Üniversite öğrencilerine doğa eğitiminin verileceği proje, Kızılırmak Kuş Cenneti'nde hayata geçirilecek. Katılımcılara doğa-insan-toplum-kültür ilişkilerini, bu ilişkilerde yaşanan problemleri kavramasına ve çözüm üretme becerilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacak proje ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve biyolojik çeşitliliğe yönelen tehditleri doğru algılayabilen, yüksek çevre duyarlılığına sahip gönüllüler yetiştirmek hedefleniyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı, TÜBİTAK ve OMÜ yönetimi tarafından desteklenen Doğa Eğitimi ve Bilim Okulu projesi, 2 kamp döneminden oluşuyor. Projenin birinci kamp dönemi 12-25 Temmuz, ikinci kamp dönemi ise 20 Eylül-3 Ekim tarihleri arasında yapılacak.
Proje ile ilgili konuşan OMÜ Bafra Meslek Yüksekokulu Organik Tarım Programı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kemal Ayan, projeyi Karadeniz Bölgesi'nde canlılığını koruyabilmiş ve yaşayan tek ekosistem olan Kızılırmak Deltası' yapacaklarını söyledi. Bununla birçok amaç ve hedeflerinin olduğunu dile getiren Doç. Dr. Ayan, kampların lisans ve lisansüstü öğrencilere önemli kazanımlar sağlayacağına inandığını kaydetti.
Projeyle bilginin görselleştirilmesi, etkileşimli bir şekilde aktarımı ve basit bilimsel olguları fark ettirmeyi amaçladıklarını ifade eden Doç. Dr. Ali Kemal Ayan, ''Ekolojik yaşamın bütün unsurlarıyla yaşandığı Kızılırmak Deltası'nda katılımcılara ekolojik temelli bütüncül bakış açısı kazandırmayı, doğanın dilini ve sesini duyurmayı, ekolojik süreçlerin ilişkilerini ve etkileşimlerini izlettirmeyi hedefliyoruz. Ülkemizin çeşitli üniversitelerinden gelen lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yaşayan bir sulak alanda var olan bütün habitatları ve bunların birbirleriyle olan ilişkileri yaşayarak, dokunarak ve örneklendirerek algılamalarını sağlayacağız.'' dedi.
Katılımcılara doğa-insan-toplum-kültür ilişkilerini, bu ilişkilerde yaşanan problemleri kavramasına ve çözüm üretme becerilerinin geliştirilmesine katkıda bulunacaklarını vurgulayan Doç. Dr. Ayan, ''Bu görsel eğitim şölenine katılanlara doğa, doğa koruma, ekoloji ve ekolojik yaşam felsefelerini aktararak, kendi konularında yapacakları bilimsel araştırma ve diğer çalışmalara ekoloji temelinde yaklaşmaları sağlayacağız. Sulak alanların tümüyle, çevresi ile olan ilişkilerini irdeleyerek üstlendikleri görevleri ve bölgeye katabilecekleri potansiyeli ve eko-turizm faaliyetlerini göstereceğiz. Burada bütüncül yaşamı hissettirdiğimiz katılımcılara ekoloji temelli, bütüncül, katılımcı ve etkileşimli bir eğitim sunularak, bu yolla katılımcıların disiplinler arası düşünme ve sorun çözme becerilerini geliştireceğiz.'' şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Ayan, projeyle katılımcılara sulak alanların hayati önemini kavratmayı, kurutulması gereken bataklık alanlar olmadıklarını hissettirmeyi ve sonraki yıllarda yapılacak olan sulak alan doğa eğitim çalışmalarına alt yapı oluşturmayı da amaçladıklarının altını çizdi. Doç. Dr. Ayan, sulak alan ve jetasyonunun en önemli belirleyicisi olan mandaların göl, göl aynası, bataklık, saz, balık, kuş, ıslak çayırlar, fundalıklar, orman ve yerelde yaşayan insanlarla olan ilişkilerini bütüncül bir şekilde inceleyecek, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve biyolojik çeşitliliğe yönelen tehditleri doğru algılayabilen, yüksek çevre duyarlılığına sahip gönüllüler yetiştirmeyi arzuladıklarını da sözlerine ekledi.
