CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamuoyunda partisinin ticaret ve sanayi konusunda “1930’da mı kaldı” diye kaygı duyulduğunu belirterek, ''CHP sanayiciyi ekonominin kamu görevlisi olarak görüyor.” dedi. Denizli Organize Sanayi Bölgesi Konferans Salonu'nda sanayicilerle bir araya gelen Kılıçdaroğlu, partisinin ekonomi konusundaki görüşlerini açıkladı. Kılıçdaroğlu’nun konuşması öncesi Denizli Sanayi Odası (DSO) Başkanı Müjdat Keçeci ilin ekonomisi hakkında brifing verdi. Partisi hakkında bazı kaygıların yaşandığını belirten Kılıçdaroğlu, “Şu kaygı hep yaşanmıştır. Acaba CHP ticaret ve sanayi konusunda ne düşünüyor? Politikaları nedir? Gerçekten hala 1930’lada mı kaldı? CHP yoksa dünyayı yakından izliyor mu? Sanayicinin çektiği sorunlarla yakından ilgilimi?” dedi. Denizli’yi ilginç bir il olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, “İlginçliği şuradan; Denizli, Kayseri gibi, yabancı sermayenin olmadığı, iş adamlarının, sanayicilerinin alınteri dökerek, sermaye koyarak ve risk alarak Denizli'yi Denizli yaptıkları bir kenttir. Bu örneği bütün Türkiye'nin görmesi, kulak kabartması gerekir. Denizli'yi daha ileri taşımak için bütün Türkiye'nin çalışması lazım. Tekstilde bir markaydı, Türkiye'de değil, dünyada markaydı. Ekonomik krizde Denizli kan kaybetti ama Türkiye'den daha fazla kan kaybetti.” diye konuştu. Devlet adamıyla politikacı arasında fark olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet adamı riski önceden görüp önlem alan kişidir. Sıradan politikacı ise riski görür ses çıkaramaz, risk oluşur ses çıkaramaz, insanlar batar, sonra 'dünyada da kriz vardı' der. Aradaki fark budur. Eğer siz riskin geleceğini görüyorsanız, zamanında önlem almazsanız, yaratacağınız krizin faturası ağır olur. Türkiye çekti, Denizli fatura ödedi.” AVRUPA'NIN OTOBÜS ÜRETİM MERKEZİ TÜRKİYE HOLLANDA'DAN OTOBÜS ALDI CHP’nin sanayiciyi ekonominin kamu görevlisi olarak gördüğünü dile getiren Kılıçdaroğlu, sanayicinin kendisi için değil Türkiye için çalıştığını belirtti. Türkiye'nin, Avrupa'nın en büyük otobüs üretim merkezi olmasına rağmen kriz ortamında Türkiye'nin Almanya'dan ve Hollanda'dan otobüs aldığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Hollanda'dan alınan otobüslerin tanesine 1 milyon 200 bin euro ödendiğini, bu otobüslerin yokuş çıkamadığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Hollanda'da dağ yok. Hepimizin sorması gereken soru şu; Türkiye'de otobüs üreten firmalar 56 bin işçiyi kapının önüne koydu 'talep yok' diye. Biz Almanya'nın, Hollanda'nın ekonomik krizini çözmek için otobüs aldık. Bizim milliyetçiliğimiz, önce kendi sanayicimizin ürününü almaktır. Daha ucuz, daha iyi çalışıyor, niye oradan alıyorsun? Bunu sorguladığımız kadar her sanayicinin de sorgulamasını isteriz.” İHTİYACIMIZ VARSA NÜKLEER SANTRAL YAPPALIM Sanayici için rekabetin çok önemli olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, sanayicilerin uluslararası alanda rekabet edebilmesi için ucuz elektrik verilmesi gerektiğini, gerekirse nükleer santral yapılmasını istedi. Kılıçdaroğlu, “Enerjiyi dışa bağımlı hale getirdik. Yüzde 70 dışa bağımlıyız. Bir anlaşma imzaladık, uluslararası anlaşma. Nükleer santral yapıyoruz, eyvallah, ihtiyacımız varsa yapalım. Kilovat saati 13.5 cent, KDV hariç. Sanayicilerden rica ediyorum, Uluslararası Enerji Ajansı'nın internet sitesine girsinler, nükleer santralde elektriğin kilovat saati ne kadardır? 13.5 cent olan dünyada tek ülkeyiz. 20 milyar dolara anlaşma imzalandı. Biz yargıya başvurmayalım diye kanun çıkardılar. Ne oldu? Aynı nükleer santralın daha küçüğünü yapıyor, fiyatlar yarı yarıya düşüyor Rusya'da. Bunun faturasını hep birlikte ödeyeceğiz, büyük ölçüde sanayici ödeyecek. CHP'nin görüşü şu, yanlış teşvik politikalarından vazgeçilmeli, nükleer santral yapılacaksa dünyada sanayicisine kaça fatura ediyorsa bizimki de o kadar olmalı.'' değerlendirmesinde bulundu Ülkenin kaynaklarının adam gibi kullanılması halinde ülkede kaynağın bulunabileceğine değinen Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Bu ülkede ıslık çalanların suçlu, malı götürenlerin suçsuz olduğu düzen varsa elbette bu ülkede kaynak sorunu vardır. Ülkede hak etmediği halde köşeyi dönenler var. Niye bunlar izlenmiyor, takip edilmiyor? Türkiye Cumhuriyeti yolsuzluk açısından da sınıfta kalan ülkedir. Uluslararası Şeffaflık Örgütü verilerine bakın, bunlar doğru değil. Herkesin vergi ödediği bir ülkedeyiz. Madem herkes vergi veriyor, o zaman biz ödediğimiz vergilerin nereye harcandığını sorgulamak durumundayız. Ödenen vergilerin sorgulanmadığı ülkede demokrasi askıdadır.'' CİHAN
