Mahruki, "1997 yılında Kandilli Rasathanesi'nde katıldığımız bir seminerde Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara bize bir sunum yaptı. Türkiye'nin deprem gerçeğini, Marmara Bölgesi'nin, İstanbul'un durumunu anlattı. Özellikle deprem konusuna çok ağırlık vermemiz gerektiğini, çünkü İstanbul'da, Marmara Bölgesi'nde yıkıcı bir depremin beklendiğini söyledi." dedi. Mahruki Kandilli Rasathanesi'nin bu bilgiyi birçok kurum, kuruluş ve kişiyle paylaştığı halde bunları ciddiye alan tek kurumun AKUT olduğunu savundu. Mahruki "Bunun üzerine biz deprem çalışmalarımızı hızlandırdık. Kurulduktan sonra bünyemize her yıl bir ekip daha ekledik." dedi.
Marmara depremini örgütlü bir yapıyla karşıladıklarını, dolayısıyla devletin depremin şiddetini ancak 24 saat sonra algılayabildiği bir dönemde AKUT'un hiç zaman kaybetmeden görevi başında olduğunu söyledi. AKUT'un görevinin yalnızca arama kurtarma olduğunu belirten Mahruki, Gölcük'te bulunan Donanma'nın da depremde ciddi yara alması ve başka da örgütlü bir yapının bulunmaması nedeniyle yardımların dağıtımını da AKUT'un üstlendiğini belirtti. Mahruki, Türkiye'nin kurumlarına sirayet eden hastalıkların Kızılay'ı da etkilediğini söyleyerek, Kızılay'ın Marmara depreminde büyük bir başarısızlık yaşadığını söyledi. Mahruki deprem kuşağında yer alan Türkiye'nin AKUT'a ihtiyacı olduğunu, AKUT'un da gönüllü üyelere ihtiyacı olduğunu belirterek gençleri AKUT'a üye olmaya çağırdı.
