İstanbul
Şimşek, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD) "2025 Yılı Değerlendirmesi 2026 Yılı Beklentileri" programındaki konuşmasında, dünyanın ciddi bir belirsizlik içinden geçtiğini, küresel ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlik endeksinin tarihin en üst seviyelerine kadar çıktığını söyledi.
Belirsizliğe karşın küresel piyasa algısının olumlu olduğunu dile getiren Şimşek, küresel ekonomik görünümün 2026 için kısa vadede Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler açısından olumlu bir senaryo çizebileceğini ifade etti.
Şimşek, Türkiye'nin ticaret ortaklarında sınırlı da olsa bir toparlanma yaşandığını ve bunun dış talep açısından önemli olduğunu, avro/dolar paritesinin ülke açısından olumlu ilerlediğini, gümüş ve bakır gibi istisnalar olsa da emtia ve enerji fiyatlarının bir süre daha düşük kalmasının beklendiğini söyledi.
Ticaretteki korumacılık, yüksek küresel borçluluk, yaşlanan dünya nüfusu, dönüştürücü ve yıkıcı teknolojiler, iklim değişikliği, artan jeopolitik gerilimler ve çatışmalara değinen Şimşek, "Özellikle orta-uzun vadeye baktığımızda zorlu bir resim var." diye konuştu.
Şimşek, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine devam etmesinin beklendiğini, Fed'in enflasyonu düşürme çabalarının devam edip etmeyeceğine ve artan korumacılık eğilimlerine ilişkin endişelerin bulunduğunu söyledi.
Bu zorluklara karşılık kendilerinin bölgede entegrasyona önem vereceklerini, bağlantısallığı artıracaklarını, yeni nesil serbest ticaret anlaşmalarına ve hizmet ihracatına odaklanacaklarını belirten Şimşek, Türkiye'nin bu konulardaki avantajlarına işaret etti.
Şimşek, "Türkiye'nin toplam borcu, yani hane halkının, şirketlerin, finans sektörünün ve devletin borçlarının milli geliri oranı yüzde 94. Bize benzer ülkelerde bu oran yüzde 236, dünya ortalaması yüzde 311. Dolayısıyla dezenfasyonla birlikte ülkemizin önüne çok önemli bir fırsat penceresi çıkacak. Çünkü biz borçluluk anlamında önemli bir avantaja sahibiz. Hane halkı borcu ve reel sektörün borcunun milli gelire oranı uzun dönem ortalamalarının oldukça altında." dedi.
"Mutlaka yapay zekaya odaklanmamız lazım"
Bakan Şimşek, hem iç hem dış talep açısından 2025'in zorlu geçtiğini belirterek, bu olumsuzluklara karşın Türkiye'nin ciddi avantajlarının bulunduğunu, bunun ön koşulunun dezenflasyonun, yani fiyat istikrarının sağlanması olduğunu söyledi.
Şimşek, geçmiş dönemdeki dönüşüm sürelerine nazaran yapay zekanın çok hızlı ilerlediğini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yapay zeka çok daha hızlı ve şu anda inanılmaz yatırımların yapıldığı bir alan. Yapay zekayı sadece ChatGPT tarzı platformlar üzerinden görmeyin. Bu aslında üretim hatlarından tutun yeni malzemelerin keşfinden, sağlıktaki devrimden, savunma sanayisindeki devrime kadar pek çok alanı kapsıyor. Olaya basit bir şekilde bir uygulama üzerinden bakmamak lazım. Dolayısıyla yapay zeka dönüşümü rekor düzeyde yatırımı tetiklemiş durumda. Bizim de mutlaka bu alana odaklanmamız lazım."
Şimşek, Türkiye'nin, Yapay Zeka Hazırlık Endeksi'nde kendisine benzer ülkelere göre oldukça iyi noktada bulunduğunu, gelişmiş ülkeler ortalamasını yakalamak istediklerini ifade etti.
Büyük ölçekli veri merkezlerine yatırım yaptıklarını, nükleer enerjiye yatırımın bu sene sonuç vereceğini, büyük dil modeli tabanlı uygulamaları desteklediklerini anlatan Şimşek, dijital dönüşüm yol haritasında hızlı mesafe katettiklerini söyledi.
