21 Ağustos 2026
Altın 7118.25
BIST 14514.82
Dolar 48.0638
Euro 56.196
Sterlin 65.3907
Ankara 34°C

Karadenizli Radyo Tamircisi, Elektronik Aletlerin Hurdalarını Satmaya Kıyamıyor

Karadenizli Radyo Tamircisi, Elektronik Aletlerin Hurdalarını Satmaya Kıyamıyor
Ordu'da Gürses usta olarak tanınan Mustafa Aydın (77), 3 ayrı ambarda depoladığı büyük bir kısmı çalışmayacak kadar hurda elektronik cihazları için her ay 550 lira kira ödüyor. Depolarda üst üste

Depolarda üst üste yığılan çoğu çalışmayan elektronik eşyalar arasında kimileri 50-55 yılık olan radyo, plak çalar, renkli ve siyah-beyaz televizyon, daktilo, güç kaynağı, fiş gibi irili ufaklı çeşit çeşit elektronik cihaz bulunuyor.

"Ben yokluk zamanın ustasıyım." diyen Mustafa Aydın, "Zamanında onların parçalarını İstanbul'da Yahudi tüccarlara Karadeniz'den fındık ve tereyağı rüşvet götürürdüm, ben onların kıymetini biliyorum, atamam." şeklinde konuştu.

Aydın, Trabzon'da minareye hoparlör sistemini ilk kurduğunda, "ha bu gavur icadını nasıl camiye taktın?" eleştirisine maruz kaldığını belirtti.

Aydın, mesleğe ilk adımını Trabzon'da 'Rus Ahmet' lakabıyla tanınan Ahmet ustanın yanında başlamış. Mesleği öğrendikten sonra kendi iş yerini açan Aydın, yaptığı radyoların frekanslarını ayarlamak için bir verici yapacak kadar ustalığını geliştirmiş. 1950"li yılların başında bu durum emniyetin dikkatini çekmiş, defalarca aranmasına rağmen vericisi bulunamamış.

Rus Ahmet ustanın yanında çalışmanın kendisi için iyi olmadığını, sakıncalı adam gözüyle baktıklarını ifade eden Aydın, yıllarca 'Rus ustanın yanında yetişmiş olmanın sıkıntısını yaşadığını, sürekli polis baskısı altında tutulduğunu dile getirdi.

Aydın, 1960 darbesine kadar Trabzon'da kalmış. Radyo ustalığı yanında sinemacılık, siyası partilerin açık hava toplantılarının ses sistemlerini kurmuş. Aydın, 1950'li yıllarda Karadeniz'de ilk kez bir minareye hoparlörün Akçaabat'ta kendisi tarafından kurulduğunu ise gururla anlatıyor.

Aydın, "Ancak bu iş bana sıkıntı oldu. Hoca mı, hacı mı diyeyim birisi geldi bana dedi ki 'Ya Gürses Usta ben seni iyi biri sanıyordum ha bu gavur icadını nasıl camiye taktın?' dedi. Ben de ona 'Bu ezanı duyunca şeytan kaçıyor ben hoparlörü şeytanı uzağa kaçırmak için taktım.' dedim ama adamla biraz münakaşa ettik. Daha sonra da bir başkası 'sabah ezan okununca çocuklar uyanıyor' diye kaymakamlığa şikayet etti ama bir şey olmadı." şeklinde konuştu.

Adanan Menderes ve Hasan Saka ile ilgili de anıları var Aydın'ın.

Menderes'in Trabzon'daki bir mitinginde muhalif belediye tarafından ses sisteminin kesildiğini, kendisinin hemen bazı bataryaları alarak sitemi çalıştırdığını anlatan Aydın, "Menderes, nutkundan sonra geldi bana sarıldı 'Allah razı olsun' dedi 'sen olmasaydın sesimi duyuramayacaktım' dedi. Çok iyi temiz adamdı ama onu yediler." ifadesini kullandı.

Kimi zaman ajan gözü ile bakılan Aydın, kimi zaman da mahkemeye verilmiş.

"Trabzon'da iken kendi kendine elektrikli kaynak makinesi yapmıştım." diyen Aydın, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Tabi o zamanlar elektrik çok fazla güçlü değil ben onu çalıştırınca voltaj düşüyor. Trabzon Belediyesi de beni mahkemeye veriyor. 'Gürses Usta bir cihaz yaptı elektriğimizi bozuyor' dedi. Mahkeme bir uzman çağırdı. O dünyada kaynak makinelerini olduğunu söyleyince ben kurtuldum yoksa gitmiştim."

Aydın, 1960 darbesinden sonra Ordu'ya gelerek işyeri açmış. Bir süre sonra da Samsun'a gitmiş. Bafra, Alaçam, Havza, Merzifon gibi yerlerde radyo tamiri üzerine iş yeri açmış. Ses sitemleri kurmaya devam eden Aydın, "Samsun'da Orhan Gencebay'ın da ses sistemlerini ben yapardım. O zaman onun sesi biraz kalındı o sahneye çıkınca yuhalayanlar olurdu. Tabi şimdi çok başka oldu." dedi.

Aydın'ın sinemacılık günlerinden kalan 35 filmi, kasetçilik günlerinden kalan bir kadar kaset ve 250 kadar plağı, bin 700 kadar renkli yada siyah-beyaz televizyonu, kimisi 50-55 yılık 550 kadar radyosu bulunuyor.

Aydın, büyük çoğunluğu çalışmayan bu cihazları ağızlarına kadar dolu üç depoda saklıyor. Halen de kendisine getiren elektronik ürünleri almaya devem ediyor.

Aydın, şunları söyledi: "Ben yolda giderken dağılmış bir radyo görsem gider alırım üşenmem. Belki Karadeniz'de 30-40 dükkanı içi ile birlikte aldım ben adam bırakıyordu radyoculuğu. Bu benim hastalığım ben içkinin tadını bilmem, kumarım yoktur ama elektronik cihazlara dayanamam. Çünkü ben yokluk zamanın insanıyım. Benim zamanımda radyoda yoktu usta da yoktu parça hiç yoktu. Çok bilirim parça olmadığı için söz verdiğim halde yapamadığım radyolar için ağladığımı. Ben o zamanlar Yahudilere tereyağı fındık rüşvet getirirdim parça alırdım. O zaman İstanbul'da Yahudiler satardı bu şeyleri. Onun için biliyorum kıymetini."

(CİHAN)

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir