Pekşen, anayasa değişikliği oylamasında evet denilmesi için pek çok sebep olduğunu, ancak hayır denilmesi için hiçbir sebep olmadığını söyledi.
1982 Anayasası'nın askeri darbe ürünü olarak 30 yıla damgasını vurduğunu ve toplumsal mutabakat aranmaksızın millete tepeden dikta edildiğini ifade eden Pekşen, bu anayasa ile uzun yıllar yaşamak zorunda bırakılan kitlelerin her fırsatta itirazlarını dile getirdiklerini, ama sivil iktidarların yetersiz ve cılız tepki verdiklerini belirtti.
Referandumda söz ve kararın millete geçtiğini söyleyen Pekşen, her fırsatta hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden yana görünenlerin ret cephesi oluşturmasına rağmen milletin asil bir suskunlukla mührün kendi eline geçeceği anı beklediğini kaydetti. Anayasa değişikliği maddelerine bakıldığında hayır denecek bir durumun olmadığının rahatlıkla görüldüğünü vurgulayan Pekşen şöyle konuştu: "Askerin, yargının yapısı ve görev alanı düzenleniyor. Sivillerin askeri mahkemede yargılanması garabetine son veriyor. Yüksek Askeri Şura'nın terfi ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrılma işlemleri hariç, her türlü ilişki kesme kararına karşı yargı yolunu açıyor. Bu anayasa değişikliği ile 3 milyona yakın memur toplu sözleşme yapma hakkına sahip olacak. Kadınlara, çocuklara, emekli ve dullara pozitif ayrımcılık getiriliyor. Ombudsmanlık sistemi ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı ise işin kremasıdır. Bu sayede kurumlar, bürokrasi vesayetinden kurtarılıyor. Tıpkı çağdaş ve batı demokrasilerinde olduğu gibi Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısını değiştirip, daha adil ve katılımcı bir yapıya kavuşturulmasına uzanan çok geniş bir yelpazede demokratikleşmeyi pekiştiren unsurları kaplamaktadır."
Pekşen, Türkiye'nin demokratik hukuk devleti olma yolunda önemli bir kilometre taşı olan referandumda, evet çıkması halinde daha kaliteli ve batı standardında demokrasi yolunda yeni kazanımlar elde edilecek bir evreye geçileceğini de kaydetti.