası olacak mı? Teknik olarak somut projeler görüşüldü mü? " yönündeki soruya Putin, şu şekilde cevap verdi: "Bugün esas olarak içinde çalıştığımız belge 1986 tarihli Rus doğalgazının Türkiye'ye satışı hakkında sözleşme. Türk tarafı bunu uzatmak istiyor, daha uygun koşullarda, bu konuda anlaştık. Mevcut Mavi Akım hattının uzatılması, genişletilmesi ve güneye doğru 3. ülkelere Türkiye toprakları üzerinden ihraç etmek üzere, bu konuda da anlaştık. Böylece Türkiye, bu bölgede önemli bir transit ülkesi haline gelmektedir. Güney Akım Boru Hattı'nın da geçeceğini göz önünde bulundurursak Türkiye hakikaten Avrupa çapında önemli bir transit ülke haline gelir. Yeraltında önemli büyük doğalgaz depolarının inşası konusunda mutabakat sağlandı. Her kış, Türk halkı bu konuda sıkıntılara düşmektedir. Büyük çaplı depolarının yapımı, hızla büyüyen Türk ekonomisine yardımcı olacaktır. Enerji birim fiyatları, inşaat konusunda görüşmelerimiz devam ediyor. Bugünkü teklifimiz bile Amerika'daki benzer fiyatlardan iki misli daha ucuzdur. Elektrik enerjisinin Türkiye'ye satışı söz konusu olabilir. Genel olarak görüştüklerimiz bunlardır."
Başbakan Erdoğan ise, aynı soruyu şu şekilde cevapladı: "Türkiye'nin münhasır ekonomik bölgesinden geçecek olan Güney Akım'la ilgili konuşmamda değindim. Cevabım orada var. Bu süreç devam edecek. Fazla uzun değil. Araştırmalar kısa zaman içerisinde bu bölgede başlamış olacak. Türkiye desteğini Güney Akım'a vermiş oluyor. Mavi Akım'la ilgili süreci anlattılar. Aynı şekilde devam ediyoruz. Samsun- Ceyhan önem arz ediyor. Bu konuda mutabıkız. Nükleerle ilgili konuştuk. Söylenecek şeylerin hepsi söylendi. Burada en önemli şey, malum, enerjide üç ana unsur var. Tedarik, transit, tüketim olayıdır. Türkiye'nin böyle bir tedarikçi özelliği yok. Rusya Federasyonu tedarikçi konumundadır. Türkiye, transit bir ülke konumundadır. Aynı zamanda tüketici ülke olma özelliği vardır ama aynı zamanda da tüketimde bir lojistik merkez olma özelliğini bu atılan adımlarla kazanmaktadır. Böyle bir durumu söz konusudur. Bölgedeki iki ülke olarak Rusya ve Türkiye bu adımları atıyoruz. Bu güven temelinde süren bir süreç, bundan dolayı ayrıca memnunuz, mutluyuz."
Bir Rus gazetecisinin, "Biz doğru mu anladık. Doğalgaz alanında işbirliği protokolü, Türkiye'yi Güney Akım'a hazırlık anlamına mı geliyor? Bazı eksperler bölgede iki petrol boru hattı için yeterince petrol bulunmadığını iddia ediyorlar. Burgaz, Dedeağaç, Samsun-Ceyhan'ın birlikte yapılamayacağını iddia ediyorlar." yönündeki soruyu ise Putin, "Ben Sibirya'dan geliyorum orası artı 40. Burada ise sıcaktan biraz kurtulmuş oluyoruz. İkincisi her konuda anlaştık. Sayın Başbakan'a özellikle teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Bu görüşmeleriz çok kolay geçmedi, zorlu da geçti. Türk dostlarımız, Türkiye'de pek çok var. Başta yanımdaki beyefendi olmak üzere çok zorlu görüşmecilerdir. Rus gazetecilere söz tanıdılar, tercümeyi kapattılar hemen. Bu şaka tabi.
Fakat tekrar ediyorum. Her konuda anlaştık. Bütün konularda, bütün alanlarda uzlaşıya vardık. Eksperlerin ne dediğine doğalgazda Nabucco ve Güney akım rakiptir. Bunların arasındaki rekabet Samsun- Ceyhan ile Brgazç arasındaki rekabetten çok daha güçlüdür. Güney Akım, Nabucco'nun önünü tamamen kesmiyor, katmıyor. Üreticilerinin ihtiyaçlarına göre her iki proje de ileride gerçekleştirilebilir. Artan petrol üretim miktarına bakarsanız, Hazar denizinde ve Rusya'da üretim hacmi genel olarak bu iki projeye de yetebilir. Ne kadar fazla altyapı projesi varsa o kadar iyidir. Bu enerji güvenliği, arz güvenliği ve istikrarı sağlıyor." diye cevapladı.
