Hindistan Çevre ve Orman Bakanı Jairam Ramesh bir milyarı aşan nüfusa sahip olan Hindistan'ın iklim değişikliği için hassas olduğunu ve Kasım ayında toplanması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansında bütün üye ülkeleri kapsayacak bir mutabakata imza atmaya hazır olduklarını açıkladı.
Hindistan, özellikle Avrupa ülkelerinden gelen karbon salımını azaltma konusundaki baskılara maruz kalıyor. Hint hükümeti ise Kyoto Protokolünü uygulamayan ABD gibi büyük ve gelişmiş ülkeleri örnek göstererek kişi başı bir ton olan yıllık karbondioksit üretiminde kesintiye gitmiyor. Bu rakam ABD gibi batı ülkelerinde kişi başı 20 tona kadar çıkıyor.
Hindistan, zaten az olan ancak nüfusun kalabalığından dolayı yüksek gözüken karbon üretiminde kesintiye gitmenin gelişmekte olan sanayisini ve ekonomisini olumsuz etkileyeceğine inanıyor. Hindistan'da 400 milyonu aşkın insan elektrik enerjisinden faydalanamıyor.
Çevre ve Orman Bakanı Ramesh gelişmiş ülkelerin yıllık karbondioksit üretimlerinde yüzde 0,5 ya da 1 oranında bir azaltmaya gittiklerinde bunun 400-500 milyar dolarlık bir gelişim desteği sağlayacağını ve bunu da gelişmekte olan ülkelere gaz salımını azaltmaları konusunda destek olarak verebileceklerini belirtti.
Birleşmiş Milletler'in iklim değişikliğinden sorumlu baş müzakerecesi Yvo de Boer, zengin ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede gelişmekte olan ülkelere yardım etmesi gerektiğini söylemişti.
Yvo de Boer, bu ülkelerin karbon salımlarını azaltıp iklim değişikliğiyle mücadeleye katkıda bulunmalarını sağlamak için zengin ülkelerin en az 10 milyar dolar fon aktarması gerektiğini belirtmişti. Yvo de Boer, Çin, Hindistan ve Brezilya gibi önde gelen gelişmekte olan ülkelerin de atmosfere saldıkları gazları ciddi oranda azaltmaya ikna edilmelerinin şart olduğunu kaydetmişti.
Dünya karbondioksit salımının yüzde 21.5'ini Çin tek başına oluştururken ABD yüzde 20.2, AB ülkeleri yüzde 13.8, Rusya 5.5 ve Hindistan yüzde 5.3'ünü oluşturuyor.
2005 yılında yürürlüğe giren Kyoto Protokolüne göre bu protokolü imzalayan ülkeler, karbondioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salınım ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermişlerdir. Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini gerekli kılmaktadır. 1997'de imzalanan protokol, 2005'te yürürlüğe girebilmiştir. Çünkü, protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990'daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) yeryüzündeki toplam emisyonun yüzde 55'ini bulması gerekmekteydi ve bu orana ancak 8 yılın sonunda Rusya'nın katılımıyla ulaşılabilmiştir. Kyoto Protokolünün uygulaması 2012 yılı itibari ile sona erecektir.

