Derviş Eroğlu, Niğde programında ilk olarak Vali Sebahattin Öztürk'ü ziyaret etti. Ziyarette konuşan Vali Öztürk, Eroğlu'nu bir ülke başbakanı olarak değil yavru vatanın başbakanı olarak gördüğünü belirtti. Öztürk, Eroğlu'nu Niğde'de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Hoş geldiniz." dedi.
Gazetecilerin sorularını cevaplayan konuk Başbakan, Rum tarafıyla müzakerelerin ikinci turunda adada güç paylaşımı ve yönetimi konusunun görüşüldüğünü, ancak mutabakata varılamadığını dile getirdi. Birinci turda mülkiyet, toprak, harita ve garantör konularını görüştüklerini anımsatan Eroğlu, "Avrupa Birliği ile görüşmelerde mutabakat sağlanır gibi oldu. Bir de yargı konusunda mutabakat sağlanmıştı. Bu ikinci turda mutabakat sağlanır mı sağlanmaz mı? Bu bizden ziyade Rumların tutumuna bağılı. Rumlar her şeye hayır demeye alışmışlar. Daha fazla taviz nasıl kopartırız düşüncesiyle müzakere masasına oturmaktadırlar." diye konuştu. Rum tarafının dünyada tanınmış bir devlet olmanın ve AB üyesi olmanın avantajlarını kullandığını anlatan Eroğlu, "Rumlar AB'de oluşlarını bir silah olarak kullanarak maalesef uzlaşmazlıklarını sürdürüyor. Daha fazla taviz koparabilme hayali içinde müzakerelere gelip gitmektedirler." dedi.
Türk halkının tavizkar bir politika izlemeyeceğini Rumların bilmesi gerektiğini vurgulayan Eroğlu, "1974'ün üzerinden 35 yıl geçmiştir ve 1975 nüfus mübadelesi anlaşmasına göre güneydeki Türkler kuzeye, kuzeydeki Rumlar güneye geçmiştir. Ayrıca 1975'de Türkiye'den nüfus aktarımı olmuştur. Yani 1975'den beri KKTC'ye yerleşmiş, kökleşmiş insanlarımız vardır. Dolayısıyla bu tablonun değişmesi kolay değil. Artık Rumların yıllardır ortaya koydukları uzlaşmazlıkları terk etmesi, dünyanın da bu uzlaşmazlığı görerek söylemesi gereken bir söz varsa Türk tarafına değil de Rumlara söylemesi gerekir." şeklinde konuştu.
Londra ve Zürich 1959-60 anlaşmalarına göre garantör devletlerden İngiltere, Yunanistan ve Türkiye'nin üçünün birden içinde olmadığı, askeri siyasi ve iktisadi bir topluluğa Kıbrıs'ın alınmaması gerektiğini hatırlatan Eroğlu, şunları kaydetti: "Maalesef AB Yunanistan'ın da baskısıyla Güney Kıbrıs'ı AB'ye almıştır. Rumların uzlaşmazlığının bugüne kadar devam etmesinin bir nedeni de AB'ye alınmış olmalarıdır. Bunun Rumlarda oluşturduğu şımarıklık Kıbrıs'ta bugüne kadar bir anlaşmayı engellemiştir. Hatta 2004 Annan Planını da yüzde 76 oy oranıyla reddetmişlerdi. Şimdi Rumlar o plandan daha fazla taviz içeren bir planın masaya getirilmesinin bekleyişi içerisinde. Bunu da bizim kabul etmemiz mümkün değil."
"Türkiye artık eski Türkiye değildir. Türkiye güçlü bir dünya devletidir." diyen Derviş Eroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye'ye baskı yaparak Kıbrıs'tan taviz koparacaklarını zannedenlerin artık Türkiye'ye baskı yapılamayacağını anlaması gerekir. Türkiye Avrupa'da, Kafkaslar'da ve Orta Doğu'da dünya devleti pozisyonundadır ve Amerika'nın dahi baskı yapamayacağı bir devlet pozisyonundadır. Rum tarafı hala daha Türkiye'ye baskı yapılacağı, Kıbrıs'ta taviz verileceği gibi bir hayal içerisindedir. Bu hayallerinden vazgeçtikleri ve gerçekleri görerek masaya oturdukları zaman bir anlaşma olabilir. Kıbrıs'ta 74'ten sonraki iki devletli yapı vardır. Bu gerçek ışığında hareket edildiği zaman Kıbrıs'ta bir anlaşmaya varılabilir. Aksi takdirde daha yıllarca süren müzakereler olur."
Global krizinden ülke olarak nasıl etkilendikleri sorusuna ise Eroğlu, "Global kriz sadece turizm ve üniversitelerde etkili oldu. Geçmiş 5 yıl yönetimde kalan iktidarın yarattığı olumsuzluklar neticesinde bir ekonomik kriz içerisindeyiz. 19 Nisan seçimleriyle iktidara gelmiş bir partiyiz, dolayısıyla ülkeyi bu krizden çıkartmaya çalışıyoruz. Bizim gündemimizde görüşmelerden ziyade ekonomik kriz var." karşılığını verdi.
Ziyaretin sonunda Eroğlu, Vali Öztürk'e bir plaket verirken, Vali Öztürk de Eroğlu'na üzerinde 'Taç Başlı Kız' resmi bulunan tabak ve Niğde halısı hediye etti. Eroğlu daha sonra Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan ve Niğde Garnizon Komutanı Kıdemli Albay Osman Nuri Erkan'ı ziyaret etti. (CİHAN)

