Aslen Gaziantepli olan Kaplan, Kürt açılımını takdirle karşıladıklarını söyledi. Son yıllarda TRT 6 gibi adımların atıldığını hatırlatan Kaplan, "Fakat daha büyük adımlar da atılması gerekiyor. Fakat daha iyi açılımlar adına daha neler yapılabilir, bunu TBMM'deki vekiller karar verir uygulamalıdırlar. Bunu da kamuoyuyla açık açık paylaşmalılar. Çünkü onlar oy vermiş olan yüzde 80'lik bir kitleyi temsil ediyorlar. Dışarıda bir müdahaleye gerek olmaması lazım, oradaki vekiller kendi iradeleriyle bu meseleyi çözmeleri lazım; iktidarıyla ve muhalefetiyle ortak bir çözüm bulmaları gerekiyor. Çünkü bu sadece hükümetin ve belli bir partinin sorunu değil. Türkiye yıllardır bu meseleyle boğuşuyor ve 'Ben Türkiye'nin iyiliğini istiyorum' diyen herkesin bu süreçte katkısı gerekiyor. Yoksa dış güçler dediğimiz kimseler, Türkiye'nin jeopolitik önemiyle süper güç olmasını istemeyenler tarafından kullanılabilir, kullanılıyor da bu olay." diye konuştu.
Küreselleşen dünyada Türkiye'nin bu adımlarının "takdir edilecek ve ileride övgüyle anlatılacak bir durum" olduğunu kaydeden Kaplan, "Bugün bu adım atılmıştır ve artık geri durmamalı." ifadelerini kullandı. Kürt açılımı "sonuna kadar devam etmeli, hükümet de kesinlikle geri adım atmamalı" şeklinde konuşan Türk vekil, "Çünkü doğru yapıyorlar. Oy kaygısı olmamalı, AB üyeliği için de değil sadece, Türkiye'nin yararına olduğu için devam ettirilmeli. Burada yaşayan Türk vatandaşları olarak da bu gelişmeleri bizden yakından takip ediyoruz." dedi.
CHP İLE MHP'NİN AYNI ÇİZGİDE YER ALMASI "OLAĞANÜSTÜ"
Yeşiller Partisi vekili Mehmet Kaplan, Kürt açılımı tartışmalarında sol eğilimli CHP ile MHP'nin aynı çizgide yer almasını "olağanüstü bir durum" olarak nitelendirdi. MHP'nin tavrını "belli bir yere kadar anlaşılabilir" diyen Kaplan, CHP'nin tutumunu ise eleştirdi. Kaplan, "MHP'nin böyle bir tavrı belli bir yere kadar anlaşılabilir. Çünkü Türkiye'de milliyetçi yaklaşımlarla bu çözüme destek olmayacak muhakkak yüzde 5 ila 10 arası kimseler vardır. Bunun temsilcisi de MHP'dir, çok da doğaldır, İsveç'te de böyle partiler vardır, azınlık da olsa." dedi.
"Fakat Türkiye'de Sosyal Demokrat hareketin öncüsünü olan, mecliste de yüzde 20- 25 arası bir temsil gücü olan, Sosyalist Enternasyonal'de de var olan ve de yıllarca İsveç'teki Sosyal Demokrasi'nin desteğini gören CHP'nin bu tavrını İsveç'tekiler anlayamıyor." diyen Kaplan, "Mecliste gördüğüm Sosyal Demokrat arkadaşlar da bunu dile getiriyorlar. Çünkü sosyal demokrasinin söyleminde eşitlik, demokrasi, özgürlük vardır. Ben de 'Ben solum, sosyal demokratım' diyen CHP'nin bu tutularını şahsen anlayamıyorum, dışarıdan bakınca da anlayabilmek mümkün değil. Kendileri anlayabiliyor mu, onu da bilemiyorum. Çünkü o kadar çelişkili söylemler var ki ortada; bir taraftan ülkenin bölünme riskinden bahsediyorlar, öte taraftan bu hakları vermenin sonu gelmeyeceğini ileri sürüyorlar. Türkiye bu dönemleri de aşacaktır ama bu tavırlar siyasi literatüre girecektir, ileride de 'Nasıl siyaset yapılmaz'ın örneği olarak anılacak CHP. Bu da üzücü bir durum. Burada Sosyal Demokrat arkadaşlarımız da var, Türk kökenli; onlar da bunu üzüntü ile takip ediyorlar. Hâlbuki çok tarihi bir fırsat yakalanmış durumda; sosyal demokratların "Biz de varız, bu taşın altına biz de elimizi sokacağız" demesi gereken bir yerde tam tersi bir tutum üzücü. Ama dediğim gibi, MHP'yi anlayabiliyorum, öyle bir tabana hitap ediyor. Ama tabii ki onlar da yanlış hareket ediyorlar bence. Çünkü milliyetçi ve halk için hareket eden bir hareket böyle bir açılıma nasıl karşı olur, 'Gerekirse bir 30 sene daha dağda dururuz' cümlesini nasıl kullanır? Hadi onlar yapıyor diyelim ama bari CHP bu tuzağa düşmese. Çünkü bu negatif tutumlar, Türkiye'nin jeopolitik gücünü azaltacaktır ve tarih de bunu hiçbir zaman affetmeyecektir. Böyle bir süreç ne kadar az sıkıntı ile atlatılırsa iyi olacaktır, özellikle o bölgede yaşayan halk için." dedi.