Erdoğan ise aynı soruya şöyle cevap verdi: "Güney Akım ve Nabucco'yu birbirinin alternatifi olarak, rakibi olarak, takdim etmekten öte, bana göre bir çeşitlilik olarak ifade etmek çok daha isabetli olur. Kaldı ki bunlar zaten yarın Avrupa'ya yetmeyecek. Bugünden alınan bir tedbirdir. Yazılı ve görsel medyanın dünyaya bu şekilde takdim etmesi gerekir. Kimsenin bu yatırımlardan çekinmesine gerek yok. Rusya'daki konuyla ilgili yapılan araştırmalar açık, net ortadadır. İşin iç inde olanlar bunun ne denli güçlü tedarik kaynakları olduğunu biliyorlar. Samsun-Ceyhan da oradan petrolün verilmesi olayının gerek rafine edilmesi noktasında, gerekse dünyaya takdimi, hem rafine, hem ham petrol olarak çok büyük işler gerekecektir. Orada da bir çeşitlendirme söz konusudur. Ceyhan'a bizim bakışımız çok çok farklıdır. Ceyhan'da adeta dağıtım merkezi haline getirme çabamız vardır. Enerji arzı güvenliğini çok daha farklı hale getirmektedir. Bu atılan adımlar geleceğin inşallah yaşayanlarını çok daha rahatlatacaktır."
"Bölgesel sorunların çözümü konusunda, Kıbrıs ve Karabağ'ın işgali konusunda. Türkiye'nin talebi biliniyor. Bu konularda Rusya'nın görüşü nedir?" yönündeki soruya Putin, "Rusya'nın yaklaşımını muhakkak biliyorsunuz. Kıbrıs ihtilafına, sorunun acil çözümünü destekliyoruz. Gerek Kıbrıslı Türklere, gerekse Rumlara yarayacak şekilde. Uluslararası toplumun planını destekliyoruz, Annan planı da dahil olmak üzere. Bundan sonra da her iki tarafla ilişkilerimizi, adanın her iki tarafıyla ekonomik ilişkilerimizi geliştirmeye devam edeceğiz. Bunu doğru bir adım, çözüme yararlı bir adım olacağını düşünüyoruz." cevabını verdi.
Karabağ konusunda ise Putin, şunları söyledi: "Medvedev bu çalışmalara katıldı. Düzenli olarak iki ülkenin başkanlarıyla görüşüyor. Çok olumlu çalışmalar sürdürülmektedir. Rusya bu ihtilafın çözümünü istiyor ve tersine Kafkasya bölgesinde herhangi bir ihtilafın olmasını istemiyor. Rusya'nın tutumu her zaman şöyle olmuştur. Biz ihtilafın tarafları yerine hareket edemeyiz. Ancak bunlara yardımcı olmak suretiyle teşvik edebiliriz Uzlaşmaya mutabakata teşvik edebiliriz."
Nükleer enerji ihalesinde gelen son durumla ilgili soru üzene Putin, "Az önce ifade ettiğim gibi Türk tarafı kendi taleplerini, sorularını, kendi görüşünü bize aktarmıştı. Genel olarak Rus-Türk konsorsiyumu bu taleplere olumlu tepki vermiştir, olumlu karşılık vermiştir. İlave birtakım çalışmalara, hesaplamalar ihtiyacımız var ki fizibil olsun. Kilovat saatin birim fiyatıyla ilgili, inşaatın fiyatıyla ilgili bir takım soruları var. Gerek birim fiyatı olarak, HES'lerde üretilen enerjinin fiyatına yaklaşmış bulunuyoruz. Dünyada böyle bir olay yok. Dünyada atom santrallerinde üretilen enerji daha pahalı. İnşaatın maliyeti konusunda Westinghouse'in Florida'da gerçekleştirmek istediği projeden iki misli daha ucuzdur. Bu fiyatları daha da indirme konusunda imkanlarımız varsa konsorsiyum tarafları değerlendireceklerdir. " şeklinde konuştu.
Soru sonrasında basın toplantısının bittiğini sanarak ayağa kalkanlara Başbakan Erdoğan, "Bir dakika dağılmıyoruz. Değerli dostum Silvio'yu buraya alacağız. Beraber mesajlarımız olacak. Sayın Silvio come here." dedi. Erdoğan, sağına İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, soluna ise Rusya Federasyonu Başbakanı Vilademir Putin'i alarak fotoğraf çektirdi.
Türkiye ile Rusya arasında yapılan anlaşmalar şöyle:
1- Türkiye ile Rusya arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına İlişkin İşbirliği Anlaşması ve Nükleer Kazaların Erken Bildirimi ve Nükleer Tesisler Hakkında Bilgi Değişimi Anlaşması
2- TÜBİTAK ile Rusya Federal Uzay Ajansı Arasında Dış Uzayın Keşfi ve Barışçı Amaçlarla Kullanılmasına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı
3- TSE ile Rusya Federasyonu arasında Standardizasyon ve Uygunluk Değerlendirmesine İlişkin İşbirliği Memorandumu
4- Eğitim Bilim Kültür Gençlik ve Spor Alanlarında İşbirliği Programı, Kültürel Değişim Programı
5- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile İthal ve İhraç Edilen Su Ürünlerinin Gıda Güvenliği Konusunda İşbirliğine İlişkin Memorandum
6- Gümrük Müsteşarlıkları Arasında Gümrük İşlerine İlişkin Mutabakat Zaptı
7- SPK ile Bilgi Alışverişi Hakkında Mutabakat Zaptı
8- 9. Dönem KEK Toplantısı Protokolü
9- Nükleer Güç Mühendisliği Alanında İşbirliği Protokolü
10- Gaz Alanında İşbirliği Protokolü ve Petrol Alanında İşbirliği Protokolü imzalandı.
İki ülke arasında 12 devlet, 8 adet özel sektörler arasında anlaşma imzalandı.

