12 Haziran 2026
Altın 6253.64
BIST 13984.64
Dolar 46.2627
Euro 53.5935
Sterlin 61.8056
Ankara 30°C

Diğer Yazılar

HAŞİM KILIÇ'ın Konuşmasının Anlamı

HAŞİM KILIÇ'ın Konuşmasının Anlamı

 

Bugünkü yazımız Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın son dönemlerdeki söylemleriyle ilgili. Politik açıklamalarının altında ne yatıyor konusunu değerlendireceğiz.

 

            Ankara’da yargı camiasından olanlar Haşim Kılıç’ın oldukça becerikli biri olduğunu iyi bilirler. Son Anayasa Mahkemesi başkanlık seçiminde kendisini destekleyen sadece bir üye (Sacit Adalı) varken, dört üyeyi daha yanına çekerek başkanlık koltuğuna oturması bu saptamanın en somut örneğidir.

            Sahi! Ne olmuştu da Ahmet Akyalçın, Serdar Özgüldür, Serruh Kaleli ve Osman Paksüt gibi Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından seçilen ve dünya görüşü farklı olan üyelerin desteğini alabilmişti?

 

            Bilindiği gibi son değişiklikten önce Anayasa Mahkemesi 11 asil ve 4 yedek üyeden oluşuyordu. Keza başkan da 11 asil üyenin kendi aralarında yapacakları oylama sonucu salt çoğunlukla seçiliyordu. Yani başkanın seçilmesi için mutlaka 6 üyenin oyu gerekiyordu.

2007 yılında Tülay Tuğcu’nun emekli olmasından sonra Ahmet Akyalçın, Mehmet Erten ve Haşim Kılıç’ın başkan adayı olacakları ortaya çıkmıştı.

Başkan olmayı kafasına koyan Haşim Kılıç, önce iki yedek üyenin başkanlık seçiminde oy kullanmaları gerektiği yönündeki başvurusunu gerekçe göstererek seçimi erteledi. Zira başkanvekili olduğu için gündemi belirleyebiliyordu.

02 Temmuz 2007 günü yedek üyelerin talepleri reddedildi. Artık yedek üyeler devre dışıydı.

Akabinde yine başkanvekilliği yetkisini kullanarak ve de üyelerin tatil durumunu gerekçe göstererek başkanlık seçimini Ekim ayına attı.

Bu süre zarfında mahkemede tadilatlar yaptırdı, üyelerin odalarına plazma televizyonlar ve yeni klimalar kurdurdu, sıcak ilişkiler kurmaya özen gösterdi. Kısaca becerikli başkan olacağı yönünde iyi bir prezantasyon sergiledi.

Öte yandan kendisi ile birlikte Sacit Adalı’nın oyu öteden beri çantada keklikti, ancak başkan olabilmesi için iki oy yeterli değildi.

Ekim ayında başlayan ancak sonuç alınamayan seçim turlarını bir süre izledi ve öncelikle diğer iki adayın seçilme yolunu kilitledi.

Zira nafile turlarında Mehmet Erten’e beş, Ahmet Akyalçın’a ise dört oy çıktıkça, altı oya ulaşılamıyor ve kendisinin iki oyu sayesinde sonuç alınamıyordu.

Madem seçilmesi için dört oya gereksinimi vardı ve madem Ahmet Akyalçın’a verilen sabit bir dört oy ortadaydı, o halde hedef bu oylar olmalı diyerek düğmeye bastı.

Başkan adaylarından Ahmet Akyalçın’a Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığını sürdürmesi yönünde destek vereceğini söyleyerek adaylıktan vazgeçirdi.

Sonra sıra Ahmet Akyalçın’ı destekleyen üyelere gelmişti. Hepsi yeni seçilen bu üyeleri cezbeden husus mahkemede etkin olma arzusuydu ve bu beklentileri karşılanmalıydı.

