Altıntaş, yaptığı açıklamada, 12 Eylül'de halk oylamasına sunulacak olan anayasa değişiklik paketinin kapsamının daha geniş olması gerektiğini belirtti. Paketin, ülkenin tüm taleplerine cevap veremese de bu yolda atılmış önemli bir adım olduğunu ifade eden Altıntaş, "Bu anayasa değişikliğine 'evet' demenin daha ileri bir demokrasiye sahip olmak için bir basamak olacağına inanıyoruz." dedi.
Demokrasi taleplerini seslendirme ve demokrasiyi yerleştirme adına millet olarak zor bir dönemden geçildiğini anlatan Altıntaş, şöyle devam etti: "Çektiğimiz sıkıntılar sabrımızı ve demokrasi taleplerimizi geliştirdi. Bugün yaşadığımız gerilim, 60'ların, 70'lerin ve 80'lerin askeri darbesi, 97'nin "balans ayarı"nın ardından gelinen noktayı göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Dikkat çekicidir, zira, sistemi askıya almadan, hükümeti devirmeden, sistem içinde kalarak mücadele etmeyi öğrendiğimizin belgesidir. Aynı zamanda halkın seçtiklerinin de devrilmeden durabilme gücüne ulaştığının ispatıdır."
Altıntaş, Türkiye'de demokratik sistemin aksayan en önemli ayaklarından birinin de yargı sistemi olduğunun altını çizdi. Altıntaş, hem bağımsızlığı hem de tarafsızlığı ciddi bir şekilde sorgulanan ve uluslar arası finans çevreleri tarafında da ürkütücü bulunan yargının içerisinde bulunduğu durumun , bir an önce demokrasi çerçevesinde ele alınarak düzenlenmesi gerektiğini, referandumun bunun içinbir fırsat oluşturduğunu ifade etti.
Şimdi milletin önünde yeni bir fırsat olduğuna dikkat çeken Altıntaş, şu görüşleri dile getirdi: "Terör-darbe-anayasa hattına mahkum olmadan, gerçek anlamda bir sosyal sözleşme için yeni bir anayasa yapabiliriz. Genç ve dinamik Türkiye'nin gelişme hızını destekleyen, yeni fikirlerin, yeni tekliflerin rahatlıkla ifade edilebilmesini garanti eden bir anayasa. 12 Eylül'de sınırlı da olsa bir değişiklik için referanduma gitmek ilk adımdır. Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan devinim, bundan sonra iktidara gelmesi muhtemel bütün partilerden aynı değişimi talep edecektir. Artan genç nüfus, yükselen eğitim seviyesi, toplumda hayat standartlarının yükselmesiyle birlikte, işsizlikten doğan paradoks iktidara talip olanlardan çok daha fazlasını istemektedir. Türkiye'yi yönetmeye talip olanların bundan sonra sürekli yükselen beklentilerle karşı karşıya kalacağı açıktır."