"Türkiye'nin jeostratejik önemi artıyor"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, sulama yatırımlarına verdikleri desteklere değindi, bir taraftan yeşil dönüşümü yönetirken diğer yandan su yönetimi konusunda reform çalışmasının devam ettiğini belirtti.
Bölgesel gerginliklere ve çatışmalara dikkati çeken Şimşek, dünyanın kural bazlı bir ekosistemden çıktığını, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan sistemin şu anda çatırdadığını, bugünkü ortamın 1930'lu yılları anımsattığını ifade etti.
Şimşek, dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Bu çatışmalarda Türkiye nerede? Öncelikle gerçekten ülkemiz çok şanslı. Cumhurbaşkanı'mız gibi deneyimli, muazzam bir birikimi olan ve bu süreçleri iyi yöneten bir liderle giriyoruz bu döneme. Batı ile çok makul, dengeli, iki tarafın yararına pragmatik ilişkiler inşa ediliyor. Suriye'de istikrarın sağlanması için çabalıyoruz. Gazze'de ateşkesin devamı çok değerli. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış süreci belli bir noktaya geldi. Rusya-Ukrayna ateşkesi olacak mı, olmayacak mı soru işareti. Ama şunun altını çizmek istiyorum, Türkiye'nin jeostratejik önemi artıyor ve Türkiye bu döneme hazırlıklı."
Şimşek, küresel anlamda talebin her geçen yıl arttığı savunma sanayisinde Türkiye'nin imza attığı başarılara değinerek, geçen yıl bu alandaki ihracatın 10 milyar doları aştığını, henüz sürecin erken aşamasında olduklarını ifade etti.
Savunma sanayisinde kilogram ihracat değerinin 65 dolar olduğunu dile getiren Şimşek, "Bizim toplam ihracatın kilogram değeri 1,5 dolar. Dolayısıyla Türkiye bu konuda bir taraftan kendi savunmasını güçlendiriyor ama bir taraftan da ortaya çıkan fırsatları değerlendiriyor." diye konuştu.
"Bütün zorluklara rağmen ilerleme kaydetmeye devam ettik"
Bakan Şimşek, 2025'te yaşanan ekonomik gelişmelere değindi, "Yani kolay bir yıl olduğunu tabii ki söyleyemeyiz. Çünkü geçen sene hakikaten zorlu bir yıldı. Ama bütün zorluklara rağmen ilerleme kaydetmeye devam ettik. Biliyorum reel sektörün bilançosu farklı bir resim arz ediyor olabilir. Ama nihayetinde makrofinansal istikrar kalıcı bir şekilde bilançodaki iyileşmenin ön koşuludur." dedi.
Rezervlere ilişkin endişeleri giderdiklerini ve geniş tanımlı rezerv yeterliliğini sağladıklarını, 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) gerilediğini ve dış finansman maliyetlerinin düştüğünü dile getiren Şimşek, yurt dışından temin edilen finansmanın maliyetlerinin gerilediğini, Kur Korumalı Mevduattan (KKM) çıkışı başarılı bir şekilde yönettiklerini, swap hariç net rezervlerde 123 milyar dolarlık artış sağladıklarını anlattı.
Şimşek, "KKM'deki azalış ve swap hariç net rezervlerdeki artış sayesinde program döneminde ülkemizin bilançosunda 266 milyar dolarlık bir iyileşme sağladık. Bu bilançolara yansımasa da şirketlerin değerine yansımaya başladı. Borsa İstanbul'daki halka açık şirketlerin piyasa değeri 271 milyar dolardan 410 milyar doların üzerine çıktı." dedi.
"Enflasyon düşmeye devam ediyor"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, enflasyonun düşmeye devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
"Enflasyon düşüyor. Bakın 2023'te enflasyon yüzde 65 civarıydı. 2024'te yüzde 44'e düştük, 2025'te de yüzde 31 civarına düştük. Şimdi hedefimiz bunu 2026'da yüzde 20'nin altına indirmek. Buradaki düşüş tek boyutlu değil. Gerçekten bütün alt bileşenlerde enflasyonda gerileme var. Yıllık hizmet enflasyonu yüzde 91'den 2024'te yüzde 66'ya, 2025'te yüzde 44'e düştü. Gıda enflasyonu 2023'te yüzde 72'ydi, 2024'te yüzde 44'lere, 2025'te yüzde 28 civarına kadar geriledi. Temel mal enflasyonu benzer şekilde yüzde 27'ye ve hatta 2025 yılında yüzde 18'in altına geriledi."
Şimşek, enflasyonun düşmeye nasıl devam edeceğine ilişkin, "Merkez Bankamızın uyguladığı bir politika seti var. Kamu maliyesinde özellikle hedeflenen enflasyonla uyumlu yönetilen-yönetilen fiyat düzenlemeleri yaptık. Yani kamunun fiyatlarını o çerçevede ayarladık. Arz yönlü tedbirler devreye giriyor. Mesela konut arzında çok ciddi artış var ve bu kira enflasyonunu olumlıu yönde etkiliyor. Enflasyon beklentileri yüksek seyretse de düşmeye devam ediyor." diye konuştu.
Maktu vergileri son 6 aylık enflasyonun çok altında artırdıklarını dile getiren Şimşek, vergi gelirlerinden fedakarlık yaptıklarını ve akaryakıtın maktu vergisindeki artışın sadece 1 lira olduğunu ifade etti.
Bakan Şimşek, yeniden değerleme oranını enflasyon hedefinin üst noktası olan yüzde 19'un altında, yüzde 18,95 artırdıklarını söyledi.
Şimşek, konut arzındaki artışa ilişkin, "Son yıllarda ilk defa 1 milyonun üzerine çıkan bir yapı ruhsatı söz konusu. Bu da aslında özellikle yüksek seyreden kira enflasyonunun artık hızlı bir şekilde gerileceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Nitekim konut fiyatıyla kira makası kapanıyor." dedi.
"Koşullar hala dezenflasyonu destekliyor, bu konuda kararlıyız"
Bakan Şimşek, hizmet enflasyonu bileşenlerinden olan eğitimde fiyat artışlarında kural bazlı bir çerçeve ortaya koyduklarını belirterek, geçen yılı zorlaştıran unsurlardan birisinin de tarımdaki don ve kuraklık kaynaklı gıda fiyatları olduğunu ifade etti.
Bu senenin yağışlar açısından bereketli başladığını dile getiren Bakan Şimşek, 2026'da tarımda ciddi bir verimlilik ve üretim artışı beklediklerini ifade etti.
Şimşek, enflasyon beklentilerindeki iyileşmeye işaret ederek, "Koşullar dezenflasyona müsait. Yani dezenflasyonu destekliyor ve biz bu konuda kararlıyız. 2026 yılında da sonrasında da enflasyonu düşürmek için elimizdeki bütün enstrümanlarla mücadeleye kararlı bir şekilde devam edeceğiz." dedi.
Şimşek, yılın ilk çeyreğinde ödedikleri borçtan daha az borçlanacaklarını belirterek, "Yüzde 80 borç çevirme oranı sayesinde ilk 3 ayda yaklaşık 306 milyar TL’lik bir kaynağı bankacılık sistemi içinde tutarak reel sektörün kullanımına bırakmış olacağız. Yavaş yavaş öyle bir döneme gireceğiz ki, bankalar sizin kapınızı çalmaya başlayacak." dedi.
Şimşek, zayıf doların ve düşük petrol fiyatlarının dezenflasyonu desteklediğini, risk iştahının nispeten yüksek olduğunu söyledi.
Hem iç hem de dış koşulların enflasyonda ilave düşüşü desteklediğini ifade eden Şimşek, "Mesele şu: Biz 2026'nın sonunda yüzde 20'nin altına düşebilecek miyiz? Geçen sene yaşadığımız birtakım şokları yaşamazsak ben olabileceğine samimi şekilde inanıyorum. Tabii ki inanmanın ötesinde ona göre bir politika seti, ona göre bir çaba içerisinde olacağız. Dolayısıyla biz enflasyonu düşüreceğimize inanıyoruz." diye konuştu.
