2007 yılında Irak'ın başkenti Bağdat'ta sokak çatışmasında sol ayağına isabet eden kurşun nedeniyle bir bacağını kaybeden Hüseyin Suphi Ahmed Latif, geride annesi ve 7 kardeşini bırakarak Türkiye'ye sığındı.
Birleşmiş milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından Hatay'a gönderilen Latif burada üç ayda bir aldığı 100 TL sosyal yardımla hayatını sürdürmeye çalışıyor.
Doktor raporları ile tespit edilen kalp ritim bozukluğu hastalığı da bulunan Ahmed Latif, Türkiye'de bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu ancak Türkiye'de ilden ile değişen mültecilere tanınan haklar dolayısıyla kendisi gibi bir çok mültecinin mağdur olduğunu söyledi.
Ankara'da bulunan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından Hatay'a gönderilirken, İstanbul, Ankara, Konya gibi illerde bulunan mültecilere tanınan haklara sahip olacağını düşündüğünü söyleyen Ahmed Latif, "Türkiye'de bulunmaktan ötürü mutluyum. Savaş ortamından uzakta yaşamak beni mutlu ediyor. Ancak bu ülkede bizlere tanınan hakların il il değişiklik göstermesi nedeniyle çok zor şartlar altında yaşıyoruz. Bana burada Antakya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından 3 ayda bir sadece 100 TL devlet yardımı veriliyor. Buna karşın Ankara'da benim içinde bulunduğum şartlardaki başka mülteciye ev kira yardımı, erzak yardımı, ilaç yardımı, kurs yardımı gibi imkanlar veriliyor. Bu imkanların il il neden farklılık gösterdiğini anlamak gerçekten zor." diye konuştu.
Çatışmada kaybettiği ayağından dolayı iş bulmakta zorlandığını da dile getiren Ahmed Latif, "Mültecilere tanınan haklardan yararlanamamanın ötesinde maalesef iş bulmakta bizler için önemli bir sorun. Yaşadığımız yerin kirasını karşılamak, en doğal ihtiyaçlarımızı karşılamak için üç ayda bir bizlere verilen 100 TL'yi beklemek zorundayız. Allahtan müslüman bir ülkedeyim. İnsanlar yardımsever. Kalp rahatsızlığım için her gün kullanmak zorunda olduğum ilacımı tanıdığım bir arkadaşım bana alıyor. Bir iki tanıdığımızda bize pirinç ve yağ veriyor. İş bulabilmek benim ve diğer arkadaşlarımız için hayati önem taşıyor. Arapça ana dilim olmasının yanıdan İngilizce'yi de ana dilim gibi konuşabiliyorum. Ankara ve İstanbulda ve hatta Konya'da mültecilere tanınan haklar bize de Hatay'da tanınırsa eğer sorunumuz çözümlenmiş olacak." ifadelerini kullandı.