Bu açıdan Osman Paksüt’e başkanvekilliği önerisinde bulundu. Serdar Özgüldür ile Serruh Kaleli’ye ilerisi için unvan desteği sağlayacağı vaadi yapıp, ayrıca hatırlı aracıları devreye soktu. Sayı tamamlanınca da 22 Ekim 2007 günü başkan seçiliverdi.

Bu olaydan sonra Ankara’da herkes birbirine “yahu iki oyu vardı nasıl oldu da başkan oldu” diye sorup duruyordu.

 

2010 yılının başlarında Haşim Kılıç’ı başka bir profilde görmeye başladık.

Mahkemede yapılan oylamalarda AKP’nin hoşuna giden kararlar verse de, açıklamalarında iktidar partisini sinirlendiren sözler söylemeye başladı. Hatta Bekir Bozdağ tarafından sert bir şekilde eleştirilip, ihsası reyde bulunmakla bile suçlandı.

Bu söz ve eylem farklılığının nedeni yine başkanlık seçimiydi. Zira 4 yıllık dönemler halinde gerçekleşen başkanlık seçiminin bir sonrası 2011’de yapılacaktı ve yeniden seçilebilmesi için de altı oya gereksinimi vardı.

Oysa o dönemde (Osman Paksüt ile arası bozulduğundan) mahkemedeki altı oy aleyhine, beş oy ise lehine durumdaydı. Bu nedenle de iktidarın adamı olduğu algısını gidermesi gerekiyordu.

Kendince bir denge kurmuştu; kararlara attığı imzayla iktidarı memnun ediyor, demeçleriyle iktidarla anlaşamadığı kanısını yaratarak, tarafsız olduğu imajını sağlamaya çalışıyordu.

 

Ancak 12 Eylül 2010 günü yapılan referandum sonrası anayasa değişikliği yürürlüğe girince, söylem değişikliği belirmeye başladı.

Önce 20 Ekim günü Anadolu Üniversitesinde yaptığı konuşmada derin devletten ve özgürlüklere karşı çıkanların kaybettiğinden söz ederek geçmiş yönetimlere göndermeler yaptı.

Sonra yeni üyelerin yemin töreni sırasında; “Değişime karşı çıkan, çağın nabzını tutamayan, statükonun kibirli mensupları artık halkı ikna edememektedir” diye açıklamada bulununca ortalık karıştı ve CHP’den sert tepkiler geldi.

Algılanış şekli itibarıyla referandum paketine atıf yaparak karşı çıkanları kibirli olmakla nitelendirmiş ve hiç gereği yokken politik değerlendirmelerde bulunmuştu.

Peki! Neden?

Aslında başkanın bu söylem değişikliğinin nedeni ortada…

Son Anayasa değişikliğinden sonra üye sayısı 17’ye çıktığından 2011 yılındaki başkanlık seçiminde en az dokuz oy gerekiyor, şimdilik o kadar desteği yok ve yeni gelen üyeler meclisteki AKP çoğunluğunun oyuyla seçildiler.

Bu ortamda yeni üyelerin başkan tercihleri önem arz ediyor.  Kendilerini yüksek mahkemeye seçenlere minnet duygusu içinde hareket etmeleri ve iktidardan gelecek işarete göre oy kullanmaları uzak bir olasılık değil.

Dolayısıyla Haşim Kılıç’ın politik analizler içeren ve ana muhalefetle polemiği göze alan açıklamalarının altında 2011’de yapılacak başkanlık seçimi öncesi pozisyon alma düşüncesi yatıyor olması mümkün görünüyor.

 

Bakalım erken devreye sokulan bu yatırımın neması nasıl alınacak?

Ancak 2011’deki seçimde işinin zor olduğunu şimdiden söyleyelim.

Zira artık iktidarın yarı özerk kurumu haline getirilmiş bir Anayasa Mahkememiz var ve başkanının kim olacağı da Başbakanın iki dudağının arasında.

O kadar çaba harcayıp kendiniz gibi düşünmeyen üyeleri ikna edebilirsiniz ama önemli olan Beyefendinin “he” demesi.

Dolayısıyla Sayın Başkanın “he” dedirtmek için daha çok çalışması gerek çok..

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.