Şimşek, dezenflasyonun başlamasıyla Türkiye'de gelir dağılımında sınırlı da olsa bir iyileşme yaşandığını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Cari açık düştü ve düşük kalmaya devam ediyor. Yani Türkiye'nin dış kaynak ve döviz ihtiyacı azalıyor. Ağırlıklı olarak portföy tercihleri nedeniyle ithal edilen altını bir kenara bırakırsak, Türkiye'de cari açıkta yapısal bir iyileşme var. 2024'te altın ithalatı hariç cari fazla verdik. 2025'te altın hariç açığımız sadece ve sadece yüzde 0,3. Yani sıfıra yakın. 2026'da da benzer bir resim görüyoruz. Bu, makro finansal istikrar açısından önemli. Dezenflasyonu destekleyen faktörlerden bir tanesi bu. Türkiye'nin brüt dış finansman ihtiyacı 20-22 yıllık bir perspektifle bakarsanız milli gelire oranla ortalama yüzde 20'ydi. Yani milli gelirimiz 100 dolarsa 20 dolarlık dış kaynağa ihtiyacımız vardı. 2025'te bunu yüzde 17'nin altına çektik. 2026'da yüzde 15'in altına düşecek."
"Ticaret politikası ayağında da aktivist bir yaklaşım içerisindeyiz"
Bakan Şimşek, cari açık hedeflerine değinerek, "2025’te cari açık hedefimiz milli gelire oran olarak yüzde 2 idi. Yılı yüzde 1,5'la, hatta 1,5'in altında kapatacağımızı düşünüyoruz. Yani hedefimizi dış denge tahmininde tutturmuş oluyoruz." dedi.
Şimşek, hem bankacılık sektörünün hem de reel sektörün dış finansmana erişiminin arttığından bahsederek, "Şu anda dış finansmana erişimde ve maliyetlerde sorunları önemli ölçüde çözmüş durumdayız." şeklinde konuştu.
Ödemeler dengesindeki iyileşmeye işaret eden Şimşek, altın ve enerji hariç ithalatta yüzde 9'a yakın bir artış yaşandığını, bu konuda özellikle Asya'ya yönelik bir strateji üzerinde çalıştıklarını, Ticaret Bakanlığının yeni yıla önemli tedbirlerle başladığını, özellikle küçük esnafı ve KOBİ'leri koruyacak ve piyasadaki sorunlu ürünleri engelleyecek çok kritik bir adım atıldığını anlattı.
Şimşek, "Ticaret politikası ayağında da aktivist bir yaklaşım içerisindeyiz. Dünya da öyle, biz de öyleyiz. Bu alanda gerekli çalışmaları yapıyoruz. Nispeten rekabetçi olduğumuz hizmet ihracatında da çok iyi bir noktadayız." ifadelerini kullandı.
"İhracatın temel belirleyicisi dış talep"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin yenilenebilir enerji payının artmasından, petrol ve doğal gaz üretimindeki artışından, enerjide dışa bağımlılığının azalmasından bahsederek, son 22 yılda enerji ithalatına 1 trilyon dolar ödediklerini, bu nedenle söz konusu gelişmelerin asla küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin yüksek ve orta yüksek teknoloji üretimi ve ihracatında ilerleme sağladığını dile getiren Şimşek, "Geçen sene tüm sektörlerde üretici fiyatları, yani üreticilerin maliyeti, avro kurunun altında kaldı. Yine 3-4 sektör hariç neredeyse bütün sektörlerde üretici enflasyonu sepet kur artışının da altında kaldı." açıklamasında bulundu.
Şimşek, ihracatın temel belirleyicisinin dış talep olduğunu kaydederek, "İhracatın dış talebe hassasiyeti, yani ticaret ortaklarımızın büyümesine olan hassasiyeti, kura olan hassasiyetinin 10 katından daha fazladır. Dış talepte bir birimlik değişim ihracatı 2,3 birim etkiliyor. Reel kurdaki 1 birimlik değişim ihracatı yüzde 0,2 kadar etkiliyor." diye konuştu.
"Reel sektörün karşı karşıya olduğu bazı sorunlar dış gelişmelerle de ilişkili"
Bakan Şimşek, reel sektörün karşı karşıya olduğu bazı sorunların dışarıdaki gelişmelerle de ilişkili olduğunu ifade ederek, "Genelde programla ilişkilendirmek işin kolayıdır. Programın yan etkileri vardır ama sadece program üzerinden bu değerlendirmeleri yaparsak teşhisimiz yanlış olacaktır. Tedavimiz de yetersiz kalacaktır." dedi.
