Belediyeyi sarsan iddiaları, 6 Eylül 2010 tarihinde "Ersu Hızır'la yemek" başlığıyla gazeteci Süleyman Gençel gündeme getirmişti. Gençel, belediye şirketlerinden İZSU, İZFAŞ, İZULAŞ, ESHOT ve İmar Müdürlüğü'nde yolsuzluk yapıldığını ve bunların Başkan Aziz Kocaoğlu'nun bilgisi dahilinde olduğunu söylemişti. Hızır, iddialar üzerine aynı gün Kocaoğlu tarafından genel sekreterlikten, sonraki günlerde ise Metro AŞ ve ESBAŞ'taki görevlerinden alındı. Geçen sürede suskun kalan Ersu Hızır, 42 gün sonra avukatı aracılığıyla ilk açıklamayı yaptı. Yazılı metni okumakla yetinen Av. Yılmaz, soruları cevapsız bıraktı.
Hızır'ın görevden alınma şeklinin hukuka aykırı olduğunu savunan, yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtıklarını söyledi. İddiaların kanuni hiçbir dayanağı olmadığını söyleyen Av. Yılmaz, görevden alma işleminin de atamaya yetkili makam tarafından yapılmadığını belirterek, "Yetkide ve usulde paralellik ilkesi" gereğince hukuka aykırılık olduğunu öne sürdü. Yılmaz, Başkan Kocaoğlu'nun Ersu Hızır'ı görevden alma yetkisi bulunmadığını savundu. Müvekkilinin manevi şiddete ve aşağılanmaya varan bir dizi kötü muameleye maruz kaldığını savunan Yılmaz, şöyle dedi: "Bu durum, müvekkilimin sağlığını da etkilemiştir. Yaşadığı sıkıntı sebebiyle anjiyo olmak zorunda kalmış, hipertansiyon sebebiyle hastanede tedavi görmüştür."
Av. Yılmaz, iddiaları gündeme getiren gazeteci hakkında kamu davası açılması için İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda da bulunduklarını söyledi. Mahkemeden, söz konusu yemeğin yendiği mekana ilişkin tespit tutanağı talebinde bulunduklarını anlatan Yılmaz, gazetecilerin sorusuna karşılık ise, "Böyle bir yemek yoktur." dedi. Yılmaz, Hızır'ın bugüne kadar sessiz kalmasını 657 sayılı kanuna tâbi olmasına bağlayarak, "Suskunluğumuz ikrar değildir, devlet terbiyesidir." şeklinde konuştu.