Girşim tarafından yapılan açıklamada, "Onların yok etme çabaları karşısında bizler Hasankeyf'i ve baraja kurban edilmek istenen diğer değerlerimizi yaşatmak için azimle çalışmaya devam edeceğiz. Bu konuda en az onlar kadar kararlı olduğumuzu herkese duyurmak isteriz." denildi.
Yurt içinde ve yurtdışında, Hasankeyf ve Dicle Vadisi'nin yok oluşunun önüne geçmek için şu ana kadar pek çok girişim başlatıldığını hatırlatan Girişim Sözcüsü İpek Taşlı, ancak tüm bu mücadeleye rağmen, hükümetin doğal ve sosyal felaketler getirecek bu projenin geçekleştirilmesi için ısrarcı olduğunu savundu.
Taşlı, baraj bölgesinde yaptıkları araştırma neticesinde, üç ayrı noktada yol çalışmalarının yapıldığını, nehir üzerinde büyük bir köprünün yapılmakta olduğunu, iki ayrı noktada 30 metrelik tünel çalışmalarının olduğun, beton üretim ve kum stoku için hazır beton tesislerinde bir çalışmanın olduğunu saptadıklarını ifade etti.
Kültürel ve doğal kaynakların korunmasını esas alan ulusal ve uluslararası hukuk kurallarının çiğnenmesi pahasına baraj inşaatının hızla devam ettiğini belirten Taşlı, açıklamasında şunları kaydetti:
"Daha önce projeye finansal destek sunmuş olan üç Avrupa ülkesi, mevcut projenin kültürel ve doğal yapıya zarar vereceği endişesiyle desteklerini geri çekmişlerdir. Fakat sözde çevreci, kültür ve sanata değer veren Akbank ve Garanti Bankası bölge insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve çok sayıda sanatçı ve bilim insanın taleplerini ve uyarılarını hiçe sayarak projeye kredi vermişlerdir. Son gelişmelerden sonra, başından beri bu kıyım projesi için canla, başla çalışan Nurol ve Cengiz firmaları da çalışmalara kaldıkları yerden hevesle devam etmektedirler. Harami geleneğiyle, kendi hukukunu bile hiçe sayarak yapılan bu talan ve yağmalar karşısında bizim de mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."

