Çayın devlet tekeli altında olduğu dönemde 'kaçak çay'ın geldiği Sri Lanka'da -ya da o zamanki adıyla Seylan'da- Hindistan'dan getirilen Tamil işçiler derebeylik sistemi altında çalıştırılmış. Tamil ırkından olan yüz binlerce çay işçisi İngilizler tarafından Hindistan'dan ucuz eleman olarak Adaya getirilmiş. Bu Hint kökenli işçilerin sayısı bugün toplam nüfusun yüzde beşini oluşturuyor.
Nesiller boyunca her türlü sosyal, ekonomik ve politik haklarından mahrum edilerek halktan tecrit edilmiş milyonlarca göçmenin hali bugün içler acısı. UNDP Direktörü Dr. Fredrick Abeyertane, "Başlangıçta çay arazilerinin yönetimi derebeylik gibiydi. Her arazide kendi yöneticisinin kuralları geçerli idi. Yıllarca bu, böyle devam etti. Bu yüzden çalışanların sosyal hakları ellerinden alındı. Toplumla kaynaşamadılar. En önemlisi seçme hakları dahi yoktu." diyor.
1970 yılında hükümet çay işçilerine vatandaşlık haklarını verse de çalışanlar fakir ikinci sınıf vatandaş olmaya devam etmiş. Sri Lanka Ulusal Bina ve Arazi Bakanı Meyan Vamadevan da bu işçilerin halen ikinci sınıf vatandaş gibi muamele gördüğünü doğruladı. Çay işçisi aileler altyapı ve sağlık koşullarının çok kötü olduğu tek odalı evlerde kalmaya devam ediyor.
Krishnaleela adlı çay işçisi, "Çok az bir gelirimiz var. Çünkü ürün çıkarsa para alıyoruz. Bazen de çalıştığımızın karşılığı verilmiyor" diyor.
UNDP; fakir işçilerin altyapı, sağlık, eğtim, barınma, toplumsal eşitlik, insan hakları gibi sorunlarının çözümü için hükümetle ortak çalışacak uzman bir ekip hazırladı. Bakan Vamadevan, planın uygulanması için BM kuruluşuyla birlikte çalışacaklarını söylüyor.
Ekonomistler Sri Lanka'nın gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde beşini oluşturan çay sektörünün çalışanlarının şartlarının iyileştirilmesinin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade ediyor.