Bütçe açığında sağlanan ilerlemeye işaret eden Şimşek, "Hedefi tutturduğumuz alanlardan bir tanesi de bütçe açığı. Deprem nedeniyle 2023-2024'te çok yüksek bütçe açıkları verdik. Yüzde 5 civarı. 2025 için açığın yüzde 3,1'e düşeceğini öngörmüştük ama sonuçlar açığın bunun da altında olacağını gösteriyor. Bu iyi bir haber." değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, harcama disiplininde yaşanan olumlu gelişmelerden bahsederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Uzun vadede, yani program öncesi 10 yıla bakarsanız, bütçe 100 liraysa 109 lira harcanmış. Program başladıktan sonra harcamalarda büyük bir disiplin oluştu ve biz tasarrufa gittik. Mesela 2024'te 100 liralık bütçenin sadece 96,7 lirasını harcadık. 2025'te de bunu devam ettirdik, 100 liranın altında harcadık."
"İlk 3 ayda iç borç çevirme oranımız yüzde 80 olacak"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, kamuda net bir şekilde tasarruf yapıldığını, taşıt kiralamalarını ve alımlarını düşürdüklerini belirterek, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Kamunun bütçesini iyileştirmesi en çok sizin işinize yarayacak. 2023-2025 ortalamasına bakarsanız, Hazinemiz 100 TL borç öderken 136 TL borç almış. Yani piyasadaki ilave kaynağı, likiditeyi kendisi almış. 2026'da hedefimiz 100 TL borç ödeyip 100 TL'nin altında borç almak. Bu yılın ilk çeyreğine gelelim. Yılın ilk çeyreğinde iç borç çevirme oranımızı yüzde 80 seviyesinde tutacağız. Yani 100 TL’lik borcu geri öderken, yalnızca 80 TL yeni borçlanmaya gideceğiz. Bu yaklaşım sayesinde yılın ilk 3 ayında yaklaşık 306 milyar TL’lik bir kaynağı bankacılık sistemi içinde tutarak reel sektörün kullanımına bırakmış olacağız. Yavaş yavaş öyle bir döneme gireceğiz ki, bankalar sizin kapınızı çalmaya başlayacak. Çünkü Hazine olarak biz kendimize çekidüzen verdik, kendimizi disipline ettik ve şimdi çekiliyoruz. Şimdi kaynaklar size akacak."
"(Büyüme) Bu sene için de hedefimiz yüzde 3,8 civarı"
Bakan Şimşek, "İlk üç çeyrekte yüzde 3,7 büyüdük. Bu sene için de hedefimiz yüzde 3,8 civarı. İşsizlik oranları, iş gücüne katılım oranı düşük seyrettiği için 31 aydır tek hanede. Bu dönemde büyümenin esas kaynağı, yarısından fazlası toplam faktör verimliliğinden geliyor. Bu da aslında büyürken enflasyonun düşmesini sağlayan en önemli faktördür." diye konuştu.
Şimşek, imalat sanayisinde ve sanayi üretiminde toparlanma yaşandığını ifade ederek, şu açıklamalarda bulundu:
"Peki, hiç mi sorun yok? Tabii ki var. Reel sektörün finansa erişim anlamında, finansal stres anlamında zorlukların olduğu bir dönem. Şimdi en çok konuşulan konuların başında konkordato başvuruları geliyor. Ancak başvuruların tamamı kabul edilmiyor; tarihsel ortalamalara bakıldığında onay oranı yaklaşık yüzde 60 seviyesinde. Ayrıca konkordato başvurusunda bulunan firmaların toplam ekonomi içindeki payı yaklaşık yüzde 1, kredi hacmi içindeki payı ise yüzde 1,5 civarında bulunuyor.”
Rekabet gücünün temel bileşenlerinin, enerji ve ham madde maliyetleri, iş gücü, lojistik altyapı ve finansmana erişim olduğunu belirten Şimşek, sanayide kullanılan elektrik fiyatları açısından Türkiye’nin görece iyi bir konumda olduğunu kaydetti.
Şimşek, "Buna karşılık, iş gücü maliyetlerinde rakip ülkelere kıyasla daha yukarıdayız. Lojistik tarafında ise özellikle demir yolu yatırımlarına öncelik veriyoruz. Bu kapsamda organize sanayi bölgelerinin limanlara ve demir yolu hatlarına entegrasyonu en kritik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Tüm çabamız, üretim altyapısını lojistikle daha güçlü biçimde buluşturmak yönünde." dedi.
