Sancak, MHP'nin Cumhurbaşkanlığı seçimindeki 367 krizinde göstermiş olduğu tavrın halkın gözünde yükselmesini sağladığını hatırlatarak, "MHP, güzel işler de yaptı ancak şimdi milletin, tabanının sesini dinlemiyor. MHP'nin üzerindeki bir kısım güç odakları, serbest iradeleriyle hareket etmesine engel oluyor." dedi. Darbe döneminin Manisa'daki Ülkü Ocakları başkanlığını yapan Sancak, MHP'li yöneticilerinin kendilerini hedef alan sözlerine karşılık ise şöyle konuşuyor: "Bize ülkücü müsveddeleri diyorlar. Ben, bundan gurur duyuyorum. En azından ülkücü olduğumuzu teyit ediyorlar. Biz müsveddeysek, bunlar ne? Çileyi çeken, cezaevlerinde yatan, işkence gören, davaya sadık kalanlar, makam peşinde koşmayanlar biziz. Devlet Bahçeli hangi çileyi çekmiş. Ülkücüleri hedef alan birtakım MHP yöneticilerinin sarf ettiği sözler ise seviyesizlik."
"DARBECİLER MEŞRU GÖRÜLÜYORDU, ARTIK YENİ ANAYASA İLE BU CESARETİ ALAMAYACAKLAR"
Kırıkkaleli olan Murat Sancak, futbol ve atletizmdeki başarısını Spor Akademisi ile taçlandırmak için Manisa'da üniversite eğitimine başlamış. Hatta o zamanlar İzmir'de yapılan yarışmalarda birçok derece elde etmiş Sancak. "Biz inançlı olduğumuz için ellerimiz silah değil, kalem tutanlardık." diye konuşan Sancak, üniversite yıllarında Marksist öğrenciler tarafından dine ve inançlara hakaretler nedeniyle ülkü ocaklarına girmiş. Manisa'da ülkü ocaklarında 7 yıl görev yapan 12 Eylül mağduru Sancak, 400 kişilik okulda 20 kişinin ülkücü olduğunu ifade ediyor. Darbenin olduğu gün kendileri için de yakalama kararı çıkarıldığını hatırlatan Sancak, hiç tereddüt etmeden Peygamber Ocağı olarak gördükleri orduya teslim olmuşlar. Ancak onlar gönül muhabbeti ile bağlandıkları Türk Silahlı Kuvvetleri'nden işkence göreceklerini hiç düşünmemişler. Günlerce işkence gördüklerini anlatan Sancak, "Zor koşullarda hayasız işkencelere maruz kaldım. Onurumuzu çiğnediler. Falakadan, elektrik vermelerinden vazgeçtik, en çok gururumuzu kıran bizi çırılçıplak soymalarıydı. İşkence odalarında ellerimiz arkadan kelepçeli şekilde, gözlerimiz bağlı çırılçıplak şekilde işkencelere maruz kaldık." dedi. 12 Eylül'deki Referandum'un 1980 yılı için bir hesaplaşma olacağını vurgulayan Sancak, "Ordu bizim ordumuz. Ancak Türkiye'yi bölmeye çalışan, suç işleyen ordu mensuplarının yargılanması gerekir. Darbeyi yapanlar meşru olarak görülüyordu, artık yeni anayasa ile bu cesareti alamayacaklar." dedi.
