Taşdemir, yaptığı açıklamada, bugün birlik ve beraberliğe daha çok ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Vatandaşlara, tahriklere kapılmamaları ve sağduyulu olmaları gerektiğini kaydeden Taşdemir, Türkiye'nin bir an önce normalleşmesi gerektiğinin altını çizdi.
Birlik ve dirliğin sarsılması halinde, onarılması güç yaralar açılabileceğini söyleyen Taşdemir, "Gün, birlikte düşünme ve birlikte çözüm üretme günüdür. Gün, ekonomiye odaklanma günüdür." dedi.
"HER ZAMANKİNDEN DAHA DİKKATLİ OLMALIYIZ"
Demokratik parlamenter sistemlerde, hak arama ve siyaset yapma yerinin parlamento olduğunun altını çizen Mehmet Taşdemir, siyasi partilerin kapatılmasının çözüm olmadığını, Türkiye'nin yakın tarihinin de bu durumun örnekleriyle dolu olduğunu anlattı.
Demokratik açılım sürecinin işletilmesi, bir başka ifadeyle Türkiye'de barışın, güvenin ve huzurun egemen kılınmasının toplumun tüm kesimlerinin olduğu gibi iş dünyasının da öncelikli beklentisi olduğuna dikkat çeken Taşdemir, "Dumanlı havanın artmasını isteyenler bilsinler ki hepimiz aynı gemideyiz. Gemi zarar görürse, zararı hep birlikte görürüz. Bu hassas dönemi geçerken bazı provokatörlerin iş başında olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle her zamankinden daha dikkatli olmak zorundayız.
Tahriklere kapılmadan, hoşgörü ve sağduyu içerisinde bu kaotik ortamı geçmek zorundayız. Türkiye'nin bir an evvel normalleşmesi gerekmektedir. Birlik ve dirliğimizin sarsılması ülkemiz için onarılması güç yaralar açabilir. Gün, birlikte düşünme ve birlikte çözüm üretme günüdür. Gün ekonomiye odaklanma günüdür." diye konuştu.
Taşdemir, Türkiye, yaşanan küresel krizin etkilerinden sıyrılmaya çalışırken, işletmelerin üretim ve finans alanında yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle rekabet edemez hale geldiğini vurguladı. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin bazılarının zor şartlar altında ayakta durma savaşı verirken, bazılarınınsa ardı ardına kapandığına dikkati çeken Taşdemir, şöyle devam etti:
"Ülkemizin karşı karşıya kaldığı işsizliğin inanılmaz boyutlara varması toplumsal düzenimizi sarsmaktadır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de bir siyasi partinin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasıyla başlayan bir kaos dönemi yaşamaktayız. Her türlü kışkırtmanın karşılık bulabileceği hassas günlerden geçiyoruz. Hak ve taleplerin meşru zeminlerde aranması demokrasinin gereğidir. Bugün hala şiddetin bir hak arama yöntemi olarak kullanılması bir yandan, kendilerini devlet güçleri yerine koyarak karşı saldırıya geçenler diğer yandan kaygılarımızı arttırmaktadır." (CİHAN)