Zaman zaman dile getirilen "program sadece para politikasından ibaret" eleştirisine de değinen Bakan Şimşek, “Elbette eleştirilere açığız, para politikasıyla tek başına gidilebilecek mesafenin sınırlı olduğunun da farkındayız ancak programımız yalnızca para politikasına dayanmıyor. Arz yönlü politikalar, rekabet gücünü artıracak yapısal adımlar ve üretim kapasitesini güçlendirecek reformlar eş zamanlı olarak devrede. Yani 'Bu program sadece para politikasından müteşekkil.' derseniz, büyük bir haksızlık yapmış olursunuz." şeklinde konuştu.
"Tekrar olumlu bir döngüye girdik"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Merkez Bankasının faiz indirimlerinin ticari kredi faizlerine yansıdığını belirterek, "Tekrar olumlu bir döngüye girdik. Şartların giderek daha elverişli hale geleceğini düşünüyoruz." dedi.
Şimşek, ihracatçılara, KOBİ'lere ve yatırımcılara sağlanan desteklerden bahsederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Benim size samimi olarak bir tavsiyem var: Gelin güç birliği yapın. YTAK kapsamında 284 tane orta ve yüksek teknoloji ürünü tespit ettik. Bu ürünler Türkiye'nin ithal ettiği ürünler. Bu ürünler için size 10 yıl vadeli, 2 yıl ödemesiz Türk lirası cinsinden ve piyasa faizinin üçte birine kadar düşük oranda bir faizle kredi açmaya hazırız. Yarım trilyon lira burada kaynak var. Talep gelirse bunu da artırırız. Şu ana kadar 168 milyar liralık 22 tane yatırım başvurusu aldık ve yatırım başladı."
İhracatçılara sunulan desteklere ilişkin örnekler paylaşan Şimşek, "2026'da da Eximbank üzerinden, reeskont kredileri üzerinden çok güçlü şekilde sizleri desteklemeye devam edeceğiz. Bu alanda finansmana erişimi daha da kolaylaştıracağız, finansmanın maliyetini daha da aşağıya çekeceğiz." bilgisini verdi.
Şimşek, tarım sektörüne ve çiftçilere sunulan finansman desteklerinden bahsederek, kredi alırken yaşanan teminat sorunlarını gidermek için hayata geçirdikleri programları anlattı.
Bakan Şimşek, "Enflasyon düştükçe finansal koşullar iyileşecek ve biz devlet olarak bütçemizdeki imkanlar çerçevesinde de reel sektörümüzü çok güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Şimşek'ten katılımcılara "daha nitelikli üretim" çağrısı
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğini, teknolojinin hızla geliştiğini belirterek, "Geçmişte sanayi üretimiyle hiç alakası olmayan ülkeler şimdi o alanlara girmeye başladı. Yakında Afrika önemli bir ortak, önemli bir rakip olabilir. O nedenle 'ne üretiyorsak daha çoğunu üretip daha çok satalım' yaklaşımından çok, daha iyisini, daha niteliklisini, yani daha katma değerli olanını, daha yüksek kar marjı olanı üretelim." açıklamasında bulundu.
MÜSİAD ailesinin işbirliğiyle bunu başarabileceğini dile getiren Şimşek, "Her şeyi devletten beklemeyin değerli arkadaşlar. Gerçekçi olalım. Devletin yapabileceklerinin sınırı var. Onun için daha yüksek katma değer istiyoruz. Daha fazla kar etmenizi, rekabet etmenizi istiyoruz. 'Verimlilik artırın.' diyoruz. Özetle şunu söylemeye çalışıyorum: Sizden beklentilerimiz gerçekten başarılabilir şeyler." dedi.
Şimşek, iş dünyasının karamsar olmaması gerektiğinin altını çizerek, "Enflasyonu düşüreceğiz, gelir dağılımını iyileştireceğiz, büyüme potansiyelimizi artıracağız. Yapacağız biz bunları. Bu konuda kararlıyız. Siz de inanırsanız ülkemiz kazanır, siz kazanırsınız." ifadelerini kullandı.
AA