1. YAZARLAR

  2. Nazlı TANSALIÇ

  3. Meclis mi Tribün mü?
Nazlı TANSALIÇ

Nazlı TANSALIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Meclis mi Tribün mü?

A+A-

Meclis mi Tribün mü?

‘Büyük aşklar büyük kavgalarla başlar’ denir ya;  ben Meclisteki atışmaların sonunda büyük bir aşk doğar diye bekliyorum..

Biliyorum biraz ironik bu düşünce ama ozanlar bile bu kadar iyi atışamaz ya da boksörler bu kadar iyi yumruk atamaz gibime geliyor.

Meclis TV’de her gün bir olay!. Bu Anayasa Değişikliği Paketi, o kavga gürültünün arasında ne kadar doğru ve ne kadar çabuk geçer orası bilinmez.

Bildiğim tek şey Meclis, ülkenin önemli kararlarının alındığı bir yer olmaktan çıkıp ringde mücadeleye benzeyen görüntülerle dolu ve burada kavganın en yoğun yaşandığı, hitapların sınırları zorladığı anlara bizlerde evlerimizde canlı yayınlanan Meclis TV’den şahit oluyoruz.

Bir vekile mikrofon uzatıldığı zaman vekil; “Ben ayırmaya çalıştım; yoksa dayak yiyecekti” diyebiliyor bir başka arkadaşı için. Hâlbuki o mikrofon uzatıldığında bunu anlatan kişinin ülkenin ferahı, refahı için yeni yollar arandığını; gece gündüz bunun üzerinde toplantılar yapılarak görüşüldüğünü söylemesini beklerdim.

Yine ilginç anlara sahne oldu meclis. Hani vardır ya -boğaz köprüsünden atlama modası- şimdide ‘mecliste kim daha iyi kavga eder kim daha çok gündem yapar’ kavgası var kanımca..

CHP Kayseri Milletvekili Şevki Kulkuloğlu, Genel Kurul’da görüşmeleri devam eden Anayasa değişikliği teklifinin 16.maddesinde verdiği önerge üzerine söz aldı. Söz aldı almasına ama bir anda en sert atışmalar yaşanmaya başladı hatta; ''Ben kıvırtan bir başbakan istemiyorum'' diyerek, elinde ''Kıvırtan bir başbakan istemiyorum, ya sen?'' yazılı dövizi kaldırdı. Belli ki özel hazırlanmış bugüne.. Yorulmuş... Ama keşke bu hazırlıklar yerine çözüm üreten projeleri ile o kürsüde konuşuyor olsaydı!!

Bu konuşma sırasında AK parti sıralarında sesler yükseldi ve ortalık herzamanki gibi yine karıştı. Bunun üzerine Meclis Başkanı Şahin, Kulkoğlu’ndan bir savunma istedi ama ilginçlikler serisi hız kesmeden devam etti. Kulkuloğlu, bu kelimenin (kıvırtma); ''Verdiği sözü yerine getirmemek için geçerli, geçersiz birçok nedenler öne sürmek, yapmak istememek, yan çizmek'' anlamını taşıdığını belirterek, ''Ben haddimi aşan, Sayın Başbakan'a hakaret eden bir söz söylemek için bunu sarf etmedim. Gerekçelerini sıraladığım, Sayın Başbakan'ın söz verip de yapmadığı siyasi eylemleriyle ilgili bunu söyledim. Haddini aşan, kötü söz sahibine, yani bana aittir'' diye konuştu.

Artık bu yaşanan bu olaylar, sokaktaki insanlar arasında trajikomik tartışmalara yol açmaya başladı bile. Mesela, dün akşam arkadaşlarım tarafından kavga olayını ağır çekimde izlenmesi gerektiğini bu şekilde kimin iyi ofsayttan yumruk attığının belirlenebileceğini veya cep telefonunu fırlatan vekilin parti sahasının kapatılıp kapatılmayacağının üzerine yorumlar yapıldı.

İşin doğrusu şu ki; millet meclisimiz futbol tribününe dönerken futbol tribünlerinden ülkenin dış politikasını yönlendirecek karar tezahüratlar duyulmaya başlandı.

Aslında hepimiz bu ülkenin iyiliğini düşünüyoruz ama uzmanlığa saygı göstermek gerekir..  İçimden bir ses, tribünlerdeki taraftarları meclise, meclisteki vekilleri tribünlere almak gerekiyor diye düşünüyor ne dersiniz?

(Yazımı yazarken, bana ilham verdiği için Bay Goldblum’a teşekkür ederim..)

Günün Sözü:

SEN DOĞRUDAN AYRILMA, EĞRİLERİN ÇOKLUĞU SENİ ŞAŞIRTSA BİLE…” Anonim      

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.